6 Aralık 2019 Cuma

Son Nefeste İman Etmek Üzerine...


Bir devir kapandı. Altı gün önce, 30 Kasım günü, Türkiye’de gene kadın cinayetleri, günlük FETÖ gözaltıları, Cüneyt Çakır’ın aynı anda hem Fenerbahçeli, hem Beşiktaşlı, hem Galatasaraylı olması ve her bir taraftar grubundan ayrı ayrı ana avrat küfür yemesi, rutin siyaset kavgaları, iftiralar, yalanlar, dolanlar, çekememezlikler, acı yarıştırmalar, kin kusmalar devam ederken, paramparça bölünmüş toplumun ötekinin sadece ölmesi ya da defolması değil, cehenneme gitmesine dair ettiği samimi bedduaları, dış politika atarları, iç politika hey heyleri sürer, velhasıl bu topraklarda ezelden ebede her şey aynı ve hiçbir şey değişmeyecekmiş gibi kilitli görünüp bizler de bu hayata zincirliyken Slayer müzik hayatına son noktayı koydu, bitirdi, veda etti.  









Orta üçte Jill Conyers’in (matematik) bütünlemeye bıraktığı tek öğrenci bendim, sınavı geçtiğimi öğrenince eve koşmuş, kasedi koyduğum teybin sesini sonuna kadar açıp Live Undead eşliğinde çılgınca dans etmiştim. Slayer ve dans, evet. Sakin, ciddi, çoğu kişiye göre ağırbaşlı görünen kişiliğimin altında yatan çılgın, muzip, haylaz yanın dışavurumuydu Slayer; ergenliğimde dahi olgun bir tabiata sahip olduğumu dile getiren insanların nasıl olduğunu anlayamadıkları, bana yakıştıramadıkları müzik zevkim, aslında düpedüz ruhumun derinliklerindeki hayvani oturma odasıydı. Ben hep orada yaşadım, halen yaşıyorum, ama başkalarını salonda ağırlarım hep. Orayı bilirler sadece. Bir oturuşta yarım kilo çokokrem kaşıklamak, evlenmeden birkaç sene önceye kadar (her gün demiyorum tabii) sabah ayrı, öğlen ayrı, akşam ayrı üç kadını aynı yastık – çarşaf üzerinde ağırlamak, gece 2am’de yataktan kalkıp civilization oynamaya başlamak, bozuk sifonla senelerle idare etmek ya da mutfakta ocak olmadan yıllarca yaşamak gibi, her biri ayrı bir ohaaalık konu, benim gibi düzgün bir adama yakıştırılmaz herhalde. Boktanlığımı buraya dökmenin de bir alemi yok, bütün blog şahit zaten. Evet, içimde bir kötü çocuk var ve Slayer müziğiyle, sözleriyle bu kötülüğü ya da yaramazlığı ifade ediyordu. Hala da ediyor, en çok dinlediğim grup; Hannemann öldükten ve canım Lombardo gruptan üçüncü kez kovulduktan sonra bile hala ve hala Slayer…


Son konserlerine dair raw videolara göz attım. Konser bittiğinde orrrrrrrrrrrospu çocuğu Kerry King embesil hareketler, selamlarla veda etti sahneye, sefil Gary Holt herkesi ayrı ayrı kucaklamanın derdindeydi, grubun stepne bateristi Paul Bostaph saçma salak dolaştı ortalarda. Sonra, Araya geldi, Tom Araya. Dakikalarca sahneden sessizce, kımıldamadan seyircilere baktı, baktı, baktı. Tezahürat tüm coşkusuyla sürüyordu araya tepkisiz bir şekilde seyircilere bakarken. Gözlerinden yaş akıyor muydu, ruhunda deprem mi yaşıyordu yoksa içinden bir parça mı kopuyordu o an? Belki hepsi birden. Havva, yıllar önce Still Raining isimli konser kaydının sonunda Araya’nın seyircileri selamlarken ‘see you in Hell’ diye haykırıp gülmesine şaşırmış, Araya’nın insan olduğuna ilk defa inanmaya başladığı, çünkü çok güzel güldüğünü mırıldanmıştı. Slayer’da insanî hiçbir şeye rastlamak mümkün değil, o yüzden kadıncağızın böyle hayret etmesine şaşırmamalı.

Veda konserinin sonunda, Tom Araya, en olmadık, en beklenmedik duygu fırtınasının sonunda mikrofona yaklaşıp kekelercesine konuştu.
“Teşekkürler. Çok teşekkürler. Size, vaktinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür etmek istiyorum. Vakit, değerlidir. Ve size vaktinizi bizimle beraber geçirdiğiniz için teşekkür ederim. Sizi özleyeceğim millet. Ama en önemlisi, hayatımın bir parçası olduğunuz için SİZE teşekkür ederim. İyi geceler. Emniyette kalın.”


Slayer’in ne olduğunu bilmeyenler, bu yazının, anlatmaya çalıştığım hali, benim ve Havva’nın şaşkınlık ve anlamazlık arasında gidip gelen duygularla bu videoda neler hissettiğimizi idrak edemezler. Varsın olsun. Dünyadaki bütün kötülüklerin şarkısını yapan bu adamların müzik yapmayı bıraktı ve Araya’nın sahneden son sözleri neredeyse Allaha emanet olun anlamına geliyor. Bitti.

Şeytan bile tövbe eder belki, kim bilir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!