14 Ağustos 2014 Perşembe

Halk'ın Adamı Olamamak Üzerine...



Bir keresinde, hangi ders olduğunu unuttum - sıkıntıdan patlamak üzere teneffüs zilinin çalmasını beklerken sınıfın penceresinden dışarı boş gözlerle bakıyordum ki, O’nun ağır ve titrek adımlarla Serencebey Yokuşu’nu tırmandığını görünce elektrik çarpmış gibi ayılmış, erişilmez bir idol olarak gördüğüm kişinin o sakin yürüyüşüne büyülenmiş gibi kilitlenmiştim; yavaşça bizim okulun hemen karşısındaki MİT Bölge Müdürlüğü kapısına kadar yürüdü, koca demir kapı çabucak açıldı ve bir lise öğrencisinin fanatiği olduğu takımın üç sene ard arda şampiyonluk yaşadığı dönemde, ayrıca hem o dönemin öncesinde hem sonrasında başı dik, göğsü kabarık, gururla “Beşiktaşlıyım”  demesini sağlayan o zarif ve kibar adam kurumun bahçesine aynı sakin adımlarla girdi, arkasından bekletmeden kapandı demir kapı. Kendisinin MİT’te yönetici olduğunu o vakitler de biliyorduk, ama koskoca Beşiktaş Başkanının bir makam arabası ile değil, özel aracı ya da hiç yoksa bir taksi ile de değil, ayağa kuvvet yürüyerek o dik Serencebey Yokuşunu tek başına, yanında ne bir asistan, ne bir koruma ya da başka biri yok iken tırmanması nazarımda zaten kutsallık atfettiğim birine asla bağdaştıramadığım bir şeydi: Yakıştıramıyor değildim, ama kelimenin tam anlamıyla gerçek üstü biri olarak kafamda yer etmiş bir kişinin gerçek dışı gelen hareketiydi.

Kesinlikle eşi olmayan bir insandı O…

Tribünde “Ahmet Dursun Seba Gitsin” diye haykırıp O’nun gönlünü paramparça eden, âhını alan (şanlı?) Beşiktaş taraftarı Seba’nın hasletlerinden, centilmenliğinden ve nezaketinden bıkmıştı sanki. Tıpkı Fenerbahçe ya da Galatasaray başkanları gibi saygısız, kavgacı, hak-hukuk bilmeyen karakterdeki bir isim istiyorlardı kulübün başında.  [Şuna öyle çokbenziyor ki anlattığım durum…] Sağa sola bağıracak, ona buna bok atacak, muhatabını aşağılayacak, kötüleyecek, hor görecek bir kişiliği yoktu Seba’nın.  Beyefendiydi O.

Taraftar, “kendisi gibi” bir Başkan istiyordu, daha faziletlisini değil. Fazilet, katrana bulanmış kimseler için katlanılmaz bir şeydir. 

Şimdi gözyaşı döken, ah u vah eden kişilerin alçaklığı ve ikiyüzlülüğü hali pürmelalimizden başka bir şey göstermiyor. Bu millet böyle. 


Mekânı cennet olsun, Allah taksiratını affetsin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!