9 Ağustos 2008 Cumartesi

Özsüt Üzerine... (Veya 'Interview with the ex-Vampire: The Vampire Chronicles')

*** “Yazdıklarını epeydir takip ediyorum, eski postları da okudum, çok çeşitli konularda uzun ve nereden başlayıp nerede biteceği belli olmayan acaip laf salatalarından ibaret yazıların, ciddi ciddi yazarken birden zıpırlaşıyor, lay lay lom geyik yaparken ansızın psikopat gibi laf sokuyorsun bir şeylere. Yazdıklarından seni özetlemek de mümkün, yaşamaktan nefret ediyorsun ama hayata dört elle sarılmışsın, kadınlara sıçıp sıvıyorsun ama aslında onlara karşı değil, kendinle savaşıyorsun. Tuhaf olan, kadınlar hakkında hem kaba, hem sırnaşık, hem maço hem de umursamaz tarzda şeyler yazıyorsun ama seni okuyanların tamamına yakını kadın.”

“Harikasın! Yıllardır bu anı bekliyordum, beni özetlediğine göre artık kurbağa formundan kurtulup bir prense dönüşebilirim sanırım” diye kikirdedim.

***“Dalga geçme” dedi. Devam etti ardından: “Hatunlar neden okuyor seni? Onları insan yerine bile koymuyorsun çoğu zaman, ağızlarından alevler fışkıran şeytani ejderhalarmışız gibi davranıyorsun sürekli. Birileri sana kötü davrandı veya ağzına sıçtı diye hiç durmadan mızmızlanıyorsun. Sonra birden ben çok kötüyüm, çok kadını üzdüm ağlattım mutsuz ettim diye günah çıkartma moduna giriyorsun.”

“Kadınlar hakkında yazdıklarım erkekleri neden ilgilendirsin? Herkes kendisi için ne düşünüldüğünü merak eder ve öğrenmek ister. Ters açıdan nasıl göründüğümüzü bilmek önemlidir; milli takım Hırvatları eleyince, Hırvat gazetelerinin ne yazdığı benim için bizim basından daha dikkat çekici gelmişti.”

***“Ama neden seni okuyorlar? Sen nesneleştiriyorsun kadınları. Onları insanlarmış gibi değil, bir nesneymiş gibi ele alıyorsun.”

“Kadınları gerçekten bir insan gözüyle göremiyorum, bu doğru, ama açıklanmaya muhtaç bu konudaki sözlerim: Siz tuhaf varlıklarsınız, algınız farklı, muhakemeniz farklı, duygu durumunuz farklı, biyolojiniz farklı. İnsanlarla, yani erkeklerle eşit haklara sahipsiniz, pek çok konuda eşitsiniz de, üstün olduğunuz yanlar var; öte yandan tümüyle farklısınız.”

***“İyi ama bana şunu söyle, biz erkeklerden farklıysak, erkekler de bizden farklıdır demektir, eğer senin açılımını kullanacak olursam argümanını ben de şu şekilde çevirebilirim, dünyada insanlar ve erkekler vardır; kadınlar insani özelliklere sahipken erkekler tuhaf yaratıklardır. Mesele sadece öznelerin yer değiştirmesinden ibaret gördüğün gibi.”

“İşte bu noktada tümüyle yanılıyorsun. Demagoji yapmak bir koyunu öldürdükten sonra içini doldurup ona hala koyun muamelesi yapmaktan farksızdır. Bense kanlı canlı bir erkek-kadın profili çiziyorum, senin yaptığın izmarite bundan sonra istavrit diyelim buğulaması güzel oluyor demek gibi bir şey.”

***“Hiçbir şey anlamadım.”

“Peki açıklayayım o zaman; Rudyard Kipling’in sözünü kadın ve erkeğe uyarlayarak başlayayım, kadın kadındır, erkek de erkektir, bu ikisi asla aynı noktaya gelemez. Seni ikna etmek gibi bir çabam yok, zaten bu mümkün değil. Her ne kadar beni çözüp özetlediğini düşünüyor olsan da, ben de biraz laf geveleyeyim şimdi. 30’lu yaşlara yaklaşmış her kadın erkekleri üç aşağı beş yukarı tanır; erkekler aslında kolay yaratıklardır. Ne istedikleri bellidir, ne beklediklerini öngörmek zor değildir. İster eş olsun, ister sevgili, neredeyse erkeklerin tamamı kendi hayatlarıyla ilgili olarak şablon-vari beklentilere sahiptir: Kadın kendisine arkadaş olsun isterler, kendisi de kadının arkadaşı olacaktır. Kadın ilişkiye özen göstersin ister, kendisi de özen gösterecektir. Kadınla seks yapmak ister, onun da bunu arzulamasını bekler. Özgürlüğünün kısıtlanmamasını ister, ama kendi özgürlüğünden gönüllü olarak vazgeçmeye razıdır. Bununla beraber erkeklerin bu beklentilerini dile getirmeleri çok zordur, çünkü ilişki dediğimiz şey bir mukavele imzalatmaya benzemiyor. Zaten erkekler de kendilerini ifade etmekte sorun yaşayan bir tür. Biz her zaman ‘doğru olanı düşündüğümüzü’ düşündüğümüzden, karşımızdakinin bizi anlamadığını gördüğümüzde şaşkına döneriz. Erkekleri idare etmek zor değildir, hatta kadınların en kolay öğrendikleri şey de budur.

***“Melek gibi bir şeymiş bu erkekler. Hiç görmedim anlattığın gibisini. Saçmalıyorsun bence.”

“Görmedin, çünkü sen ve çoğu hemcinsin hadiseye kendi beklentileriniz açısından bakıyorsunuz. Mircea Eliade’nin tüm sosyal bilimlere uyarlanabilecek harika bir sözü vardır: Ölçekler fenomenleri yaratır. Yani bir şeyin görüntüsü, baktığımız açı veya o şeye bakarken hangi düşünce ve argümanları kullandığımıza göre değişir. Az evvel dediğim gibi seni ikna etmem mümkün değil. Anneme bile bazen kızıyorum, anne hayatın boyunca kadın gibi davrandın, artık biraz erkek gibi düşünmeyi denesen, bu yaşa geldin hala kadın gibisin diyorum.”

***“Ne diyor allahaşkına? Bu arada, annenden de çok sık bahsediyorsun blog yazılarında.”

“Gülüyor ben öyle diyince. Doğası gereği kadın gibi davranıyormuş. Değiş artık gözlerin açılsın diyince de durup düşünüyor, neydi o böceğin ismi, ondan mı olayım yani diye soruyor.”

***“Komikmiş. Kadın gibi davranmak, kadın gibi olmak ne demek peki? Kadın nedir, madem bu kadar kesit hatlarla çizmişsin kafanda, biz ne çeşit bir canavarız anlatır mısın?

“Siz canavar değilsiniz, dalga geçmeyi bırak yoksa online olan 21’lik çıtırın block’unu kaldırır onunla laflarım. Kimseye canavar demiyorum ben, insan değilsiniz ama canavar da değilsiniz.”

***“Valla hiç meraklı değilim sana, git kiminle konuşuyorsan konuş. Kaçacaksan da sen bilirsin.”

“Kaçmak değil bu, ama ciddi bir şey soruyorsan ciddi bir şekilde dinlemen gerekir. Ben şu an sana harcıyorsam zamanımı, seni ve sorularını ciddiye alıyorum demektir.”

