29 Eylül 2014 Pazartesi

Kişiye Özel 11 Maddelik Mektup...


1-  İnsan okunmak için yazar, bu doğru.

2-    İster profesyonel, ister amatör bir ruhla olsun, yazılanın okunduğunu görmek yazanı mutlu eder. Popüler olmak şart değil; değer verilen bir azınlığın okuması da yeter.



3-    Blog tutmak, evinin perdelerini açık bırakmak gibi bir davranış, başkalarının kendi hayatını röntgenlemesine izin vermekten farksız.

4-   Benimkisi (ve benzer) bloglarda bu durum bir seviye ileri taşınmakta: Duygusal ve (aklî melekelerimin elverdiği ölçüde) düşünsel pornoya benzer şekilde, ham ve çiğ hislerimi, kafamda dolanan tasavvurları neredeyse sıfır sansürle bloğa dökerek kendimce bir günlük tutuyorum; gülünesi saçmalıkları ya da ağlanası komiklikleri günlük nev’inden buraya düşmek benim yaptığım. Üstelik, bütün bunları ‘okuyucu’yu kafamın içinde gezdirirken o kişi ‘sanki orada değilmiş gibi’ anlatmaya çabalıyorum, yani Big Brother programı çevirmekten farksız bir kurguyla işlenmemiş düşüncelerimi böylesine açık paylaşırken röntgenlendiğimin farkında değilmişim gibi tuhaf bir tutum içerisindeyim. (Son yazılarda çok değindiğim kavrama uyarlayacak olursam, ‘kendi kendine münafıklık yapma’ denilebilir bu duruma.)



      5- Yukarıda anlattıklarım, belli bir oranda senin için de geçerli. Elbette şu ayrımın da farkındayım: Senin rafineriden çıkmış kristal ifadelerinle kıyaslandığında benim zırvalarım çok daha kaba saba, ayrıca hardcore kalıyor. I’m not so good with words, dolayısı ile kendimi dan dun ifade edebiliyorum ancak. Buna da üslup diye sarılıyorum kendimi kandırırcasına.


6- Bilmeni isterim ki hassaten senin tarafından gözetlenmek için tutmuyorum bu blogu. Onca zaman ara verdikten sonra tekrar başladım, ihtiyacım olduğu için. Evet saçma. Ama inanır mısın bilmem, ne hatun kaldırmak gibi bir amacım var (hem de Erzurum’da??), ne ajitasyon yapıp birileri başımı okşasın da psikolojim düzelsin diye yazıyorum, pek az sayıdaki dostumla irtibatımı sürdürmek gibi bir derdim olmayacağını da (beni tanıdığın ölçüde) en iyi sen bilirsin.  

7- Okumandan rahatsız ya da şikâyetçi değilim. Nasıl öğrendiğini tahmin edebiliyorum- sakıncası yok. Bunu sana sorduğumda bana yalan söylemiş olmana da bir şey diyemem, aksi takdirde “yalanı senden öğrendim” çıkışınla lafı yüzüme yapıştırma ihtimalini de göze almak zorunda kalacağımdan endişe ediyorum. Sana karşı ebediyyen 0-1 mağlubum zaten.

      8-  Ne var ki, ruhumda sürekli açılan yaralara, sıkıntıdan peydahlanan yüzümdeki geçmeyen çıbana, bozulan sağlığıma, (var olduğuna inanmadığın) kalbimdeki anaforlara, rutinleşmiş huzursuzluğumun yanı sıra bu lanet olası şehirde beni dibine çeken karanlık depresyona sanki “men dakka dukka” dercesine müstehzi bir gülümsemeyle, hatta tüm bu berbat halime ne zamandır ümidini yitirdiğin ilahi adaletin bir tecellisi gibi baktığını idrak ettiğimde canım hadsiz yanıyor –bütün bunları hak etmediğimden değil; senin bu durumdan mutlu olduğunu fark etmek beni böylesine yaralayan.


     9- “Müstahaksın” diyorsundur, haksız olduğunu söyleyemem. Müstahak olsam da sen bu durumdan nasıl kendine mutluluk payı çıkartabilirsin? Ellerini de oğuşturup “oh olsun” diyor musun? Bana çok başka şekillerde zarar vermeyi de düşündün mü acep? Elinde aleyhime kullanabileceğin öyle çok done var ki, hakkımda yalnızca senin bildiğin. Hançeri saplamak iste yeter.  Biliyor musun, senden korkacağım hiç aklıma gelmezdi. Güneş batıdan doğardı belki, ama ben senden her zaman emin olurdum. Şimdi ise öncesinde zerre kadar hissetmediğim kadar tedirginim, mutsuzluğumdan keyif alan, inşallah keyfini arttırmaya gayret etmez diye ümit ediyorum.


10- Elbette çok saçma bir karşılaştırma olur, ama sen her zaman en güzel şekilde andığım, düşündüğüm, hayalini canlandırdığımda mutlaka dudaklarımdan dua sözleri damlayan insansın. Bir sır daha vereyim: Cuma namazlarımda sırasıyla ezbere okuduğum bir dua listesi var; adın oradan hiç çıkmadığı gibi dua ederken seneler evvel isminin ardına yerleştirdiğim iyelik ekini de bir türlü kaldıramadım. Tashih edemiyorum. Etmek de istemiyorum açıkçası. Beni buna zorlamamanı rica ediyorum.

11- Sana daha evvel mektup yazmıştım, bir kez. Bu ikinci oldu. Başka olmasın. Lütfen. 



30 Eylül tarihli edit: Eğer günahını alıyor, haksızlık ediyorsam özür dilerim.