11 Nisan 2016 Pazartesi

Blogun Okuyuculara Kapanmasını Mecbur Kılan Bir Hal Beyanı Üzerine...




Psikiyatrist seansın sonlarına doğru telaşlı bir havaya büründü. Elimden geldiğince derli toplu olarak hikayemi anlatmaya çalışırken “Buraya geldiğim metro, Haliç’in üzerindeki köprüden geçiyordu, insanlar neden intihar etmek için Boğaz Köprüsüne çıkıp onca korunaklı, güvenliği arttırılmış bir yeri tercih ediyor ki, metro’nun Haliç durağında inince orası da yeterince yüksek ve ayrıca çok sakin” tespitimi yan yan dinleyip not aldı, birkaç dakika sonra iki gündür vücut bütünlüğünü bozmayan intihar yöntemleri düşündüğümü, söz gelimi silahın bu açıdan uygunsuz olduğunu, çünkü kafanın yarısını uçurduğunu, gasilhanede babamın beni öyle görmesini istemediğimi söylediğimde, aklıma hiç yer etmeyen çeşitli açıklamalarda bulunmak zorunda hissetti kendini. Kah ağlayarak, kah tıslayarak anlattığım hikayenin sonunda Ex hakkında hiçbir ithamda ya da suçlayıcı bir sözüm olmadığını da not aldı. Seans, beni hastaneye yatırmaya yönelik telkiniyle sona erdi, işimi öğrenince bu durumun mesleki geleceğim açısından sakıncasının farkına vardı, o zaman bir haftalığına La Paix’e yatmamı önerdi, ailemin durumun içeriğini bilmediğini söyleyip bunu da reddettim. En sonunda kaygılı bir tavır ile reçetemi yazdı, Xanax ve Ciplarex. Xanax’ı muayenehaneden çıkar çıkmaz almamı salık verdi, yan etkilerini soracak oldum, durumunuz şu an yan etkileri düşünmemize engel diye kestirip attı. Yeşilköy’e dolmuşla dönüş yolumdayken, sabah psikiyatriste gitmeden evvel ard arda yazdığım bir kaç mail sebebiyle, Ex aradı beni. Hayatını tekrar tekrar mahvetmeye çalışmakla suçlandım, kulağımda O’nun üzgün ve kızgın sesi, cebimde yeşil reçete. Kendimi ifade etmeye çalışmam nafile, çünkü dönüp dolaşıp aynı soruya geliyoruz: “2.5 yıldır neredeydin?” İstediğim kadar konuşayım, tam yeni bir ilişkiye başladığında aklımın başıma gelmesi, böyle berbat bir zamanlama hiçbir şekilde mazur ve makul görünmüyor. Siz nasıl benim açıklamalarımla ikna olmuyorsanız, O hiç olmuyor. Daima haksızım, O da her zaman haklı. Kendimi O’na işkence etmekle görevli bir zebaniymişim gibi hissettirdi; öyle olmadığımı da, öyle olmak istemediğimi de biliyorum. Ama öyle davranıyor olabilirim yazdığım maillerle. En azından hesabımı engellemediğini, maillerimi okuduğunu öğrendim bu şekilde. Hâlbuki okuduğunu sanmıyordum, içimi dökmek için özel bir gayret sarf etmesem de ajite yazdığımın, yetmezmiş gibi ‘banane banane, onu alma beni al’ üslubumun bilincindeydim. Hayır, intihar filan hiç konusu geçmedi maillerde. Sokak ortasında ve yağmur altında geçen konuşma gözyaşları içinde bitince, karşımdaki eczaneye girdim, yeşil reçeteyi uzattım. İlaçlar şu an evde. Henüz başlamadım kullanmaya. Ben grip ilacı bile kullanan bir adam değilim ki… Enteresan olan, zaten antidepresan vermesi ümidiyle gitmiştim oraya. Xanax bile verdi doktor, üzerine Perşembe günü kendisini telefonla aramamı –muhtemelen intihar edip etmediğimi kontrol etmek için- tembihledi, haftaya pazartesi de tekrar kendisine gelmemi istedi. Ardından Nişantaşı’ndan Taksim’e kaplumbağa hızıyla yürüyüş, Yeşilköy dolmuşu, Yeşilyurt’un oralarda Ex’in araması, sonra eczane, ilaçlar ve ev. Bu günün en ironik pasajı geliyor: Cuma gündüz vakti Erzurum’da iken bir psikiyatriste gitme düşüncesinin kafamda belirir belirmez olgunlaşması, bana antidepresan verme ihtimaline sarılmamla ve bu sayede duyduğum acıdan kurtulmak, daha da önemlisi intihar düşüncesinden azade olmak temelinde pekişmişti.  Bu pazartesi akşamı, ilaçlar evdeki valizimin içinde el değmemiş durmakta; çünkü acıyı hissetmeye devam etmek istiyorum, herşeyden önce canımın böylesine yanması benim dışındaki bir faktörden değil, kendi korkaklığım, beceriksizliğim, güvenilmezliğim, duyarsızlığım ve aptallığımdan kaynaklanıyor, intihar arzusu da sanki müstahak olduğum bir tehdit kafamın üzerinde. Kimse bu hale beni zorla getirmedi, ben getirdim, ben yaptım, yapamadıklarım, kotaramadıklarım yüzünden. İlaçları kullanmayı düşünmüyorum. Daha da karartayım mı yazıyı? Sanırım onları intihar etmek için de pekâlâ suiistimal edebilirim, toplam 30 tablet xanax, 28 tablet ciplarex. O ilaçları ruhsal sağlığım için ziyan edemem, çok farklı ve etkili bir amaç için kullanma düşüncesi dolanıyor kafamda, hem vücut bütünlüğüm de bozulmaz böylece.

Keşif de yaptım, Yeşilköy sahilde kayalıklar var. Oralarda, kayaların sahil kısmına geçip gözler uzak bir köşe bulmak kolay. Bir büyük pet şişe su. İlaçları almadan önce bir arkadaşa google kimliğimi ve şifremi yazıp benden sonra blogu kamuya açmasını rica etme. Bunun son arzum olduğunu ekleyerek.





Ex beni istemiyor, bunun sorumlusu benim.
Ex istemiyorsa, hayat da istemiyor demektir.  

Sorumluluk benim.



Birkaç gün bekleyeyim.Şu an vereceğim bir savaş var.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!