***“Ya tamam uzatma ya. Kadınları anlat bana. Neden insan değil kadınlar?”

“Bir hakaret olarak söylemiyorum bunu. Aşağılamak veya hafife almak için de değil, tümüyle farklı bir canlı üzerine konuşuyorum. Erkekten sabit, tutarlı, neyi ne zaman ne şekilde isteyeceği, tepkileri veya kızgınlıkları ön görülebilir bir yaratık olarak bahsettiysem, sizin bu tasvirin tam karşıtı niteliklere sahip olduğunuzu düşünüyorum demektir. Bir tohum örneği verecek olursam erkek uygun bir toprak bulduğunda kök salan ve zaman içinde yükselip gelişen ağaca benzer, eğer şartlar olumsuzsa, toprak verimsiz, iklim uygun değilse bu defa en iyi ihtimalle zayıf, büyümemiş bir halde kalır veya daha da kötüsü yok olur gider. Üç satırla özetledim farkındaysan, erkek bundan ibaret. Ne istediği, neye gerek duyduğu bellidir. Kadın ise bu kadar kolay değil. Kadınlar için bir doğru anlayışı yoktur, yanlış da yoktur, siz ne istediğine karar veremeyen bir türsünüz. Çelişki kadın doğasının en temel özelliklerinden; kendileriyle ve beklentileriyle sürekli çelişen kadınlar, erkekler üzerine onların beklenti ve arzularına yönelik tuhaf bir iktidara sahipler. Bu iktidar meselesine sonra değineceğim. Ne istediğini bilememek ciddi bir handikaptır, bu nedenle kadınların arayışı tatminsizlik laneti yüzünden süregider durur, erkek-tohum örneklemesine dönecek olursam kadın bir türlü emin olamaz o toprağa kök salsın mı salmasın mı, bilemez. Daha anlaşılır bir misal vereyim, erkek aradığı ayakkabıyı ikinci veya üçüncü dükkânda bulur, kadın bütün gün ayakkabı mağazalarını dolaşır. Erkek istediği modeli berberine tarif eder, pek çok kadın vardır ki kuaförden çıktıktan sonra aynada gördüğü saçını beğenmez ve evinden kalkıp tekrar kuaföre gider. Bu kararsızlık üzerine verilen çok sıradan bir örnek; tutarsızlık şudur ki, erkek bir ayakkabı ayağına vurduğu zaman onu bir köşeye atabilir, kadın ise daha mağazadaki ilk denemesinde ayağını sıktığını hissettiği ayakkabıyı orasına burasına yara bandı veya pamuk koymak suretiyle giyebileceğini düşünür.

***“Bunların ne kadar klişe örnekler olduğunun farkında mısın? İnanılmaz genellemelere varıyor, sözlerin bir kanun maddesi edasıyla konuşuyorsun, ama içleri boş. Kararsızlık konusuna katılıyorum, ama tutarsızlık başka bir şey. Çelişki erkeklerde de var.”

“Mesela ne gibi çelişkiler bunlar?”

***“Bazen çok vurdumduymaz oluyorsunuz, ilgisiz alakasız davranıp, sonra bir anda yüz seksen derece dönerek üzerimize düşüyorsunuz. Yüzümüze bakmadığınız, uzak durduğunuz zamanlar ile etrafımızda dönüp durduğunuz zamanları ele al mesela. ”

“Buna çelişki gözüyle bakmamalısın, burada bir paradoks yok, erkeğin beklentilerinden bahsetmiştim en başta. Nefes almaya olduğu kadar kendimizi özgür hissetmeye, kestaneli pasta kadar sekse ihtiyacı olan basit tipleriz biz, doyuma ulaşmamız kolaydır."



***“Yalnız farkında mısın kendini tekrarlayıp duruyorsun. Maymun iştahlılığın erkeklerin doğal özelliği olduğunu inkâr edemezsin, bunu inkâr edemezsen zaten şu ana kadar laf salatası yaptığını itiraf etmek zorunda kalacaksın. Sürekli fucker vaziyetinde dolaşan tipleri neden tatminsizlikle suçlamıyorsun?”

“Sözünü ettiğin erkek tiplemesi maymun iştahlılıkla ilgili değil. Şöyle söyleyeyim, böyle adamları iki grup altına toplayabiliriz, a) Arayanlar. Bu gruptakiler ağaç örneğine dönecek olursam uygun bir toprak ve iklim özelliği arıyorlar kendilerine, yani kafalarında bir hatun şahs-ı manevi silüeti çizmişler ve hayal ettikleri o kişinin peşindeler, Özsüt’e gidip bütün pastalardan birer kaşık tadıyorlar gibi bir şey, ama amaçları âşık oldukları, lakin henüz tanışmadıkları o lezzeti bulabilmek.

***“Blog sayfanın altındaki ankette yer alan Özsüt’ün kestaneli pastayı mı arıyor onlar yani? Bir şey diycem, sen insanı salak ediyorsun, böyle uzun uzun anlatmak zorunda mısın? Normal ve kısa yoldan ‘aşık olacakları bir kadın arıyorlar’ desene. Ne kadar uzatıyorsun, hem ayrıca bu sözünü ettiğin grup bu arada dünya kadar pastayı bir köşesi yenmiş şekilde bırakıyor, o pastalara da yazık!”

“Hiçbir pastayı zorla yiyemezsin, vitrinde yer alan ve müşteri bekleyen ürünlerden bahsediyorum burada. Birazdan olaya franbuazlı ve vişneli pastaların gözüyle de bakarız eğer istersen. Bu arada, Özsüt’e gidip de menüdeki her şeyi tadan adamın midesinin bozulması kaçınılmaz olur ama o bambaşka bir konu başlığı.”

***“Sen de bu adamlardansın di mi? Yazılarındaki genel hava o yönde...”

“Valla ben çok pasta yedim ama hayalimdeki kestaneli pastayı bir türlü bulamadım, o yüzden artık tuzluları tercih ediyorum, hahahahahha ay çok eğlendim! Ayrıca konuşmayı kişiselleştirmeyelim lütfen ben sana muzlu musun yoksa kremalı mısın diye soruyor muyum?”

***“İğrençsin. Gene yazılarındaki sinir bozucu adama dönüştün birden. Lafın ucu sana dokunduğu zaman saldırganlaşıyorsun. Ayrıca narsizmine dokunulunca çığlık atıyorsun sen.”

“Peki o zaman, efendi efendi cevap vereyim, bir zamanlar ben de o gruptakinden farksızdım. Ama tövbekar bir ex-pasta yiyiciyim uzun zamandır, Özsüt’e filan uğramayalı çok oldu, pastalardan da uzak duruyorum. Yalnız konu dağıldı farkındaysan, erkek kategorizasyonu üzerine yüce görüşlerimi dile getiriyordum ben, bana yönlendi gene mesele. Sıkıldın galiba.”

***“Yok sıkılmadım. Ayrıca daldan dala atlayan da sensin, parçalar nerede birleşecek çok merak ediyorum.”

“Peki o zaman, devam edeyim. İlk grupta Arayan erkekleri tarif etmeye çalıştım. Senin maymun iştahlı olduklarını dile getirdiğin erkeklerin diğer bölümü de b) Aramayanlar. Bunlar zaten kimseyi aramazlar, bir ilişki peşinde değillerdir, aşık olmayı istemezler de, önlerine çıkan bütün pastaları çatal bıçak kullanmadan yemektir akıllarındaki tek şey. Maymun iştahlılık açısından bakarsak, evet, bu gruptaki insanlar senin nitelemene uyum gösteriyorlar, ama bu azgın ve ipi kopmuş köpek modunda yaşarken zaten kendilerini sürekli ele verirler, kadınlar onları hemen tanır ve beklentilerini fark eder; bu noktadan sonra pasta servisinin yapılıp yapılmayacağı tamamen pastanın hür iradesine kalmış, diğer bir değişle verici olmazsa alıcı da olmaz, Özsüt kapalıysa müşterinin elinden bir şey gelmez, aç gözlerle vitrine bakmaktan başka.”




