28 Ekim 2020 Çarşamba

Bostancı Üzerine...

 

Cumartesi günü taşındık. Dört gün ve gece geride kaldı yeni evimizde. Havva’nın iş değiştirme süreci ve bu geçiş döneminde halletmesi gereken ekstralar zaten hanımımı yeterince yoracak bir sürü meşgale yaratmışken, taşınmak apayrı bir altüst oluş; gayret, emek, zahmet, eziyet. Tamam kimse bizi zorlamadı taşınmamız yönünde ama bu ikisinin çakışması gerçekten tüketti bizi. Ben bir parça daha iyi durumdayım, nakliye, boya, marangoz, tesisat, elektrik gibi ya da kitaplık gibi konularla, yani eril iktidarın payına düşen işlerle ilgilendim daha çok, ama Havva benden çok daha fazla yıprandı: Evi toparlamak kolay iş değil; mutfak, giyim, perde, halı, şu, bu, bilumum kırılacak şeyin toparlanması, ardından yerleştirilmesi zaman alan netameli işler. Dediğim gibi ayrılacağı işte üzerine aldığı bir sürü şeyi bitirmesi, teslim etmesi bu hengâmede hiç kolay olmadı, hala da toparlayamadı, mesaisine sigara molası verdiğinde mutfağa geçip bir koli açıyor, gelişigüzel dolaplara kaldırıp sonra elden geçireceği zamana dek ortalıktan kaldırmakla uğraşıyor.

 

Yeni evimiz, taşındığımız evle kıyasladığımızda taban tabana zıt bir hayat sunuyor bize. Fatih eskiydi, Bostancı yeni bir bina. Fatih’in duvarlarına matkap girmiyordu – o derece kalın ve sağlamdı, burada ise elektrikçi tavana avize asmakta zorlandı, duvarlara tık tık çivi çakıp tabloları asabildik mesela. Fatih’te matkap zor delerdi duvarları. Fatih, güney ve doğu cepheye bakan, binanın dördüncü katındaydı, evin müthiş güneş alan bir konumu vardı. Yeni dairemiz ise önü çok açık olduğu için ışık alsa da, sadece kuzey cepheye bakıyor, dolayısıyla doğrudan güneş ışını vurmuyor pencerelerden içeri. Tabi bu durumda çamaşır kurutma makinesi şart oldu. Bakalım. Fatih’teki duvarların kalınlığına değinmiştim, komşuların sesini, gürültüsünü duymazdık hiç, hakeza onlar da bizi. Kaç defa merdivende rast geldiğimiz zaman bana ‘bir yerlere mi gittiniz? Hiç ses gelmiyor sizin evden’ diye sorulmuştur. Yeni evimiz öyle değil. Bugün üst kattan EBA eğitimini dinledim. İki muhit arasındaki fark da bu kadar çarpıcı: Fatih kozmopolitliğin kaotik bir hale evrildiği, kalabalık, karmaşık, karışık bir yerdi, eski Fatih’in ruhuna fatiha okunalı çok oldu zaten. Bostancı daha sakin, düzenli. Fatih’teki evimizde trafik gürültüsü, trafik kavgası, korna sesi, egzozları insanları rahatsız etsin diye ayarlanmış motosikletlerin orospu çocukluğu hiç bitmezdi, yeni evimiz ise bu sıkıntılardan tamamen azade. Bununla beraber yakınlarda bulunan lunaparktan korku/heyecan çığlıkları her gece kulaklarımıza geliyor, evin az ötesinde halı sahalar var, oradan da top oynayan değişik yaş gruplarından insanların neşeli bağırışları. Fatih’teki evin her bir yanı çarşıydı, çeşitli süpermarketlerden sıra sıra manavlara, kuruyemişçilerden kasaplara, terziden bir milyonculara, baharatçılardan şarküterilere, kırtasiyelerden nalburlara, tüm ihtiyaçlar evin çevresindeydi, paçacıdan veterinere kadar. Burada öyle değil. Bu açıdan zor bir muhit burası.

 

Havva memnun. Havva mutlu. Havva başından beri benden fazla ısınmıştı bu eve, şimdi de tüm yorgunluğuna, hatta tükenmişliğine rağmen hiç şikâyet etmiyor.

 

Kedi de alıştı.

 

Sıra bende. En azından asansörlü bu ev. 

16 Ekim 2020 Cuma

Pılıpırtı ve Benzeri Uğraşlar Üzerine...

 33 (Otuz üç) koli kitap mı olur ya...

Taşınma işleminden önce, toplanma-toparlanma aşaması var ve bu berbat bir meşgale. Üstelik, şimdikinden daha küçük bir eve geçiyoruz. 

Yeni evin boyası, elektriği tamam. 

