26 Aralık 2019 Perşembe

At Kafası Üzerine...


Mustang iki gün önce, part time da olsa hayatında ilk kez bir iş yerinde çalışmaya başladı. Güzel, şirin ve büyükçe bir cafede, hem çalışanların hem müşterilerinin çoğunlukla öğrencilerden oluştuğu Havva ile beraber ara sıra gittiğimiz bir cafe burası. Bir cafenin işletme/hizmet/müşteri kalitesini nargile ile ölçerim ben, nargile varsa isterse Zorlu’da ya da Akmerkez’de olsun, o mekân beş para etmez. Burada nargile yok, konsepti de kitap-cafe şeklinde süslemişler, neredeyse hiçbir müşterinin umurunda olmasa da alt katta bir bölümü ‘sessiz olunuz’ notlarıyla belirledikleri kütüphaneye çevirmişler. Dediğim gibi çoğu öğrenci müşterilerin, İstanbul üniversitesine çok yakın konumlandığından yurtlara da yakın, millet sınavlardan önce ders çalışmaya geliyor veya diğer zamanlarda kızlı erkekli gruplar geyik çeviriyorlar. Havva ile ne zaman gitsek yaş ortalamasını yükselttiğimiz esprisini yaparız birbirimize. Garsonlar ve diğer çalışanlar da öğrenci, hiçbiri pro değil. İşte böyle bu ortamda çalışmaya gönüllü oldu Mustang. Daha önce bar gibi yerlere de niyet etmişti, Havva’nın ödü kopmuştu. Elbette oğlu çalışsın, para kazanmanın para harcamaktan çok daha zor olduğunu görsün, deneyimlesin istiyor, ama kendisinin kapısından içeri girmeye tenezzül etmeyeceği ya da istemeyeceği bir işletmede oğlunun mesai yapmasını istemez, hakeza ben de öyle. Sözünü ettiğim cafe ise öyle değil. Part time çalışanlara saatlik ücret veriyorlar, saati 7 tl. (karşılaştır -  24 aralık 2019 TCMB kuru US $: 5.956 lira) Tabi ki kulağa çok az geliyor, ilk deneyimi neticede. Bu arada, Mustang Havva’dan 125tl haftalık alıyor (17,8 saatlik cafe mesaisi) baba tarafındansa haftada 200tl geliyor (25,5 saat mesai). Ayrıca anneannesinden ve babamdan el öpme parası şeklinde ayda temiz 200tl geliyordur. Kabaca hesaplarsak, iki senedir damacadan sürahiye su doldurmamış, ne dersle ne de başkaca bir şeyle hiçbir şekilde uğraşmayan, içinde zerre miktarda sorumluluk duygusu olmayan bu tembel hayvanın cebine ayda 1500tl para giriyor. Asgari ücretin 2022tl olduğu bir ülkede, onsekizini dört ay önce doldurmuş bir yeni yetmenin sadece zevk ve sefa için  -biriktirmek filan hak getire- ay sonunda sıfırladığı para bu işte. Kıskandığımdan söylemiyorum ama işten ayrılalı iki haftadan az zaman geçti, dört aydır hiçbir ödeme alamadığım gibi cebimden de eksilmişti çalışırken, şu anda da tek gelir aldığım 1300tl kiradan ibaret, o kadar. Sadece mukayese amaçlı değindim buna. Herif zaten hayvan, sorumsuzluk ve bencillik tanrısı, bu kadar para sağa sola saçsın diye havadan giriyor cüzdanına. Peki madem ihtiyacı yok, neden saati 7tl için bir cafede çalışmaya karar verdi? Ansızın emek, üretim, alınteri, kazanç gibi kavramlar mı ışıldadı zihninde?


Benim güzel Havva’m, oğlunun çalışmaya başlamasından içten içe coşkulu bir mutluluk duyuyor. Çoğu anne gibi o da çocuk söz konusu olduğunda safderun bir hale bürünen bir karakterde. Mustang’in neden birdenbire çalışmaya kararını, hatta ve hatta finallerinin başladığı hafta, ertesi sabah sınavı varken önceki gün 18,00-24,00 vardiyasında ilk iş gününü yaşamasını ‘ayrı eve çıkmak istiyor’ diye açıklıyor. Meğer herif ayrı eve çıkacakmış. Hem de tek başına, bir arkadaşıyla filan da değil.


Bu gibi konularda zırvalarken ‘zırt dediği yere geliyoruz’ gibi bir ifade kullanırım genelde. Evet, gene o ‘zırt’a geldik şimdi. Avrupa Turuna filan çıkmak için çalışmak, ufak ufak da olsa para biriktirmek bir amacı olsa hiçbir eleştiride bulunmam, veya başka bir niyeti olsa derim ki ‘her zamanki maymun iştahlığı’ ile harekete geçti. (Evde aylardır dokunmadığı elektro gitarı, anfisi vs. var.) Ama ayrı eve çıkmak için haftada iki üç gün saati 7tl’den part time çalışıp, eline geçen harçlıkların üzerine koyarak eşya almak, kira vermek, fatura ödemek, har vurup harman savurmayı bırakmak, özetle tutumlu olmak gerektiği gerçeği kafasına dank ettiğinde kös kös evine geri döneceğini tahmin etmek zor değil. Üstelik çalışanları, sabahın köründe kalkıp işe gidenleri, hele ki 9-5 mesai yapanları her daim aşağılamış ve aptal yerine koymuş biri için şimdiki heyecanı çok çabuk geçecek ve gene odasına, günün üçte birini geçirdiği football manager’ına sarılacak.  


Yanlış anlamayın, çalışmasını istiyorum, bir düzene girsin, yaşam mücadelesinin zorluğunu görsün, bu arada kendi emeğinin karşılığını da az-çok alsın ve kendisine saygın duysun, özgüvenini ve özsaygısını inşa etsin istiyorum. Bu adama düşman değilim. Çok kızmak, öfkelenmek başka bir şey, nefret çok başka. Nefret etmiyorum Mustang’ten, öyle düşünmenizi istemem. Ama zamansız olan her şey hayal kırıklığıyla sonuçlanır; şu anda ‘evlenmek istiyorum, o yüzden çalışmam lazım’ demesi ile, 18,5 yaşına bile gelmeden ayrı eve çıkmak istiyorum demesi aynı bönlük düzeyinde. İç dünyasında ne tür bir maskara yaşıyorsa artık, Queen’in ‘I want it all, and I want it now!’ şarkı sözleri gibi birden karar verip, her şeyi çok kolay zannederek sonunda başarısız olduğunda çaresizlik/özgüvensizlik yaşayan ve bunu da kotaramadığı meseleye tepeden bakarak, hor görerek kendince geliştirdiği savunma mekanizması ile meşrulaştıran bir gerizekalı var karşımda.





Havva çok mutlu, ama farkedemiyor ki yakın gelecekte yeni bir hayal kırıklığı ve aile içi huzursuzluk bekliyor bizi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!