***“Dayanamayacağım, sormam lazım, sen Özsüt’e girdiğinde erekte oluyor musun allahaşkına?

“Öyle çok karıştı ki bu konuşma, mecazi anlamda mı soruyorsun yoksa sorunu doğrudan mı anlamalıyım bilmiyorum. Hahahahahah, çok eğlendim gene!”

***“Off ya tamam yok bir şey. Sormadım farzet. En azından erkeklerin bir kısmının maymun iştahlı olduğunu kabul edebildin. Bu da erkeklerin ne istediğini bilen, tutarlı, düzgün yaratıklar olduğuna dair tanımına uymuyor.”

“Hayır, bir konuda ikna olmuş filan değilim, sen de olmadın, zaten burada ikna ve telkin çalışması yapmıyoruz, sadece hadiseleri kavrayışımızı tartışıyoruz o kadar. İkinci gruptaki erkekler kendilerine be-loved değil, be-fucked arıyorlar, be-witched ve be-bitched olan hatunlar da onları besliyor. Yani bu çift taraflı bir durum.”

***“Tamam ama, ilk gruptaki Arayanlar, eğer bulamazlarsa, otomatik olarak ikinci gruba geçiyorlar, yani ilk grup her zaman ikinci grubu besliyor ve sayı olarak Aramayanlar her zaman daha kalabalık olmak zorunda.”

“Bir yere kadar evet, bir de aradığını bulabileceğine ümidi kalmayan, hacca gidip döndüğünde sakal bırakan ve namaza başlayan tiplere rastlanılabilir. Veya bir gün oturduğu ağacın gölgesinde sızıp uykuya dalan ve sabahın ilk ışıklarıyla aydınlanmış bir şekilde uyanıp Bodishvatta şeklinde hayatın anlamına ermeye yaklaşan erkekler de var.”

***“Ne diyorsun sen ya?”

“Boşver eğleniyorum kendi çapımda. Bu cümle tutanaklardan çıkarılsın, internet bağlantım koptu farzet :) ”

***“Anlamadığım şeyleri söylemekten ne zevk alıyorsun? Valla korkuyorum açıkla demeye, gene bir saat uzatacaksın lafı. Yine de üstü kapalı olarak kendinden bahsettiğini anlayabiliyorum.”

“Yoo, ne alakası var. Neyse, en azından erkeklerin öyle veya böyle bir şekilde gruplanabildiğini göstermiş oldum sana. Bir şeyin sınırlarını belirleyebiliyorsan onu anlarsın, kavraman kolaydır. Bu cümleyi şu ifadeyle destekleyebilirim, kavranılabilen kolaydır, erkekler kavranılabilir, o zaman erkekler kolaydır. Aristo mantığı her zaman saçma sonuçlara götürmez bizi.

***"Kafam ütülediğin için şu anda hiçbir şeyi kavrayabilecek durumda değilim açıkçası. Yoruldum resmen. Normalde de geveze misin sen?

“Krişna’nın Arjuna’ya gösterdiği 12,000 yüzünden biri gibi bu geveze yüzüm, şu an keyfim yerinde ve canım konuşmak istiyor hepsi bu. Daha neler var bende, ucu bucağı olmayan hazineyim ben de millet bunu bilmiyor. Hem dinleyen, tanım gereği anlatanın varlığını gerektirir. Sıkıldıysan söyle, 21’lik çıtır hala online, onunla ilgileneyim.

***“Senin bu narsizmine tahammül etmek bile başlı başına imtihan. Sıkılmadım ama ne yaparsan yap, çıtırı söyleyip beni tehdit etme, kadınları da başka zaman anlatırsın.

“Aslında hazır havamdayken biraz da onlar üzerine laflayalım mı?”

***“Sen anlatıyorsun ben dinliyorum, hep bildiğim şeylerden bahsediyorsun, söylediklerin içinde yeni bir şey yok blogunda da hep aynı şeyler var, gene de anlatırsan dinlerim.”

“Sen de hafiften manyaksın belli, gizli kalmış bir mazoşizm besliyorsun içinde. Neyse, benim sorunum değil bu, sevgilin düşünsün. Kadınlar hakkında söylenebilecek çok şey var. Aslında yukarıda üstünkörü değinmiştim bunlara. Biraz daha açayım o zaman. Kadınlar isterler, sürekli isterler, hep isterler. İncildeki ‘isteyin verilecek, arayın, bulacaksınız’ ayetinde geçtiği gibi, bulurlar da, ama asla karşılarına çıkan erkeklerin hiç birisi onlara tam anlamıyla ‘evet, işte buldum’ dedirtemez, onlar için her “buldukları” bir alternatiftir, kendisine uygun olduğunu düşündüğü erkeği ‘acaba daha iyisi var mı?’ diye bekleme odasına alır ve orada oyalamaya başlar kadınlar. Tekrar pasta örneklemesine dönecek olursam, bu defa kadını müşteri olarak düşünüp erkekleri de Özsüt’ün pasta menüsüne yerleştirelim; şunu göreceğiz: Kadınlar tattıkları pastayı çok beğenip veya beğendiğini söyleyip/öyle görünüp, sonra ‘ama şu da çok lezzetli görünüyor, bir porsiyon da ondan denesem mi?’ diye düşünürler, ardından bir önceki –tadını beğendikleri- pastayı bir kenara koyarlar, diğer bir değişle yedekleyip yenisini tadarlar. Beğendikleri pastalar arttıkça kafa karışıklıkları da içinden çıkılamaz bir hal alır. Aynı şekilde hiçbir pastayı da beğenmediklerini de düşünebilirler, bu da onlarda can yakıcı bir yalnızlık hissi yaratır öyle ki hayatlarının pastasını asla bulamayıp kepekli ekmekle idare edeceklerine dair derin bir ümitsizliğe de kapıldıkları olur.”

***“Yeter ama, Yargıtay kararının gerekçeli açıklaması gibi konuşuyorsun, kafanda bazı önyargılar oluşturmuşsun ve acaip şekilde genelliyorsun bunları, bu dediklerin içinde doğruluk payı olan noktalar bulunsa bile bütün kadınlara uyarlayamazsın, zaten blogunda da sürekli ötekileştiriyorsun birilerini ve haklarında takıntılı bir şekilde suçlayıcı, hafife alıcı genellemelerde bulunuyorsun. Sana kim veya kimler kazık attı bilmiyorum ama o kazığın acısı seni hastalıklı bir filozof yapmış, sürekli kadınlara bir şablon uydurma peşindesin. Ağzın da laf yaptığı için millet seni okuyor, yoksa aslında söylediklerinin içi hep boş, böylesi bir genelleme yapamazsın.”

“Genellemeler elbette yüzde yüz doğru değildir, genellenen her grubun içinde türlü karşıt yönler ve farklılıklar bulunması doğaldır. Gergedan ve yarasa birbirinden tümüyle farklı iki hayvan söz gelimi, ama biz onları ‘memeli’ sınıfında aynı yere koyabiliyoruz. Zaten sözümü bitirmedim, oturmaktan popon acıdıysa, dinlemekten kulağın uyuştuysa, canın sıkıldıysa veya yaydığım ısı ve ışıktan bunaldıysan susarım.”

***“Sadece narsizminden gözlerim kamaştı ve kör oldu, artık ekranı bile göremiyorum. Bitir hadi, uykum geldi.”

“Halbuki 21’lik çıtır yerine, tövbe ettikten sonra ilgi alanımdan çıkmış hatun tipinden birine bu kadar uzun zaman ayırdığım için o kişinin bana minnettar olmasını beklerim. Nankörlük senin yaptığın.”

