Bir keresinde, hangi ders olduğunu unuttum - sıkıntıdan
patlamak üzere teneffüs zilinin çalmasını beklerken sınıfın penceresinden dışarı
boş gözlerle bakıyordum ki, O’nun ağır ve titrek adımlarla Serencebey Yokuşu’nu
tırmandığını görünce elektrik çarpmış gibi ayılmış, erişilmez bir idol olarak
gördüğüm kişinin o sakin yürüyüşüne büyülenmiş gibi kilitlenmiştim; yavaşça
bizim okulun hemen karşısındaki MİT Bölge Müdürlüğü kapısına kadar yürüdü, koca
demir kapı çabucak açıldı ve bir lise öğrencisinin fanatiği olduğu takımın üç
sene ard arda şampiyonluk yaşadığı dönemde, ayrıca hem o dönemin öncesinde hem
sonrasında başı dik, göğsü kabarık, gururla “Beşiktaşlıyım” demesini sağlayan o zarif ve kibar adam kurumun
bahçesine aynı sakin adımlarla girdi, arkasından bekletmeden kapandı demir
kapı. Kendisinin MİT’te yönetici olduğunu o vakitler de biliyorduk, ama koskoca
Beşiktaş Başkanının bir makam arabası ile değil, özel aracı ya da hiç yoksa bir
taksi ile de değil, ayağa kuvvet yürüyerek o dik Serencebey Yokuşunu tek
başına, yanında ne bir asistan, ne bir koruma ya da başka biri yok iken tırmanması
nazarımda zaten kutsallık atfettiğim birine asla bağdaştıramadığım bir şeydi:
Yakıştıramıyor değildim, ama kelimenin tam anlamıyla gerçek üstü biri olarak
kafamda yer etmiş bir kişinin gerçek dışı gelen hareketiydi.
Kesinlikle eşi olmayan bir insandı O…
Tribünde “Ahmet Dursun Seba Gitsin” diye
haykırıp O’nun gönlünü paramparça eden, âhını alan (şanlı?) Beşiktaş taraftarı
Seba’nın hasletlerinden, centilmenliğinden ve nezaketinden bıkmıştı sanki. Tıpkı
Fenerbahçe ya da Galatasaray başkanları gibi saygısız, kavgacı, hak-hukuk
bilmeyen karakterdeki bir isim istiyorlardı kulübün başında. [Şuna öyle çokbenziyor ki anlattığım durum…] Sağa sola bağıracak, ona buna bok atacak,
muhatabını aşağılayacak, kötüleyecek, hor görecek bir kişiliği yoktu Seba’nın. Beyefendiydi O.
Taraftar, “kendisi gibi” bir Başkan istiyordu, daha
faziletlisini değil. Fazilet, katrana bulanmış kimseler için katlanılmaz bir
şeydir.
Şimdi gözyaşı döken, ah u vah eden kişilerin alçaklığı ve
ikiyüzlülüğü hali pürmelalimizden başka bir şey göstermiyor. Bu millet böyle.
Mekânı cennet olsun, Allah taksiratını affetsin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!