Ağzına tükürülesi Z Kuşağının mümtaz bir üyesi olan Mustang,
beni hayatın karanlık tarafına sürüklemeye devam ediyor. Detaylara
gitmeyeceğim, buradan ayrılıp ayrı bir eve tek başına geçme hayali ne zamandır
dilindeydi. Havva buna onay vermeyeceğini söylemişti en baştan, ama kesin bir
tavır koymaya gerek görmemiş, ‘ayrıldığın takdirde benden aldığın haftalıktan
başka hiçbir katkı göremezsin’ gibi laflar etmişti, maddi olarak oğlunun bu
arzusunun imkânsız olduğu kanaatindeydi o nedenle fazla da kafasına takmamıştı
bu durumu. Gel zaman git zaman, Mustang bir cafede çalışmaya başladı, daha önce
bu konuda yazmıştım düşüncelerimi. Annesinden haftalık, babasından haftalık, babaanneden
harçlık, evini birlikte müzik yaptığı grup üyeleriyle kullanacağı stüdyoya
çevirmek için o arkadaşlarından alacağını umduğu garanti para filan derken,
ansızın evden ayrılabileceğine dair bir özgüven patlaması yaşadı, dün gidip bir
ev bakmış Ortaköy’de, çok beğenmiş, bir de biz bakar mıymışız. İstediği görüş,
teklif, öneri değil, onay. Bu arada konuyu baba tarafıyla önceden paylaşmışmış,
onlar destek olacaklarını temin etmişler, eşya vs. anlamında. Havva krizlere
girdi tabi, öncelikle bir taneciği (o
taneciğe sıçayım) gözünün nuru (o
nuru… anladınız) henüz 18,5 yaşına gelmeden ayrı eve çıkacak diye bir duygu
patlaması yaşadı, ikinci olarak da olan biteni en son öğrenen zurnanın nihai
deliği olduğunu idrak edip hem oğluna hem de baba tarafına karşı şiddetli bir
öfke fırtınasına tutuldu. Çok kırgın.
Bugün Havva işe gitmek zorunda olduğu için, bu emrivakinin süjesi
ben tayin edildim. İki sene evvel veli toplantısına gittiğimde dehşetle tecrübe
ettiğim grotesk duyguları, kavram karmaşasını bugün aynı çatı altında yaşamak
dışında ortak hiçbir yönümün bulunmadığı bu kuyruksuz hayvanın beğendiği daire hakkında
kendisine onay vermek üzere gittiğim evde yaşadım. Çünkü itiraz istemiyor, kabullenmiyor, beklentisi
onay. Onay almazsa da gidecekti zaten. Neyse, eve gittik, kümes gibi değildi,
çöplük de sayılmazdı, zemin kat, 2+1 80 metrekare, güzel bir muhit. (Fatih’ten
güzel olduğu kesin.) Ama gerizekalı olduğu için depozito ve kira ile bu işin
olacağını sanmış, emlakçı olgusu
hakkında dün akşam sorduğumuz sorulara hiç kulak asmamıştı, eh, bir de emlakçı
parası var tabi. Sonuçta ne kadar birikmişi olsa da daha kapının kilidini
açmadan 1800+1800+1800=5400TL para yok cebinde. Dün sorup öğrenebileceği ama
hayal âleminde yaşadığından önem vermediği bir konu götüne girdi ansızın. Boşu
boşuna gittik. Kös kös geri döndü(k). Emlakçıdan değil, sahibinden ev bakmasını
tavsiye ettim, bir de biraz daha para biriktirmesini.
Mutsuzluk sırası Mustang’te. Çünkü (başa dönüyoruz) boklu Z
Kuşağı bir şey istediğinde o şeyin mutlaka olmak, hem de hemen olmak zorunda
olduğunu sanıyor. “Annenle ben, şu an evimizden taşınsak, daha güzel bir
muhitte kiraya geçmek istesek, 300-400TL’lik farklar bizim için belirleyici
olur, kira konusunda birinci kriter ekonomik parametredir” gibi laflar ettim,
kendisine Guarani Kabilesinin öteki dünya
inancından bahsediyormuşum gibi ilgisiz ve anlam veremeden baktı gözlerime.
Üçlemeyi tamamlamak için Z
Kuşağının ağzına sıçayım diyerek bu yazıyı sonlandırayım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!