Mustang iki gün önce, part time da olsa hayatında ilk kez
bir iş yerinde çalışmaya başladı. Güzel, şirin ve büyükçe bir cafede, hem
çalışanların hem müşterilerinin çoğunlukla öğrencilerden oluştuğu Havva ile
beraber ara sıra gittiğimiz bir cafe burası. Bir cafenin işletme/hizmet/müşteri
kalitesini nargile ile ölçerim ben, nargile varsa isterse Zorlu’da ya da
Akmerkez’de olsun, o mekân beş para etmez. Burada nargile yok, konsepti de
kitap-cafe şeklinde süslemişler, neredeyse hiçbir müşterinin umurunda olmasa da
alt katta bir bölümü ‘sessiz olunuz’ notlarıyla belirledikleri kütüphaneye çevirmişler.
Dediğim gibi çoğu öğrenci müşterilerin, İstanbul üniversitesine çok yakın konumlandığından
yurtlara da yakın, millet sınavlardan önce ders çalışmaya geliyor veya diğer
zamanlarda kızlı erkekli gruplar geyik çeviriyorlar. Havva ile ne zaman gitsek
yaş ortalamasını yükselttiğimiz esprisini yaparız birbirimize. Garsonlar ve
diğer çalışanlar da öğrenci, hiçbiri pro değil. İşte böyle bu ortamda çalışmaya
gönüllü oldu Mustang. Daha önce bar gibi yerlere de niyet etmişti, Havva’nın
ödü kopmuştu. Elbette oğlu çalışsın, para kazanmanın para harcamaktan çok daha
zor olduğunu görsün, deneyimlesin istiyor, ama kendisinin kapısından içeri
girmeye tenezzül etmeyeceği ya da istemeyeceği bir işletmede oğlunun mesai yapmasını
istemez, hakeza ben de öyle. Sözünü ettiğim cafe ise öyle değil. Part time
çalışanlara saatlik ücret veriyorlar, saati 7 tl. (karşılaştır - 24 aralık 2019 TCMB kuru US $: 5.956 lira) Tabi
ki kulağa çok az geliyor, ilk deneyimi neticede. Bu arada, Mustang Havva’dan
125tl haftalık alıyor (17,8 saatlik cafe mesaisi) baba tarafındansa haftada
200tl geliyor (25,5 saat mesai). Ayrıca anneannesinden ve babamdan el öpme parası şeklinde ayda temiz 200tl
geliyordur. Kabaca hesaplarsak, iki senedir damacadan sürahiye su doldurmamış,
ne dersle ne de başkaca bir şeyle hiçbir şekilde uğraşmayan, içinde zerre
miktarda sorumluluk duygusu olmayan bu tembel hayvanın cebine ayda 1500tl para
giriyor. Asgari ücretin 2022tl olduğu bir ülkede, onsekizini dört ay önce
doldurmuş bir yeni yetmenin sadece zevk ve sefa için -biriktirmek filan hak getire- ay sonunda
sıfırladığı para bu işte. Kıskandığımdan söylemiyorum ama işten ayrılalı iki
haftadan az zaman geçti, dört aydır hiçbir ödeme alamadığım gibi cebimden de
eksilmişti çalışırken, şu anda da tek gelir aldığım 1300tl kiradan ibaret, o
kadar. Sadece mukayese amaçlı değindim buna. Herif zaten hayvan, sorumsuzluk ve
bencillik tanrısı, bu kadar para sağa sola saçsın diye havadan giriyor
cüzdanına. Peki madem ihtiyacı yok, neden saati 7tl için bir cafede çalışmaya
karar verdi? Ansızın emek, üretim, alınteri, kazanç gibi kavramlar mı ışıldadı
zihninde?
Benim güzel Havva’m, oğlunun çalışmaya başlamasından içten
içe coşkulu bir mutluluk duyuyor. Çoğu anne gibi o da çocuk söz konusu
olduğunda safderun bir hale bürünen bir karakterde. Mustang’in neden birdenbire
çalışmaya kararını, hatta ve hatta finallerinin başladığı hafta, ertesi sabah
sınavı varken önceki gün 18,00-24,00 vardiyasında ilk iş gününü yaşamasını ‘ayrı
eve çıkmak istiyor’ diye açıklıyor. Meğer herif ayrı eve çıkacakmış. Hem de tek
başına, bir arkadaşıyla filan da değil.
Bu gibi konularda zırvalarken ‘zırt dediği yere geliyoruz’
gibi bir ifade kullanırım genelde. Evet, gene o ‘zırt’a geldik şimdi. Avrupa
Turuna filan çıkmak için çalışmak, ufak ufak da olsa para biriktirmek bir amacı
olsa hiçbir eleştiride bulunmam, veya başka bir niyeti olsa derim ki ‘her
zamanki maymun iştahlığı’ ile harekete geçti. (Evde aylardır dokunmadığı
elektro gitarı, anfisi vs. var.) Ama ayrı eve çıkmak için haftada iki üç gün saati
7tl’den part time çalışıp, eline geçen harçlıkların üzerine koyarak eşya almak,
kira vermek, fatura ödemek, har vurup harman savurmayı bırakmak, özetle tutumlu
olmak gerektiği gerçeği kafasına dank ettiğinde kös kös evine geri döneceğini
tahmin etmek zor değil. Üstelik çalışanları, sabahın köründe kalkıp işe
gidenleri, hele ki 9-5 mesai yapanları her daim aşağılamış ve aptal yerine
koymuş biri için şimdiki heyecanı çok çabuk geçecek ve gene odasına, günün üçte
birini geçirdiği football manager’ına sarılacak.
Yanlış anlamayın, çalışmasını istiyorum, bir düzene girsin, yaşam
mücadelesinin zorluğunu görsün, bu arada kendi emeğinin karşılığını da az-çok
alsın ve kendisine saygın duysun, özgüvenini ve özsaygısını inşa etsin
istiyorum. Bu adama düşman değilim. Çok kızmak, öfkelenmek başka bir şey,
nefret çok başka. Nefret etmiyorum Mustang’ten, öyle düşünmenizi istemem. Ama
zamansız olan her şey hayal kırıklığıyla sonuçlanır; şu anda ‘evlenmek
istiyorum, o yüzden çalışmam lazım’ demesi ile, 18,5 yaşına bile gelmeden ayrı
eve çıkmak istiyorum demesi aynı bönlük düzeyinde. İç dünyasında ne tür bir
maskara yaşıyorsa artık, Queen’in ‘I want it all, and I want it now!’ şarkı
sözleri gibi birden karar verip, her şeyi çok kolay zannederek sonunda
başarısız olduğunda çaresizlik/özgüvensizlik yaşayan ve bunu da kotaramadığı
meseleye tepeden bakarak, hor görerek kendince geliştirdiği savunma mekanizması
ile meşrulaştıran bir gerizekalı var karşımda.
Havva çok mutlu, ama farkedemiyor ki yakın gelecekte yeni
bir hayal kırıklığı ve aile içi huzursuzluk bekliyor bizi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!