Ama taşınmak... Öffff... 

8 Ekim 2020 Perşembe

Tahinli Çörek Üzerine...

 

Tahinli çörek bağımlısı bir adamım. Benim için dünya bir yana, tahinli çörek bir yana. Neredeyse her pastanenin, fırının tahinli çöreğini denemek gibi bir merakım var. Bu mereti her yerde bulabilirsiniz ama hepsi aynı kalitede, lezzette değil. Nasıl corona virüsünden korunmak için kullandığımız maskelerin %95’inin standart dışı, yani işe yaramaz ve işlevsiz olduğu açıklandıysa, tahinli çörek yerken de ağzınızda tahinden çok şeker ya da tatlandırıcı olduğunu tahmin ettiğiniz şeyleri hissedeceksinizdir; bilimsel analiz yapmadığımdan kıçımdan sallayacağım ama tahinli çörek diye satılan mamullerin %95’i standart dışı olduğunu söyleyebilirim rahatlıkla.

 






İki fırın/pastaneyi müstesna bir yere koyarım bu tahinli çörek mevzuunda: Kovan Fırın ve Backhaus. Diğer ürünleri hakkında konuşamam çünkü değerlendirme yapabilecek deneyimim yok, ama tahinli çörek konusunda benim nazarımda zirveyi paylaşan iki mekândır bunlar. Backhaus’ten en son iki sene tehinli çörek yemiştim, annemlerin Yeşilköy’den taşınmasının ardından yaşam çevremde bulunmadığından Backhaus gömüyorum ne zamandır, haliyle tahinli çöreklerini de yiyemiyorum. Kovan Fırın ise çok sayıda şubesi olan yaygın bir ağa sahip, dolayısıyla kendileriyle aşkım devam ediyor. Backhaus’tan daha küçük onların tahinli çöreği, ama tahin oranı daha yüksek ve biraz daha kavruk (yanık demedim, kavruk) bir tadı var.

 

Gelelim ekonomik göstergelere: Backhaus’dan 2018 yılında aldığım son tahinli çörek için 7,5TL ödemiştim. Annemler taşındı Yeşilköy’den, benim de yolum oralara düşmediğinden kısmet olmadı tahinli çöreklerini yemek. Bugün için fiyatının 15TL olduğunu öğrendim internet sitelerinde. Kovan’ın tahinli çöreğinin seyrine daha yakından vakıfım; şubesi çok, ayrıca arıza kayınpederim de bana benziyor tahinli çörek sevdasında, onu mutlu etmek için de sıklıkla uğruyorum oraya. Kovan’ın tahinli çöreğinin fiyat artışını gayet yakından takip edebilmemin nedeni bu:

 2017 senesinde 2,5TL

2018 senesinde 4TL

2019 senesinde 7,5TL

2020 senesinde 9 TL.

 

Özetle Backhaus’un tahinli çöreği son iki sene %100 zamlanmış, Kovan’ın tahinli çöreği daha da fazla, fiyatı iki sene içinde %125 artmış.

 

Çok değil, 5-6 yıl önceye kadar ‘ev alan kazanır’ diye bir söz söylenirdi; İstanbul özelinde konuşacak olursak gayrimenkul fiyatları hemen her zaman enflasyon oranının üzerinde artardı bu şehirde. Lakin durum değişti, o kadar çok yeni konut yapıldı ki, bu defa konut enflasyonu söz konusu. Üstelik şehir merkezine uzak, daha yaşanabilir çevrelerde yapılan lüks siteler, raylı sistemlerin ulaşımı kolaylaştırmasıyla daha cazip hale geldi. Şüphesiz şehrin aşırı göç ile şişmesinin yanı sıra kimi Suriyeli kimi İranlı kimi bilmem ne bela unsurların akın akın downtown’a yerleşmesinin de bu tersine nüfus hareketinde rolü var. Her neyse, artık ev fiyatları yükselmiyor. Tahinli çörek müthiş prim yapsa da gayrımenkul tüm havasını kaybetti; artık yatırımlık değil, oturumluk konutlar. Biz de oturmaya karar verdik, yeni ev aldık. Evin parasını öderken sahibinden.com’daki emlak endeksi bölümünde geçen seneye kıyasla yeni evimizin  %26 prim yaptığı bilgisini hatırladım, parayı eve gömmek yerine tahinli çöreğe yatırsam, seneye böyle iki ev alırım diye geçirdim aklımdan.

Arada bir de yerdim.

Boya, marangozluk gibi işleri bitirdikten sonra yakın zamanda nerede oturduğum sorusuna Bostancı diyeceğim günleri bekliyorum şimdi.

Oralarda kaliteli pastaneler de vardır belki, kim bilir?