***“Valla benimle ilgilenmeni tavsiye etmem, senin gibi manyakla işim olmaz.”

“Anlaştık. Sen de manyaksın zaten, bu kadar saat beni dinlediğine göre.”

***“İltifat mı şimdi bu?”

“Galiba, hahahahhaha. Neyse, pastalara devam edeyim ben.”

“***Evet pasta manyağı, devam et hadi.”

“Kadınların erkeklere ve ilişkilere bakışında kararsızlık ve tutarsızlıklarını anlatıyordum. Kendilerince güzel ve lezzetli olan pastaları yedekledikleri, bir kenarda bekletmek istediklerini, bu arada yeni tatlar peşinde koştuklarını, böyle davranmalarının sebebi olarak ‘her çiçekten bir bal almak’ düşüncesinin değil, asla tatmin olmayıp daha güzel bal arayan bir arı gibi sürekli gözleri fıldır fıldır orayı burayı dolanan tabiatta olduklarına dem vurmuştum.”

***“Tamam ya, özetlemene gerek yok, daha şimdi konuştuk bunları. Bir de çiçeklere böceklere geçmeyelim ne olursun.”

“Peki, işte bu arayış aslında çok zahmetli ve yorucu bir eylemdir, öyle ki sürekli karşına gelen pastada beğenmediğin bir yer ararsın, kadınlar erkeklerdeki kusurlara bu nedenle odaklanırlar. Beğenmemeleri gereken bir yan olduğunu düşünürler. Bir erkeği kendisini kıskanmıyor diye hafife alır, ötekisine sürekli her hareketini gözaltında bulundurduğu için sinir olur. Yeterince parası olmadığını düşündüğü bir erkeği ne kadar uygun olsa da önemsemez, ama çok zengin bir erkeğin elindeki imkân ve güç olanaklarını hayal edip kendisini güvensiz hisseder. Zeki ve iyi eğitimli bir erkekle beraber olmak ister, ama o erkeği aptal yerine koyup parmağında oynatmayı da içten içe diler. Sekste iyi bir erkek ister, ama erkeğin çok iyi olmasından eskiden kırdığı cevizleri hayal edip sinir olur, erkek yatakta kötü ise bu defa kendisini doyurulmamış ve aç hisseder. Sürekli, sürekli bir endişe yumağına sarılmış haldedir kadın; kısaca şudur düşüncesi: ‘Daha iyisi olduğunu biliyorum ama şimdilik bununla yetinmek zorundayım. Yoo, değilim… Evet… Hayır…Bilmem.’ Bu kararsızlık sonucu az evvel sözünü ettiğim pastalardan birer kaşık alıp masanın kenarına koyar. Kadınların kafaları hep karışıktır çünkü pastaların sayısı arttıkça tatlarını da aklında tutmaya, birbirleriyle mukayese etmek durumunda kalırlar. Oscar Wilde’ın müthiş sözünü anımsa: ‘Geçmişi olan kadının geleceği yoktur.” Bu süreç gerçekten çok yorucudur. Ve şimdi başka bir açılıma geliyorum: Kimi kadınlarda bir kırılma noktası vardır, artık bıkar ve önceki pastalardan birine dönmek, arayışına son vermek, tattıkları arasında en güzeli ve lezzetlisi olduğunu düşündüğü pastaya dönmek ister.”

***“Kestaneli pasta?”

“Bilemem, belki kivili, çilekli seviyordur.”

***“Sonra ne olur?”

“Kadınlarda çok enteresan ve erkeklerin neredeyse hiç birinde görülmeyen bir yaklaşımdan bahsedeceğim: ‘Ben seni sevmesem de sen beni sevmeye devam et.’ Örneklememize adapte edecek olursam, “ey pasta, ben seni yemek istemesem de sen masada bekle, kimselere de yar olma, içinde bağdaş kurduğun tabağı önüme çekmemi hayal et, iste… Canım çekerse seni yerim ben.” Bu yaklaşım aşağı yukarı tüm kadınlarda vardır; eski erkek arkadaşlarının, eski sevgililerinin veya bilmem neyse, bir başka kadınla birlikte olduğunu, evlendiğini öğrendiğinde içini dehşetli bir sıkıntı basar. ‘Vay adi herif, başkasının pastası olmuş, hayvandı zaten o.’ Hayvan değildi o erkek, sadece başkası yedi onu, burada kadındaki iç sıkıntısı ve hazımsızlık duygusu aslında derinden derine o pastaya ‘hala’ uzaktan dahi olsa sahip olduğunu düşünmesinden ibaret. Çünkü, bir çünküsü var, o erkek her zaman için ‘ben seni hala seviyorum, beraber olalım mı tekrar?’ şeklinde yanaşabileceği bir alternatiftir kendi gözünde, sonraki pastaları beğenmemiş ve artık acilen bir pasta, en azından o ana kadar kaşıkladıkları arasından tadını en çok beğendiği pastayı istemektedir bu kadın. Aslında gene bir tatmin ve karar söz konusu değil burada, ama artık kadın da yorulmuştur. Dikkat et, yaşı otuzlara gelip evlenen veya ‘ciddi’ ilişkileri olan kadınların çoğu o evlilikten veya ‘uzun ilişkiden’ evvel çok hızlı bir dönem geçirmiştir, erkeklerle yatıp kalkmaktan zevk aldıklarından veya çoğu erkekçe kendilerine yapıştırılan orospu etiketinin doğruluğundan değil, doğru pastayı aradıklarından ileri gelir bu. Bu arada ‘Carpe Diem’ söylemi sadece bir kılıftan ibarettir, kadınlar açısından karşı cinsle ilişkilerinde bir carpe diem söz konusu bile değildir.Yaftalar yapıştırılmak içindir o kadar.”

***“Bir dakika, erkeklerin de geriye dönüp geçmişteki sevgilileriyle tekrar birlikte olmak istedikleri de çok oluyor, söz gelimi eski sevgililerimden arada bir telefon geliyor, ağzımı yokluyorlar resmen.”

“Erkek geçmişinde yer alan bir kadını yeniden birlikte olalım mı şeklinde arıyorsa, bil ki hayatının o döneminde yalnız kalmıştır ve canı şiddetle biriyle seks yapmak istiyordur. Ama ‘eskisi gibi el ele tutuşup Beyoğlunda kokoreç yemeye gitmek, beraber izlemek için vizyondaki filmleri takip etmek veya başka sevgi dolu aktiviteler’ peşinde değildir. Kadınlarda durum farklı, onlar eski pastalardan birini önlerine çekmek istediklerinde sadece bütün hatlarıyla bir ilişki kurmak, daha doğrusu bunu yinelemek isterler. Hatta o erkeğin beklentilerindeki öncelik sıralamasını bildiklerinden daha da tecrübeli davranabilirler, yani en tehlikeli kadın grubu bu işte.”

***“Kadınlar şeytan zaten sana göre. Sen nasıl ilişkiler yaşıyorsun bilmiyorum, bunları düşünen, yazan biri asla bir kadınla beraber olamaz, sevemez, güvenemez. Sen mahvolmuşsun be!”

“Blogu okuduğuna göre bunu zaten bu konuşmadan da evvel görebilmiş olman gerekirdi. Ayrıca şeytan olduklarını düşünmüyorum, ama melek hiç değiller, insan olmadıklarını da söylemiştim, siz bambaşka bir şeysiniz, olağandışı, tabiatüstü varlıklarsınız.”

***“Çok uykum geldi.”

“Uyu o zaman, beş saattir aralıksız konuşuyoruz benim de belim ağrıdı valla.”

***“Bu arada dikkatimi çekti, beş saattir hep aynı şarkıyı mı dinliyorsun sen? Hakikaten manyaksın ya.”

“Fonda çalan Slipknot, Bense sana kendi şarkımı söylüyorum burada.”

