Corona virüs, nam-ı diğer covid-19 hiçbir yere gitmiş değil. Geçen sene bu vakitler;
Okullar kapalıydı. Şimdi öğrencilerin çoğu tıpış tıpış gidiyor, geliyor okullarına; anaokulları, kreşler de öyle açık.
Camilerin kapısına kilit vurmuşlardı. Epey oldu açılalı, cemaatin dikkat ettiği söyleniyor filan ama bu mümkün değil. Elini yüzünü halıya sürmek zorunda insanlar secde ederken, camideki herkesin kendi seccadesiyle ibadet ettiğine inanmamı beklemesin kimse.
Restoranlar, kafeler, lokantalar kapalıydı. Şimdi güya %50 kuralı filan ne haltsa, kapıları açık, müşteriler içeride sonuçta.
Berberler, kuaförler kapalıydı. Artık her şey serbest.
Halı sahalar, spor salonları vs. kapalıydı. Şimdi hiçbir engel yok, evin önündeki halı sahada güneş batana kadar top koşturuyor gençler.
Onca düzenlemeye rağmen toplu taşıma araçlarına insanlar binmemek için çaba gösterirlerdi. Bir koltuk boş bir koltuk dolu uygulaması vardı, ayakta yolcu alınmazdı, buna rağmen boş olurdu metro, otobüs, minibüs vs. Epeydir hiçbir mâni yok, tıka basa dolu hepsi, görüyorum, mecbur kaldığımda da kullanıyorum çaresiz.
Şehirler arası yolculuk kısıtlanmıştı. Özel izinle, ancak gerekliliği ispat edildiğinde kent dışına çıkılabiliyordu. Uzun zamandır herhangi bir engel yok buna, herkes istediği yere gidebiliyor.
Çalakalem yazarken hatırladıklarım bunlar. Biraz daha anımsamaya çabalasam başka şeyler de gelir hatırıma. Özetle, geçen sene bu vakitler virüsün bulaşıcı etkisinden korunmak için devletin kamusal alana dayattığı önlemler söz konusuydu. Bugün ise yukarıda saydıklarımın hiç birisi uygulanmıyor. Okullar, camiler, toplu taşıma, spor salonları, lokantalar, kafeler, -mış gibi yaparak normalleşmenin, zincirlerinden boşalmanın tadını çıkarıyorlar. İnsanlar zaten hazırdılar bu özgürlüğe, kısıtlanmış olmanın getirdiği sıkıntı hemen herkesi bunaltmıştı iyiden iyiye.
Şimdi, bu satırlardan ve çizdiğim tablodan hareketle salgının etkisinin azaldığı, yok olmaya yüz tuttuğu ve yaşamın zaferini kutlayan insanların bu mutluluğun tadını çıkardıkları sonucuna varabilir miyiz?
Aşağıda bugün, yani 12 nisan 2021 itibarıyla ülkemizin durumu gösteren bir kaç grafik ve tablo var. Şimdi onlara bakalım.
Geçen sene, 28 martta yazdığım postu anımsatayım size. O yazıya baktığınızda hem alınan tedbirleri, hem de yukarıdaki tablonun o zamanki halini göreceksinizdir. Artan sayıların dehşetini, dünya genelinde üst basamaklara bir sene içinde kararlı adımlarla yükselen ülkemizin durumunu daha iyi kavrayabilirsiniz.
Şimdi bir başka grafik:
Türkiyedeki günlük vaka sayılarının izlediği seyir bu tabloda gayet net görülüyor. Yukarıda size geri dönüp bir göz atmanızı istediğim eski post, birinci dalga sırasında yazılmıştı. Üzerine kayda değer bir dalga daha yaşandı sonbaharda, ama şimdilerde yaşadığımızın öncekilerin hepsinden daha korkunç olduğunu bize gösteriyor grafiğin sağ kısmı. Mart ayından bu yana gerçek bir tsunami söz konusu.
Vaka sayıları yanıltabilir diye düşünecektir bazıları, o zaman aktif hasta sayısına bakalım bir de:
Yanıltmıyormuş. Üç dalgayı da, tsunamiyi de burada net bir şekilde görebiliyoruz.
Peki, vefat sayıları hakkında ne söyleyebiliriz? Güney Afrika, İngiltere ve Brezilya mutasyonlarından bahsediyor bilim adamları, hepsinin ortak özelliği virüsün daha bulaşıcı ve daha ölümcül hale gelmesi. Tehlikenin büyümesi. Bu mutasyonları da göz önünde bulundurarak ülkemizde covid-19'dan kaynaklı ölüm sayılara dair grafiğe bakalım şimdi:
İkinci dalganın vaka sayılarına dair grafiği yukarıdaki ölüm sayılarıyla birlikte değerlendirmek gerek, sonra da bugünlerde yaşadığımız üçüncü dalganın vaka sayılarının ikinci dalgaya kıyasla ne kadar yüksek olduğuna bakarak üçüncü dalganın yakın gelecekte yani bir kaç hafta içinde yaşanacak ölüm sayılarına dair tahminde bulunmak zor olmaz. Özetle, günde bin kişinin covid-19 salgınından dolayı öldüğünü günleri göreceğiz diye ürperiyorum.
Peki, şu anda, bu aralar günde 250+ kişi hayatını kaybediyor da, insanların gündeminde ne kadar yer alıyor bu durum? Normalde dehşet verici bu durum kimsenin sikinde değil. Yüz tane emekli amiral içeriği doğru, üslubu gerizekalılara yaraşır bir bildiri yayınladı, millet darbe psikolojisine büründü. Futbol, hakemler, TV dizileri, survivor yarışmaları, kısır siyasi çekişmeler, boş bomboş muhabbetler, günde 250+ kişinin önlenebilir, önüne geçilebilir, tedbir alınabilir bir salgından ötürü hayatını kaybetmesinin önüne geçiyor.
Kimsenin sikinde değil ya...
Bu ölümün zaferidir.
Vallahi bu yaşadığımız yer cehennem, ve Allah bizi onun içine kapattı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!