28 Mart 2015 Cumartesi

Joker Üzerine...





Dün gündüz vakti eski bir arkadaşım aradı, severim kızı ama her zaman başı derde girdiğinde ya da iltimas yahut akıl almaya ihtiyaç duysa arar, gene derin bir nefes alıp ‘sorun nedir?’ ses tonuyla telefonu açtım;  çabucak geçiştirilen naber nasılsın girizgâhının ardından bir dostunun Kim Milyoner Olmak İster? Yarışmasına katılacağını, benim de dostu için joker olup olamayacağımı sordu, dostu beni arayabilir miymiş yarışmada. Önce manyak mısın, arkadaşın tanımadığı birine nasıl güvenecek, bilgisine, kültürüne itimat edecek de o kişinin sözüyle hareket edecek diye sordum, bal gibi de olurmuş, öyle dedi. Hatun mu diye merak ettim, yok erkek dedi, bu defa da manyak mıyım elin sapına joker olayım diye itiraz ettim. Meğer bal gibi olurmuşum, öyle dedi. Peki o zaman, arasın beni diye söylendim, telefondaki ses cıvıltılı bir teşekkür sonrası kapandı, hemen sonra dostu olan müstakbel yarışmacı çocuk aradı. Efendi, saygılı, çekingen bir üslupta konuşmaya başladı, rahatlaması için hakkında hiçbir şey bilmediği bir adamı yarışma jokeri olarak belirlemek istemesinin manyaklık olduğunu, benim bir erkeğe bu iyiliği yapmamın ise cinsel tercihlerim hakkında kendimi kendime dair şüpheye düşüren bir durum yarattığını dile getirdim. Bu garip cümleyi içinde bulunduğu telaştan anlayamadı sanırım, gene de neşesi yerine geldi, rahatladı nispeten. Jokerlik ricasını yineledi, kendisine Türk edebiyatı, müziği, sineması, aşçılık ve terzilik dışında dünyadaki her şeyi bildiğimi, her konuda bilgi sahibi olduğumu söyledim. Tevazuumun boyutları sanki bunlara hazırlıklıymış gibi onu hiç şaşırtmadı, hemen soyadımı, ne iş yaptığımı sordu, ayrıca acilen bir fotoğrafımı istedi, programa vermek için. İş yerindeyim, kravatlı ağır abi pozunda bir selfi çekip whatsup marifetiyle yolladım çocuğa. Bu arada, başından sonuna bütün bu yazdıklarım 5-6 dakika içinde oldu, öyle ki ofisi paylaştığım yanımdaki arkadaşım ağzı açık hem konuşmaları dinliyor hem de garip garip şeyler mırıldanıyordu. 






Çekimler bugündü, çocuk mesaj yazıyor, Oğuz abi dördüncü sıradayım, şu oldu gecikme söz konusu, bu oldu tekrar aşağı iniyoruz vs. Ben de heyecanı çocukla beraber yaşıyorum ama benimkisi farklı: Soracağı soruyu bilebilmem lazım. Bu benim kendimle rekabetim. Yolda görsem tanımayacağım çocuğa da mesaj yazıyorum, önemli olan eğlenmek, gerilme sakın, sen keyfine bak, bu deneyim tek başına yeter diye. O’nu bu mesajlarla rahatlatıp, muhtemel yanlış cevabımı onun nezdinde temize çıkarmaya çalışmak benim yaptığım. Profesyonel bir şerefsiz, kendi hatasını başkası üzerinden hoş gördürür. Tedirginim, bana soru gelirse doğru cevabı vermek zorundayım, egom bunu gerektiriyor. Çocuğa da sedatif mesajlar, öyle ki yarışma sonunda sırf muhabbet için Erzurum’a gelmekten filan bahsetmeye başladı muhatabım. Başarmam lazım. Yoksa çok utanırım kendimden.

Derken mesaj, Oğuz abi yayına giricem birazdan. Peki, hiç kasma, eğlenmene, keyif almaya bak cevabı gene benden.

Yirmi dakika kadar sonra bilinmeyen bir numara, elim titreyerek açtım telefonu. Pavyon konsomatrislerinde bile rastlanılmayacak bir soğukluktaki kadın sesi. Evet benim. İ. Bey joker hakkı için size bağlanacak, birkaç dakika telefonunuzu kapatmayın, soru-cevap bittiğinde iyi akşamlar dileyeceksiniz.  Peki, bekliyorum. Telefon kulağımda, nefesim kesiliyor heyecandan.  Karşı tarafta operatör kızların kendi aralarında yaptıkları saçma muhabbetleri işitiyorum, bir de yarışma programının fon müziğini. Simon Bolivar Venezuela doğumlu mu, Bolivya mı sorusu o an aklıma saplanıyor. Ya Simon Bolivar’ı sorarlarsa? Hani her şeyi biliyordum lan ben? Sormazlar inşallah. Biraz daha zaman geçiyor, acaba beni unuttular mı, belki başka bir jokeri aramıştır, ne iyi olur, kendimi sınamam, hem bir soruyla sınav mı olur düşünceleri kafamda dönüp dururken Selçuk Yöntem. Heyecanım bir anda uçtu, her zamanki cool halim geri geldi, içimi doldurdu. Adamın ismini bile sabah wikiye bakıp öğrendim, yıllardır izlemiyorum ki bu yarışmayı. Kenan Işık’ı severdim ama. Merhabalar Oğuz Bey, nasılsınız, teşekkür ederim Selçuk Bey, sizler nasılsınız, sağolun, İ. Bey’le yarışıyoruz, size bir baraj sorusu var, buyrun dinliyorum,  İ. Soruyu okumaya başladı, daha cümlenin yarısında PODEMOS… PODEMOS! diye kestirip attım, bol şans dileyip aldığım talimat gereği iyi akşamlar dilerken Selçuk Yöntem’in gülen sesiyle telefonu kapattım. Göğüs kafesimdeki genişleme hissi, Michael Jordan’ın attığı her sayıdan sonra elini yumruk yapma hareketiyle birleşti. Simon Bolivar’ın doğum yerini bilmiyorum ama PODEMOS’u da bilemeyecek adam değilim hamdolsun. 


 Yarım saat sonra sevimli İ.'den sms, abi sayende 15, sonra sazan yaptım, 15’le ayrıldım. Banane, ben kendi yarışmamı kazandım ya güzel kardeşim :)

Not: Venezuela’ymış.

2 yorum:

  1. ben de olsam seni seçerdim joker olarak. çok mantıklı

    YanıtlaSil
  2. En saçması da şu: Ben kimseyi seçmezdim sanırım. Güvenmezdim ki.

    YanıtlaSil

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!