***“Neyse hadi, iyi geceler.”

“Sana da, afiyet olsun!”

***“Ha, pasta pasta… bu kadar pasta lafından sonra rüyamda pasta görürüm artık.”

“Tak pastayı koluna herkes kendi yoluna! Son olarak şunu söylemek istiyorum, bu konuşma bir blog yazısına dönüşecek. Hahahahaha, bana iyi malzeme verdin. İyi geceler.”

***“Sakın ha!”


I Want It All





-------------------------

Not: Ortalık aslan burcundan geçilmiyor, ben dahil bütün aslan burcu blogger'lara gitsin bu pasta resimleri.

68 yorum:

  1. Hanidir, bakıp duruyordum yeni bir şey yazdın mı diye. Tam olmuş, epey bir süre yeter bu uzunlukta ve analiz gücü keskin bi yazı. Fazla lafa gerek yok, herşeyi yazmıssın zaten. Sadece bu fikirlerine katıldığımı söylemek istiyorum; ama sanma ki pek çok kadın bu dogruları kabullenebilir. Hatta bunları kabullenen hemcinslerine salak, enayi, vs vs sekilde yaftalar da yapıstırıverirler, aralarında istemezler bazen böylelerini. Neyse gideyim ben.

    YanıtlaSil
  2. aslan burcu bloggerlara mevsim itibarıyla bol buzlu bir mojitonun daha çok yakıştığını düşünüyorum.

    ayrıca konu hakkında ‘Ben seni sevmesem de sen beni sevmeye devam et.’ gibi tespitlerde bulunan kadın bloggerlar da tanıyorum. bu aslında kadın-erkek düzleminden ziyade insan düzleminde varolan bir durum. 'sevmek yerine sevilmek istemek' gibi. zaten dediğin gibi bunların doğru ya da yanlış olduğunu iddia etmek yanlış olur. haddizatında 'iddia etmek' başlı başına yanlış bir eylem çoğu zaman.

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  4. -turkce karakterleri kabul etmedigi icin blog hazretleri tek rar yazayim dedim:P-

    bahsedilen konularin kadin-erkek diye ayrilmasi bence sadece sig bir dusuncenin urunu.. her kadin yada her erkek ayni olaylara ayni tepkileri vermezler.. cunku her ''insan'' ayni olaylara ayni tepkileri vermez.. tamamen yasanmiliklarla ilgilidir verdikleri tepkiler.. herseyden evvel insan olarak baz alinmali. kadin yada erkegin farkliliklari elbette var. ama bu farklilik ayri dunyalara ait ucubeler seklinde degilde, birbirinin tamamlayan cark dislilerinin farkliligi seklinde tanimlanmalidir. genelleme yapmak cok yanls olur..
    boyle bir genelleme yapan kisi bence farkli diller,farkli din vede farkli yasam tarzlarinada ucube muamelesi yapar.. relax.. kimse kimsenin dusmani degil. savasma yin sevisin:P

    YanıtlaSil
  5. Genellem yapmak veya çoğu kadın böyledir demek abartıya kaçabilirse de, burada anlatıldığı gibi yapan pek çok kadın vardır demek yanlış olmaz sanırım. Karşı tarafı ucube olarak görmek ise ancak dönen bir geyik ortasında sarfedilen bir "şakamsı" olabilir diye düşünüyorum; yoksa herkes hiç birimizin (kadın-erkek) ucube olmadığını biliyor:) Yahu hem ne olursa olsun beraber yaşıyoruz işte; seviyoruz, seviliyoruz. Yani aslında savaş filan yok, savaşıyor gibi yapıyoruz sadece

    YanıtlaSil
  6. bu hayali bir diyalog değilse ve koşullar uygunsa bu kızı kaçırmayınız Virgilius. tövbe etmiş, çıtırlığı kalmamış ve buna rağmen eski sevgililerinin zaman zaman arama sebebini bilmeyecek saflıkta güzel bir insana benziyor, baya da sabırlı bir dinleyiciymiş.

    siz böyle bir yorum değil de "kadınlar öyledir, erkekler böyledir zaten genelleme de kötüdür" gibi bir yorum bekliyorsanız da silersiniz kuzum, hiç alınmam öyle şeylere.

    YanıtlaSil
  7. Artık iyice abarttığımı, blog konseptine aykırı olarak aşırı uzun postlar yazmakta olduğumu düşünüp kimse sabredemez bunlara derken hala güzel ve tuhaf insanlar okuyup yorum yazıyorlar, hayrettir.:-)

    the procrastinator,
    Bunlar kişisel görüşlerim ama tersten bakıldığında ne kadar saçma ve sığ göründüğünün farkındayım ben de.
    Gördüğün gibi "kadınlar şöyle kötüdür, böyle güvenilmezdir" gibi kesin yargılar yok, sadece bazı gözlemler var, üstelik bu tespitlerde onların bilinçli olarak değil, doğaları gereği anlattığım gibi davrandıklarını ifade ediyorum. İstisnalar yok mu? Dünya kadar! Genelleme her zaman-tanım gereği- içinde eksiklikler taşır, ama bir damla şarapta da alkol vardır, bir fıçı birada da.

    Skoer,
    Rabbena, Hep bana!
    Dediğine yüzde yüz katılıyorum...
    Sayfa altındaki anketleden biri çok eğlenceli zaten:
    En çok, herşeyden çok kimi seversin?
    a)kendimi seviyorum. 14 (31%)
    b) kedimi seviyorum. 1 (2%)
    c) aşkımı seviyorum. 0 (0%)
    d) yalnızlığı seviyorum. 6 (13%)

    e) sevilmeyi seviyorum. 11 (25%)

    f) sevmeyi seviyorum. 4 (9%)

    g) hedonizmi seviyorum. 5 (11%)

    h) lan çok kazık bir anket bu! 3 (6%)

    Ayrıca, doğum günü 10 ağustos olan bir ademoğlu bu kişi, kestaneli pasta resmini kendisi için yapıştırdı o resme:-) Sen diğer aslanlarla çilekliyi bölüşürsün artık :-)


    Anna,
    Bu yazıyı yazdım diye suda yürüyebildiğimi iddia etmiyorum. Farklılıklar ve genellemeler konusunda haksız değilsin, sürekli söylediğim bir söz var, "şu kapının ardında altı milyar insan ve altı milyar değişik ruh var" derim. Bence yazıyı hakkını vererek okumamamışsın ama zaten o kadar uzun ve saçma ki bir hak iddia edecek durumda değil :-)

    passiflora,
    yazıda pasif dinleyici ve aktif iğneleyici olan hatun kişi, bir sevgilisi olan, allah mesut etsin denilecek türden biri. artık evli kadınlardan ve sevgilisi bulunan hatunlardan uzak duruyorum :-) [kimse inanmıyor ama herkesten uzak duruyorum.]
    Bloguma yorum yapıyor olmandan büyük keyif aldığımı da söyleyeyim. (kızın mutlu mesut dünyasını bozmam yönünde beni azmettirsen de.)

    YanıtlaSil
  8. Bu kadar üstünde düşünüp kafa yoracak ne var? Gecenin bir vakti bir kadın ve bir erkek bu kadar konuşacağına seks yapsalardı daha verimli bir şey yapmış olurlardı.

    Bunlara kafa yoruyorsunuz, akıp giden hayatı kaçırıyorsunuz, sonra da kaçan hayatınıza ağıtlar yakıyorsunuz.

    Komik...

    Ben de bunları okuyarak zaman harcıyor gibi görünüyorum farkındayım ama ben mesaiden çalıyorum.

    Bu arada blogun ilginç...

