11 Ekim 2015 Pazar

"We’re All Killing Ourselves a Little More Everyday" Üzerine...






Blog yazmaya başladığım ilk aylardı henüz, Slayer’in Christ Illusion albümü çıkınca zevkten dört köşe bir post karalamış, sonra da uzun bir Slayer serisine başlamıştım. Ne kadar keyifliydi o çeviriler… 

Üzerinden üç sene geçtikten sonra sıradaki albümü piyasaya sürdüler,  World Painted Blood’tı ismi. Hemen edinmiş, ardından da gene methiyelerle dolu bir pasaj zırvalamıştım.

 Geride bıraktığımız eylül ayında Repentless’i yayınladılar, altı koca sene sonra yeni albümleri. Grubun bence esas abisi olan Hannemann’ın önce necrotizing fasciitis (et yiyen bakteri) hastalığına yakalanıp, ardından siroz ve karaciğer yetmezliğinden dolayı ölmesi ve davul tanrısı olarak adlandırılan Dave Lombardo’nun gruptan üçüncü defa kovulmasıyla müziklerinin eski tadı vermediğini düşünsem de, sırf blog geleneği yerini bulsun diye bir yazı yazmaya niyet ettim kaç defa, ama albümle aynı adı taşıyan videoyu youtube’da görmemle irkilmem bulanması bir olmuştu, ben bile bu kadar saçma sapan şiddet şovuna tahammül edemezken ne diye bloga koyacaktım yani… Zaten ülke bir baştan öteki uca kan gölüne dönmüş, yangın yerine çevrilmişken şiddetin bir de kurgusal olanına ihtiyaç yok, reel halde bizatihi yaşıyoruz zaten diye düşünmüştüm. Her vahşet görüntüsü birilerini zevke getirir, her acı kimilerince orgazmik uyarıcı şeklini alırken, acılar yarıştırılır, katliamlar bir skor rekabetine dönüştürülmüşken gırtlağımıza kadar şiddetle sarılmış hayatımıza bir de Slayer lazım değil aslına bakarsanız. İnsanlar içine sığındıkları politik şemsiyelerin gölgesi altında vicdandan, akıldan, ahlaktan, haysiyetten yoksun körlemesine bir alkışlama derdindeler ve farkında değiller ki o şemsiyenin altında kalpleri bir bok çukurundan farksız, damarlarından da lağım akıyor...








Melekler filan ağlamıyor, hepsi sırtını dönmüş bize, abuk subuk insansıların yaşadığı bu ülkeye lanetler yağdırıp oh olsun diye fısıldıyorlar birbirlerine…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!