6 Ekim 2015 Salı

Hector ve Aykut Kocaman Üzerine...





1- Achilleus, Hector’u düello sonunda öldürür. Deplasmandadır Achilleus, Truva’nın surlarına kurulu tribünlerde Priamus, Paris, Hecuba, Andromakhe ve belki de bütün Truva halkı izledikleri mücadele sonunda göz bebekleri Hector’un bu kavgayı kaybedeceğini bilmektedir kılıçların çekildiği ilk andan itibaren. Yenilgi Hector’un kaderidir çünkü. Hak vaki olur, deplasmana gelen Achilleus canını alır Hector’un. Hector’un ölümü, Truva’nın düşüşünü de simgeler bir bakıma. Lakin Achilleus Hector’u öldürmüş olmakla yetinmez, tribünlerdeki binlerce kişinin gözü önünde Hector’un cesedini savaş arabasının arkasına bağlayıp cansız bedeni sürükleye sürükleye surların önünde arabasıyla dolaşmaya başlar. İlyada’nın en iç acıtıcı sayfaları kanaatimce bu sahnedir; okurken “öldürdün işte, kazandın, daha ne istiyorsun Hector’dan, O’nu neden böyle aşağılayıp hayvandan da değersiz davranıyorsun, dövüşünüzü izleyen babasına, annesine, karısına, kardeşine ne için bunca eziyet edip acı veriyorsun orospu çocuğu Achilleus?” diye küfür etmeyen çok az kişi vardır. 

2- Dün gece uyuyamadım. İğrenti, öfke, isyan duyguları ile yatakta sağa sola dönmekten, yastığı çevirip durmaktan yorulana dek sürdü bu, gece de çok tuhaf rüyalar gördüm ama uyandıktan hemen sonra unutmuşum çok şükür. Gene de sol elimin titremesi geçmedi hala, bir süre böyle devam edeceğine şüphem yok. 








3- Sabah alarmı kurduğum vakitten çok önce açtım gözlerimi, tekrar uykuya dalmaya çabaladım, olmadı, zaten idrar torbam da baskılıyordu yataktan kalkmam için. Doğruldum, o işi hallettikten sonra gece video görüntülerini (buna link vermeye gerek yok, yakında youtube’dan kaldırılır) izlediğim andan beri aklımda olan bir pasajı bulmak için başucu kitabım olarak nitelediğim Elias Canetti’nin Kitle ve İktidar’ını aldım kitaplıktan. İnsan doğasını bu derece yalın ve acımasız irdeleyen bir başka kitaba denk gelmedim henüz. Aradığım Hayatta Kalan başlıklı metni hemen buldum, çabucak okudum, ofiste yazıya dökmek için ilgili sayfaları fotoğrafladım ardından. 

4- 
HAYATTA KALAN:

Hayatta kalma anı iktidar anıdır. Ölümün görüntüsü karşısında düşülen dehşet, ölen bir başkası olduğunda tatmine dönüşür. Hayatta kalan ayakta dururken ölen yerde yatmaktadır. Sanki bir kavga olmuş ve biri diğerini yere devirmiş gibidir. Hayatta kalma mücadelesinde her insan diğer bütün insanların düşmanıdır ve asıl galibiyet olan hayatta kalmayla karşılaştırıldığında çekilen bütün ıstırap önemsizdir. Hayatta kalan insan ister bir, ister çok sayıda ölümle karşılaşmış olsun, durumun özü onun kendisini emsalsiz hissetmesidir. Kendisini orada tek başına dururken görür ve bununla övünür; bu anın ona verdiği iktidardan söz ederken, bu duygunun başka bir şeyden değil; yalnızca kendi tekil olma duygusundan türediğini unutmamalıyız.  (…) Hayatta kalmanın en alt biçimi öldürmedir. Bir insan nasıl yiyecek elde etmek için bir hayvanı öldürüp, hayvan yerde savunmasız yatarken kendisi ve yakınları yesin diye onu parçalara bölerse, yoluna çıkan ya da karşısına düşman olarak dikilen herkesi de öyle öldürmek ister. Düşmanı yerde serilmiş yatarken kendisinin hala ayakta olduğunu hissedebilmek için onu yere devirmek ister. Ama söz konusu olan öteki, bütünüyle yok olmamalıdır, onun bir ceset olarak fiziki varlığı, zafer duygusunu yaşamak için vazgeçilmez bir unsurdur. Muzaffer olan artık ona istediğini yapabilir, ama o misilleme yapamaz; bir daha asla ayağa kalmamak üzere orada yatacaktır. Ölenin silahı alınıp götürülebilir, vücudundan parçalar kesilip şeref madalyası gibi sonsuza dek saklanabilir. Hayatta kalanın, öldürdüğü adamla yüz yüze geldiği bu an onu özel bir güçle doldurur. Bununla karşılaştırılabilecek hiçbir şey yoktur; bu kadar çok tekrarı gerektiren başka hiçbir an da yoktur. Çünkü hayatta kalan, çok sayıda ölüme tanık olmuştur. Eğer savaşta bulunmuşsa etrafındakilerin düştüğünü görmüştür. Savaşa, düşmana karşı ülkesini korumak niyetiyle girmiştir. Dile getirilmiş olan amacı ise, olabildiğince çok sayıda düşmanı öldürmektir; ancak bunu başarırsa, fethedebilir. Zafer ve hayatta kalma onun için aynı şeydir. (…) Ölüler çaresizce yatar; hayatta kalan onların arasında dimdik ayaktadır ve sanki onun hayatta kalması için savaşılmış gibidir. [Slayer’ın şarkısını hatırlatmaya gerek var mı? “Here comes the pain / You're no different from the rest / Victim is your name in my vicious wasteland / Here comes the pain / Your destruction manifests / Lying there broken looking up as I still stand”] Ölüm ondan uzaklaşıp diğerlerine dönmüştür. (…) Açıkça aynı kaderi paylaşmış olan çoğunluğun arasında seçilmiş olma duygusudur bu. Hayatta kalan, yalnızca hala orada bulunduğu için kendisinin onlardan daha iyi olduğunu hisseder. Diğerlerinin arasında kendisini kanıtlamıştır, çünkü düşenler artık yaşamamaktadırlar. Bunu sık sık başaran kahraman olur. O güçlüdür. Ondaki hayat daha çoktur. O tanrıların gözdesidir. 


5- “…Even enemies can show respect.”
















6- Buna toplumsal bir cinnet hali diye açıklama getiremeyiz. Bunu savaşın insanı canavarlaştırması şeklinde yorumlayamayız. Olan biteni izah etmek için hiçbir tutarlı, makul, anlaşılabilir bir argüman öne süremeyiz.  Yok. Açıklaması yok. Kur’andaki esfel-i safilin teriminin karşılığı olarak gördüğümüz bu kişiler; Yasin Börü’yü önce silahla öldürüp, sonra cesedin kafasını taşla parçalayıp, ardından 3. kattan aşağı atarak, sonunda da arabayla üzerinde geçerken, bedeninde yirmi küsur kurşun isabeti bulunan Hacı Lokman Birlik’in cesedini zevk için, sırf görenlere, annesine, babasına, kardeşine, belki eşine, çocuklarına zulmedip ıstıraptan deliye dönsün diye bu hazzı yaşamak için arabanın arkasında galiz küfürler eşliğinde sürüklerken, yaşananlara ve yaşatılanlara en küçük bir açıklama getiremeyiz. Elias Canetti bile formüle edemez bunu. Yetersiz kalıyor. 


7- Aykut Kocaman, iki hafta önce Lig TV’de bir spor olayını yorumlarken “Acı çektirmek zevk haline geldi.” demişti. Bir futbol programı, kısacık özetledi hal-i pürmelalimizi. 






Allahım… Şu kıyamet kopsun artık.

1 yorum:

  1. daha ne kopacak ki, yaşadığımız zaman bizim cehennemimiz

    YanıtlaSil

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!