    YanıtlaSil
  9. saçma ve sığ görünüyor demedim ben. aksine katıldığımı söyledim. ikinci mesajım anna'ya idi. he bu açıklamayı yaptım da noldu, hiç! ama olsun:P

    YanıtlaSil
  10. öncelikle teşekkür ederim, yorumumu silmediğin ve hatta övdüğün için.

    o ankette "aşkımı seviyorum" seçeneğinin 0 olması üzücü bence. üstteki ankette bu blogu niye okuyorsunuza 6 (altı) kişinin "seni seviyorum lan" demiş olması senin 6 kişiyi aynı anda idare ettiğini düşündürüyor ama bunlar platonik olabilirler çünkü aşkımı seviyorum a bir şey diyememişler. bak bak çıkarımlara bak.

    kız evlidir kesin demiştim ben içimden ama "koşullar uygunsa" ile bunu kastediyordum. değilmiş demek tüh. diğer altısıyla idare edicen artık.

    YanıtlaSil
  11. belkide yazmak isteyipte yazamadiklarini okumusumdur:P

    YanıtlaSil
  12. Virgilius, yazdıkların gerçekten çok büyük oranda doğru. (Genelleme yapılabilecek kadar hem de) Ama arada benim gibi istisna aslanlar olduğunu da kabul etmen lazım :)

    Kadınların fıtratının daha kaotik olduğunu, buna bağlı olarak kendi içinde daha çok çelişkiye düşme ihtimali taşıdığını inkar etmek olmaz. Şimdi uzun uzun izah ederdim ama yazı yazmak konusunda çok sabırsızım :) Hasılı, kendimi o fıtratın izlerini az-çok taşıyan bir kadın olarak kabul edebilirim ancak yazında çizilen kadından uzaklarda konuşlanmış durumdayım. Zaten başıma ne geldiyse o fıtrat klişesinin hakkını veremediğim için geldi :) Keşke o kadar şeytan, kafasında 40 tilki dolaşıp kırkının da kuyruğu birbirine değmeyen, içten pazarlıklı bi pasta sever olsaydım :) Ben cevizli-çikolatalı pastayı çok seviyorum, diğerlerinin tadını bile merak etmem. (Bkz. Ne istediğini bilen kadın:)

    Not: Kendimden bahseder gibi görünsem de, genelleme istatistiğine populasyon olayım babında şeyettim. (Ama istisna çıktım :p)

    YanıtlaSil
  13. bir sabah yedide işe gitmek için şaşkınbakkal durağında bekliyordum özsüt'ten bir görevli çıkmıştı kapısından kaldırım kenarına doğru tazzikli tükürmüştü ve sabahın köründe hışırtılı cızırtılı müzikle temizlik yapıyordu

    ve ben her sabah onu yere yatırıp dizlerim burnuma değene kadar üzerinde zıplama hayalleri kurdum

    unutmuştum şimdi yine canlandı

    hagh tüü

    YanıtlaSil
  14. Sinir,
    Gırtlağımıza kadar hayata batıp boğulmamıza az kaldığında düşünmeye, kafa yormaya başlayan tipleriz biz.
    Sende mi mesaiden çalıyorsun? O zaman iki ettik.
    Blogu ilginç buldun demek... Sen daha ne gördün ki, bu durağanlaşmış halim...

    passiflora,
    666 kişi o şıkkı işaretleseydi o zaman heyecanlanırdım bak:-)

    Anna,
    Yazılmayanlar hakkında yorum yapmak? Sen de az harika değilsin:-)

    Bahtsız Bedevi,
    dikkat ettin mi, tespit ve gözlemlerin doğruluğu konusunda yorum yapan hatunlar, aynı zamanda "ama ben istisnayım" demeyi ihmal etmiyorlar:-)))

    Ayna silgisi,
    o görevlinin neresinden tükürdüğünü yazmamışsın ama yorumun buraya renk kattı :-)

    YanıtlaSil
  15. hmm 666 evet tipik aslan burcu, narsisizmin doruklarında :) doğum gününüz kutlu olsun.

    YanıtlaSil
  16. Virgilius, ahh nasıl izah etmeli.. Boşver, kendimi düze çıkaracak ispatlarım boyumu aşsa da bunun ne anlamı var ki. Tamam ben de o genellemeye dahil olayım. Seni mi kırıcam, kafamı mı yorucam.. :)

    YanıtlaSil
  17. Passiflora,
    Çok fena oltaya geldin. (hafif argo bir sıfat olup geyik amaçlı kulanılmıştır.)
    Şuraya referans vardı halbuki:
    17-Öyle ki, bu işareti, yani Canavarın adını ya da adını simgeleyen sayıyı taşıyanların dışında hiç kimse ne bir şey satın alabiliyor, ne de satabiliyordu.
    18- Bu konu bilgelik gerektirir. Anlayabilen, Canavara ait sayıyı hesaplasın. Çünkü bu sayı bir insanı simgeler. Onun sayısı altı yüz altmış altıdır.
    (Apokalips, 13:17 ve 18)

    Bahtsız Bedevi,
    İnsana dair, hele ki "kendi" hakkımızda neyi ispatlayabiliriz ki? Bu ne mümkündür, ne de gerekli. Kimseyi yargılamıyorum, aksi takdirde yargılanırım. (Bu da Matta'dan) Vicdanın müsterih mi, ona bak sen. Beni yorma, kafanı da kırma:)

    YanıtlaSil
  18. Bu arada unuttum: teşekkür ederim passiflora.

    YanıtlaSil
  19. Virgilius, "V İ C D A N I M D E L İ L E R G İ B İ R A H A T!"


    Ve iyi ki doğmuşsun lan :p

    YanıtlaSil
  20. aslinda sana bunu soyleyip hablarini hamamlarini yikmak istemezdim..:)
    ama soylemek zorundayim.. blogunu okudugum ilk gunden beri akl�ma natulus geliyo (dogru mu yazd�m bilemiyorum) denizler alt�nda 20 bin fersahta gecen o sasaa l� gosterisli gemi..o kadar ve sasaa ya ragmen bat�yordur :P
    (seftalinin s si:P)
    bir s�zc�k kalabal�g� bir kelime anlamland�rma cabalar�.. bu sey gibi; hani bir filmn ne kadar halktan uzak olursa ve halk ne kadar az anlarsa okadar iyi oldugu zannedilir ya.. onun gibi.. cogu zaman ne demek istedigini anlamiyorum ama cok dert de etmiyorum..not; iyiki ben haric dememisim cok d�s�nd�g�m halde..:))

    YanıtlaSil
  21. tembellikte son noktayı koyan kişisi olarak yukarıdaki yorumları okumadan yazıyorum..

    yazı süper.. fikirlerinin de çoğuna katılıyorum dişi bir kişi olarak (gereksiz alınganlık hiiiç huyum değildir)
    eni konu yorum yazmaya kalkışmadım bile, düşünmek bile uzun sürdü.. o düşüncelerimi daha sonra paylaşıciim dünyayla..

    ve tabii ki iyi ki doğmuşsun virgilius :)
    ortalıkta çok aslan yok.. sadece birbirimizi buluyoruz, birbirimize hayran kalıyoruz -aynı kendimize olduğumuz gibi- ve bu harika bir şey.. ben tadını çıkaranlardanım.. sen de katıl.. hatta öyle güzel bir yıl geçir ki bol bol gülmekten de katıl :))

    YanıtlaSil
  22. Yakınlarda bir yazı okudum. Sexten sonra erkekler uyuma isteği duymalarını sağlayan bilmemne hormonu yüzünden sırtlarını dönüp uyumak istersek kadınlar da yakınlık isteği doğuran bilmemne hormonu salgılıyorlarmış. Yani karşıtlık gerçekten biyolojik olabilir. Kadınların fuck buddy müessesine de gelmemeleri bununla açıklanabilir..
    Ben Allah' ın bize uzaktan bakıp kıs kıs güldüğünü düşünüyorum hem biraraya gelmesi bu kadar zor iki tür yarat, her tür hormonu bilmem neyi ona göre ayarla hem de bunlara birbirlerine karşı arzu hissettir.. Resmen zalimlik..

