Dün gündüz vakti eski bir arkadaşım aradı, severim kızı ama her
zaman başı derde girdiğinde ya da iltimas yahut akıl almaya ihtiyaç duysa arar,
gene derin bir nefes alıp ‘sorun nedir?’ ses tonuyla telefonu açtım; çabucak geçiştirilen naber nasılsın girizgâhının
ardından bir dostunun Kim Milyoner Olmak
İster? Yarışmasına katılacağını, benim de dostu için joker olup olamayacağımı
sordu, dostu beni arayabilir miymiş yarışmada. Önce manyak mısın, arkadaşın
tanımadığı birine nasıl güvenecek, bilgisine, kültürüne itimat edecek de o
kişinin sözüyle hareket edecek diye sordum, bal gibi de olurmuş, öyle dedi. Hatun
mu diye merak ettim, yok erkek dedi, bu defa da manyak mıyım elin sapına joker
olayım diye itiraz ettim. Meğer bal gibi olurmuşum, öyle dedi. Peki o zaman, arasın
beni diye söylendim, telefondaki ses cıvıltılı bir teşekkür sonrası kapandı,
hemen sonra dostu olan müstakbel yarışmacı çocuk aradı. Efendi, saygılı,
çekingen bir üslupta konuşmaya başladı, rahatlaması için hakkında hiçbir şey
bilmediği bir adamı yarışma jokeri olarak belirlemek istemesinin manyaklık
olduğunu, benim bir erkeğe bu iyiliği yapmamın ise cinsel tercihlerim hakkında
kendimi kendime dair şüpheye düşüren bir durum yarattığını dile getirdim. Bu
garip cümleyi içinde bulunduğu telaştan anlayamadı sanırım, gene de neşesi
yerine geldi, rahatladı nispeten. Jokerlik ricasını yineledi, kendisine Türk
edebiyatı, müziği, sineması, aşçılık ve terzilik dışında dünyadaki her şeyi
bildiğimi, her konuda bilgi sahibi olduğumu söyledim. Tevazuumun boyutları
sanki bunlara hazırlıklıymış gibi onu hiç şaşırtmadı, hemen soyadımı, ne iş
yaptığımı sordu, ayrıca acilen bir fotoğrafımı istedi, programa vermek için. İş
yerindeyim, kravatlı ağır abi pozunda bir selfi çekip whatsup marifetiyle
yolladım çocuğa. Bu arada, başından sonuna bütün bu yazdıklarım 5-6 dakika
içinde oldu, öyle ki ofisi paylaştığım yanımdaki arkadaşım ağzı açık hem
konuşmaları dinliyor hem de garip garip şeyler mırıldanıyordu.
Çekimler bugündü, çocuk mesaj yazıyor, Oğuz abi dördüncü
sıradayım, şu oldu gecikme söz konusu, bu oldu tekrar aşağı iniyoruz vs. Ben de
heyecanı çocukla beraber yaşıyorum ama benimkisi farklı: Soracağı soruyu
bilebilmem lazım. Bu benim kendimle rekabetim. Yolda görsem tanımayacağım
çocuğa da mesaj yazıyorum, önemli olan eğlenmek, gerilme sakın, sen keyfine
bak, bu deneyim tek başına yeter diye. O’nu bu mesajlarla rahatlatıp, muhtemel
yanlış cevabımı onun nezdinde temize çıkarmaya çalışmak benim yaptığım.
Profesyonel bir şerefsiz, kendi hatasını başkası üzerinden hoş gördürür. Tedirginim,
bana soru gelirse doğru cevabı vermek zorundayım, egom bunu gerektiriyor.
Çocuğa da sedatif mesajlar, öyle ki yarışma sonunda sırf muhabbet için Erzurum’a
gelmekten filan bahsetmeye başladı muhatabım. Başarmam lazım. Yoksa çok
utanırım kendimden.
Derken mesaj, Oğuz abi yayına giricem birazdan. Peki, hiç
kasma, eğlenmene, keyif almaya bak cevabı gene benden.
Yirmi dakika kadar sonra bilinmeyen bir numara, elim
titreyerek açtım telefonu. Pavyon konsomatrislerinde bile rastlanılmayacak bir
soğukluktaki kadın sesi. Evet benim. İ. Bey joker hakkı için size bağlanacak, birkaç
dakika telefonunuzu kapatmayın, soru-cevap bittiğinde iyi akşamlar
dileyeceksiniz. Peki, bekliyorum. Telefon
kulağımda, nefesim kesiliyor heyecandan. Karşı tarafta operatör kızların kendi
aralarında yaptıkları saçma muhabbetleri işitiyorum, bir de yarışma programının
fon müziğini. Simon Bolivar Venezuela doğumlu mu, Bolivya mı sorusu o an aklıma
saplanıyor. Ya Simon Bolivar’ı sorarlarsa? Hani her şeyi biliyordum lan ben?
Sormazlar inşallah. Biraz daha zaman geçiyor, acaba beni unuttular mı, belki
başka bir jokeri aramıştır, ne iyi olur, kendimi sınamam, hem bir soruyla sınav
mı olur düşünceleri kafamda dönüp dururken Selçuk Yöntem. Heyecanım bir anda
uçtu, her zamanki cool halim geri geldi, içimi doldurdu. Adamın ismini bile
sabah wikiye bakıp öğrendim, yıllardır izlemiyorum ki bu yarışmayı. Kenan Işık’ı
severdim ama. Merhabalar Oğuz Bey, nasılsınız, teşekkür ederim Selçuk Bey,
sizler nasılsınız, sağolun, İ. Bey’le yarışıyoruz, size bir baraj sorusu var,
buyrun dinliyorum, İ. Soruyu okumaya
başladı, daha cümlenin yarısında PODEMOS… PODEMOS! diye kestirip attım, bol
şans dileyip aldığım talimat gereği iyi akşamlar dilerken Selçuk Yöntem’in
gülen sesiyle telefonu kapattım. Göğüs kafesimdeki genişleme hissi, Michael Jordan’ın
attığı her sayıdan sonra elini yumruk yapma hareketiyle birleşti. Simon Bolivar’ın
doğum yerini bilmiyorum ama PODEMOS’u da bilemeyecek adam değilim hamdolsun.
Yarım saat sonra sevimli İ.'den sms,
abi sayende 15, sonra sazan yaptım, 15’le ayrıldım. Banane, ben kendi yarışmamı
kazandım ya güzel kardeşim :)
Not: Venezuela’ymış.

ben de olsam seni seçerdim joker olarak. çok mantıklı
YanıtlaSilEn saçması da şu: Ben kimseyi seçmezdim sanırım. Güvenmezdim ki.
YanıtlaSil