1- İnsan okunmak için yazar, bu doğru.
2- İster profesyonel, ister amatör bir ruhla olsun,
yazılanın okunduğunu görmek yazanı mutlu eder. Popüler olmak şart değil; değer
verilen bir azınlığın okuması da yeter.
3-
Blog tutmak, evinin perdelerini açık bırakmak
gibi bir davranış, başkalarının kendi hayatını röntgenlemesine izin vermekten
farksız.
4-
Benimkisi (ve benzer) bloglarda bu durum bir
seviye ileri taşınmakta: Duygusal ve (aklî melekelerimin elverdiği ölçüde) düşünsel
pornoya benzer şekilde, ham ve çiğ hislerimi, kafamda dolanan tasavvurları
neredeyse sıfır sansürle bloğa dökerek kendimce bir günlük tutuyorum; gülünesi
saçmalıkları ya da ağlanası komiklikleri günlük nev’inden buraya düşmek benim
yaptığım. Üstelik, bütün bunları ‘okuyucu’yu kafamın içinde gezdirirken o kişi ‘sanki
orada değilmiş gibi’ anlatmaya çabalıyorum, yani Big Brother programı çevirmekten
farksız bir kurguyla işlenmemiş düşüncelerimi böylesine açık paylaşırken röntgenlendiğimin
farkında değilmişim gibi tuhaf bir tutum içerisindeyim. (Son yazılarda çok
değindiğim kavrama uyarlayacak olursam, ‘kendi
kendine münafıklık yapma’ denilebilir bu duruma.)
5- Yukarıda anlattıklarım, belli bir oranda senin
için de geçerli. Elbette şu ayrımın da farkındayım: Senin rafineriden çıkmış kristal
ifadelerinle kıyaslandığında benim zırvalarım çok daha kaba saba, ayrıca hardcore
kalıyor. I’m not so good with words, dolayısı ile kendimi dan dun ifade
edebiliyorum ancak. Buna da üslup diye sarılıyorum kendimi kandırırcasına.
6- Bilmeni isterim ki hassaten senin tarafından
gözetlenmek için tutmuyorum bu blogu. Onca zaman ara verdikten sonra tekrar
başladım, ihtiyacım olduğu için. Evet saçma. Ama inanır mısın bilmem, ne hatun
kaldırmak gibi bir amacım var (hem de Erzurum’da??), ne ajitasyon yapıp
birileri başımı okşasın da psikolojim düzelsin diye yazıyorum, pek az sayıdaki
dostumla irtibatımı sürdürmek gibi bir derdim olmayacağını da (beni tanıdığın
ölçüde) en iyi sen bilirsin.
7- Okumandan rahatsız ya da şikâyetçi değilim.
Nasıl öğrendiğini tahmin edebiliyorum- sakıncası yok. Bunu sana sorduğumda bana
yalan söylemiş olmana da bir şey diyemem, aksi takdirde “yalanı senden öğrendim”
çıkışınla lafı yüzüme yapıştırma ihtimalini de göze almak zorunda kalacağımdan
endişe ediyorum. Sana karşı ebediyyen 0-1 mağlubum zaten.
8- Ne var ki, ruhumda sürekli açılan yaralara, sıkıntıdan
peydahlanan yüzümdeki geçmeyen çıbana, bozulan sağlığıma, (var olduğuna inanmadığın)
kalbimdeki anaforlara, rutinleşmiş huzursuzluğumun yanı sıra bu lanet olası
şehirde beni dibine çeken karanlık depresyona sanki “men
dakka dukka” dercesine müstehzi bir gülümsemeyle, hatta tüm bu berbat
halime ne zamandır ümidini yitirdiğin ilahi adaletin bir tecellisi gibi
baktığını idrak ettiğimde canım hadsiz yanıyor –bütün bunları hak etmediğimden
değil; senin bu durumdan mutlu olduğunu fark etmek beni böylesine yaralayan.
9- “Müstahaksın” diyorsundur, haksız olduğunu
söyleyemem. Müstahak olsam da sen bu durumdan nasıl kendine mutluluk payı
çıkartabilirsin? Ellerini de oğuşturup “oh olsun” diyor musun? Bana çok başka
şekillerde zarar vermeyi de düşündün mü acep? Elinde aleyhime kullanabileceğin
öyle çok done var ki, hakkımda yalnızca senin bildiğin. Hançeri saplamak iste
yeter. Biliyor musun, senden korkacağım
hiç aklıma gelmezdi. Güneş batıdan doğardı belki, ama ben senden her zaman emin
olurdum. Şimdi ise öncesinde zerre kadar hissetmediğim kadar tedirginim,
mutsuzluğumdan keyif alan, inşallah keyfini arttırmaya gayret etmez diye ümit
ediyorum.
10- Elbette çok saçma bir karşılaştırma olur, ama
sen her zaman en güzel şekilde andığım, düşündüğüm, hayalini canlandırdığımda
mutlaka dudaklarımdan dua sözleri damlayan insansın. Bir sır daha vereyim: Cuma
namazlarımda sırasıyla ezbere okuduğum bir dua listesi var; adın oradan hiç
çıkmadığı gibi dua ederken seneler evvel isminin ardına yerleştirdiğim iyelik
ekini de bir türlü kaldıramadım. Tashih edemiyorum. Etmek de istemiyorum
açıkçası. Beni buna zorlamamanı rica ediyorum.
11- Sana daha evvel mektup
yazmıştım, bir kez. Bu ikinci oldu. Başka olmasın. Lütfen.
30 Eylül tarihli edit: Eğer günahını alıyor, haksızlık ediyorsam özür dilerim.