    YanıtlaSil
  23. teşekkür ederim Bahtsız Bedevi, kendi aramızda ne güzel paslaşıyoruz öyle:)

    Anna,
    Ne demek istediğimi anlamayıp hala neden okuduğunu da ben merak ettim doğrusu :-) Olsun sen gene de dert etme:-) Bırak biraz gürültülü batayım o zaman, ama şunu da itiraf edeyim, ne sözcük kalabalığı ne de süslü püslü yazma gibi bir takıntım yok blogda, normalde de böyle konuşurum ve kendimi ifade tarzım böyle. Tanıyanlar bilir :)

    Demo, ben senin aslan olduğunun farkında değildim! ama madem fırsat çıktı söylemeye, ben de sana hayranım :-)
    not: puzzle'ı bir güzel çift benim için yaptı, [hem de üç günde] şimdi benim o güzel insanlara bir güzellik yapmam gerekecek.

    Talisman,
    Nedense kadınlar hakkında her ne yazarsam yazayım sonuna geldiğimde "acaba talisman neler çemkirecek şimdi?" diye düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi. Hayret, bu defa hormonlara takmışsın sen, bana bulaşman gerekiyordu :-)

    YanıtlaSil
  24. erkekler senin anllatığından daha basit varlıklardır ama kadınlar bunları daha bir kompleks hale getirip otu boku işin içine karıştırıp kendi bildikleri yoldan ilerlemektedir.
    şimdi düşünüyorumda bazen en iyisi senin yaptığını yapmak.

    YanıtlaSil
  25. Gırtlağına kadar hayata batıp boğulmaya az kalmak ne demek?

    Sen tiplerin ( o ayrımı sen yaptığın için böyle yazdım, inandığım insanlığın prototip olduğudur ) zorluklarını diğerlerinden ayıran nedir? Beyinde daha çok hücrenin çalışıyor olması mı?

    Bence değil. Bu anlamsız ukalalık. Hayatın felsefesini yapma, hayata karış. Bu önüne geleni düz demek değil, bu iç sesini dinle demek. İç sesinle kavga etme sadece dinle demek.

    YanıtlaSil
  26. Çemkirmek de geldi içimden ama doğum günün be yavrum :) Hem anaç bir dönemimdeyim, bu yazında sexizm den çok umutsuzca sevmek isteyen ama sıçan bir adam görünüyor.. Geçer merak etme yakında bombardımana devam :)
    Hepi börtdey..

    YanıtlaSil
  27. Aklıma gelmişken,

    10 ağustos sevgili abiciğimin doğumgünü. O yüzden torpilli sınıfındasın.

    Doğumgününü ben, annem, teyzem kutluyoruz.

    YanıtlaSil
  28. bi ton şey yazacaktım, bi ton hemde..
    ama bi satır gördüm, orda yutkundum ve bütün yazacaklarımı unuttum sana...
    “Erkek geçmişinde yer alan bir kadını yeniden birlikte olalım mı şeklinde arıyorsa, bil ki hayatının o döneminde yalnız kalmıştır ve canı şiddetle biriyle seks yapmak istiyordur. Ama ‘eskisi gibi el ele tutuşup Beyoğlunda kokoreç yemeye gitmek, beraber izlemek için vizyondaki filmleri takip etmek veya başka sevgi dolu aktiviteler’ peşinde değildir"

    öylemi lan harbiden.. yok de espiri yaptım falan de şu satır için nolur... yıkıldım resmen...

    YanıtlaSil
  29. öncelikle 666nın neyin sayısı olduğunu biliyorum, ben anlamak istediğim gibi anladım orda.

    bir de burda bu kadar aman da kadınlarla erkekler ne kadar farklı yaratılmışlar tüh tüh diyenlere demem gereken bir şey var. bir örnek vermek gerekirse; kadınların şaşırdıklarında göz bebekleri küçülürken erkeklerin büyüyor. yani kadınlarda daha dar alanda netlik artıyor, erkekse daha geniş bir alana hakim oluyor ama genelde netlik daha az oluyor. yani avcı-toplayıcı atalarımızdan beri gelişmiş olan sinir sistemimiz bile erkekle kadının bir arada yaşamazsa hayatını sürdüremeyeceği bi sistem geliştirmiş durumda. erkek ve kadının yaratılışları beyinleri de dahil birbirini tamamlar ve tek başlarına eksiklerdir. bu da böyle biline :) sahte peygamberler gibi konuştum tövbe yarabbim.

    YanıtlaSil
  30. Birbirlerini bir anlamda tamamlasalar da, yine de birarada olmaları zor.

    YanıtlaSil
  31. Magnum Opus,
    Erkekler gerçekten burada anlatılandan da basit yaratıklar. Fakat, kadınlar tarafından terbiye ediliyor ve başkalaşıyorlar zaman içinde. Söz gelimi, kapris denilen illeti, trip denilen saçmalığı kadınlardan öğrenip benimsiyoruz. Gösterip de vermemek şeklinde ifade ettiğimiz zulüm metodunu bize kadınlar öğretiyor.
    Benim yaptığımı yapacak hale gelmen için önünde uzun bir yol var. Daha çok gençsin- ve allah korusun seni:-)

    Sinir,
    Ukalalık yönündeki yakıştırmana ses çıkartamam, sanırım öyleyim. Fakat sana söylemiştim, düz/ters meselesi değil bu, bir ağaç kovuğunda geçirmemiş olsam da hayatımı, keşke şimdilerde sığındığım mağarama daha önce çekilseydim diyorum. Gerçekten, sen bu blogun birbiriyle bağlantılı yüzlerce yazısından bir sayfaya bakıyorsun şimdi.
    Annenin ve teyzenin ellerinden öpüyorum, hepinize teşekkürler, abine de tüm aile fertleriyle geçireceği huzurlu ve uzun bir hayat dilerim. (Ne yapıyorsunuz siz , ailecek mi okuyorsunuz bu blogu da annen ve teyzen de kutlamış doğumgünümü?)

    Talisman,
    seni savunmasız yakaladığıma göre ben şimdi sladırmalıyım :-) (Clouseau ve Keto!)

    Passiflora,
    Bavulunu hazırladın da mola mı verdin? Çiçek sulama programı da hazır mı? Bu kadar biyolojik detaya gerek yok bence, regl iken kadınların takındıklrı hal ve durumları kısaca hatırlamak yeterli:-) Sonuçta hemfikiriz, ne kadar gevelersek geveleyelim bir elmanın iki yarısından bahsediyoruz, ama bir yarısı golden elma diğeri washington :-)

    ve Pucca,
    Kendi (iğrenç, öğğk!) geçmişime ait deneyimlerimden ve bazı arkadaşlarımdan edindiğim gözlemlerinden hareketle o noktaya vurgu yaptım. Şaka değil, ama istisnalar çıkaz mı? illa ki çıkar.

    YanıtlaSil
  32. doğum gününmüş virgilius. kutlu olsun. sen mi demiştin başkası mı bilmiyorum; yorumların bi yerinde onca lafına rağmen okuyucularının coğunun kadın olduğundan söz ediliyordu. bu kadınların genelde zor olana, gıcıklık edene vs, kısacası "challenge" imkanı tanıyana çekim duyması gibi bir noktaya bağlayabiliriz belki de. yani belki de sırf didişme aşkına oluyordur.

    YanıtlaSil
  33. dogum gunun kutlu olsun virgilius..

    YanıtlaSil
  34. the procrastinator,
    bu esasen talisman'ın sözüydü, ama yukarıdaki yazıda da geçiyor bir yerlerde. "Challenge" her zaman keyiflidir, zayıf bir rakibinle satranç oynamaktan hazzetmezsin.
    Teşekkür ederim.

    Anna,
    Ağzıma sıç, sıva, kumdan kalelerimi dinamitle, bana nanik yap, sonra da karşıma geçip şirin pozlarla "doğum günün kutlu olsun..." Yemezler, zaten sana sinir oluyorum, Anna nickini ne zaman okusam önce Anna Kurnikova sonra da Anna Karenina'yı anımsıyorum. Sende genel olarak Pucca ekolü tadımladığımı da söyleyeyim, bu yorum seni iyice sinir etsin!
    Not: Sana da teşekkür ederim :P

    YanıtlaSil
  35. ben sadece hissettiklerimi yazmistim oysaki:) sen pohpohlanmaya ihtiyaci olan biri degilsin virgilius.. ve fark�ndaysan asil nanigi kendime yapmis oldum .cunku yazdiklarini anlamis gibi de yapabilirdim..
    anna kournikovayla anna karenina kar�s�m� biseyim zaten:P
    ama bana sinir olma virgilus bu beni �zer:P
    ama eger istersen bloguna bidaha girmem diye bi yalanda soyleyebilirim senin i�in rahat olsun cunku nasilsa caktirmadan girecegim:)
    pucca kadar renkli bir yasam�m olsa keske:) puccay� severim:) ama ne yaz�kki onun yan�nda coook siradan ve renksiz bir hayatim var..

    YanıtlaSil
  36. evet "challenge" çok zevkli. ama çok zorlayıp aslında amaç olan zevkten mahrum kalmamaya özen göstermeli kişi. göstermiyorsa da kendisini çapraşık ve abartılı bir challenge anlayışına sahip olmakla suçlayabiliriz:)ya konuları saptırıyorum ben de ama bir kural belirtmemiştiniz zaten di mi yorum bırakıken?

    YanıtlaSil
  37. Anna,
    Anna kurnikova'ya kapım her zaman açık. Tövbe filan kalmaz valla :-)

    Pucca'dan uzak dur :-)

    YanıtlaSil
  38. The Proc, (artık sıkıldım bu nicki copy paste yapmaktan)

    Sadece yazdıklarının aleyhinde delil olarak kullanılabileceğini hatırla yeter.

    YanıtlaSil
  39. yahu ne diyim, şikayet edip duruyorsunuz. o zaman ortaklaşa kolayınıza gelen bi nick bulun onu kullanın ya:)


    aleyhime kullan istersen. korkarım mı sandın?

    YanıtlaSil
  40. hepi börtdey virgilius...yazı süper!..mağara yaramış :p

    ama belirtmeden geçemeyeceğim ki aşkın metafiziği kadar da heves kırıcı :) ayrıca, insan (kadın olsun erkek olsun) aşık olunca maalesef bu bilimsel yöntemle yaklaşamıyor konuya. halbuse yaklaşsa ne süper olur di mi? özsüte girersin. would you like to be be-witched or be-loved diye sorar garson. seçimini yaparsın.
    Connie Palmen, Hayatın ve Aşkın Yasaları'nda "insan, düşünmeye başlayabilmek için bir kez ölümsüz bir aşkı yaşamış olmalı" der...şimdi bağlayamadım, vakit geç oldu ama :) belki ya sonra, ya önce böyle yazılabiliyor. ama içindeyken insan öyle kendini bi kenara koyup da bakamıyor kadın-erkek diye...ha, iyi ki de bakamıyor. ayrı!...

    YanıtlaSil
  41. Azot Narkozu,
    Kazık kadar adamın "ne olursunuz bana doğum günü çocuğu muamelesi yapın, çok yalnızım, kimsem yok, bari bana birileri sevildiğimi hissettirsin, buna çok ihtiyacım var" şeklinde ortalarda gezinmesi ne kadar dokunaklı değil mi:-)
    Schopi'nin türkçeye çevrilmiş her satırını okuyup da yazdığı en berbat kitabın Aşkın Metafiziği olduğunu düşünen biri olarak, O kitaba benzerlik yönünden atıfta bulunman beni incitti.
    Aşktan bahsetmişsin.
    Bu uzun posta aşk olgusuna hiç değinilmedi.
    Aşk hakkında çok yazdım, al sana bir alıntı, eski postlardan:

    "Sevgi fiziksel bir çağrışım yapıyor... İki yabancı parça birbirine uyum gösteriyor, montajı andırıyor sanki, Maket uçağın gövdesine kanat takılması gibi, sim kartı yerleştirilen bir telefon gibi, mürekkep doldurulan bir kalem gibi, arttırın siz örnekleri.

    Aşk ise kimyasal bir değişim, öncesinden çok başka, yeni bir oluşum içeriyor. Sanki iki hidrojen ve bir oksijen atomundan ortaya su çıkıyor birden, bileşenlerinden tümüyle farklı bir sonuç.

    O yüzden tanıyamıyoruz kendimizi aşık olduğumuzda... "Bu bu hale nasıl geldim?" sorusunun cevabını bulmak zor geliyor artık."

    YanıtlaSil
  42. Dünkü satırının etkisinden çıkıp, eski sevgilime olan nefretim bi gün geçecek onun bunun çocuğuda bana geri dönüp evlenecez diye kendimden bile gizli kurduğum hayallerim vardı vardı benim... hepsi o satırdan sonra yok oldu..
    Şimdi yazıyla ilgili yorum yapabilirim...
    1) kadını mı anlatmışsın beni mi anlatmışsın anlamadım.. aynı ben lan..
    2) herkes kendini istisna tuttuğuna göre bi yerde yanlış yapıyorum ama nerde?
    3) bu hatun sana yavşıyo.. bence affetme.. hatta direk evlenme teklif et.. aynısınız lan, sürekli başka şeylerden örnek vermeler.. yok incilde dediği gibi yok bilmem ne... yani bakın ben bilgiliyim okuyorum seksiliğim kadar kültürlüyümde ayağı çekmeler filan...
    4) artık yaşlı bir kurt oluyosun, yıllar sonra erol büyükburç gibi ortalarda dolanman içimi acıtacak.. elindekinin kıymetini bil kaçırma bu hatunu
    5) erkekleri anlatmada kadınları anlattığın kadar başarılı değilsin.. orda çok yavan kalmışsın..
    6) bende hatunla aynı fikirdeyim biri seni feci tekmelemiş
    7) biri bana pucca bana kendini anlat derse bu yazıyı göstereceğim
    8) ben normal bi kadınsam, yani yazıya göre bi problem yoksa bende neden bu kadar gıcık davranıyosunuz be bana.. puccadan uzak dur falan. kendimden başka kimseye zararım olmadan yaşıyorum usul usul...
    9) insanları benden soğutmayın hallaaa halaa. belki onlar için güzel planlarım var onları pişirip şeker evime biblo diye koyacamm.. 10) bloğun olmadan önce hatunları nerden buluyodun virgiliüs? bu olayın en fazla ekmeğini yiyen sensindir sanırım

    YanıtlaSil
  43. Canikom Pucca, manyak da olsan ben seni çok seviyorum ya:-)

    1- Bir havva kızı olarak burada çizilen resme uyum göstermen doğal; çünkü enfes tespitler bunlar. Hayatımı bu yolda harcadım ben:-) Sana gelince, kendini çok güzel ifade edip kemikleri kadar kalbi ve bağırsakları da görünecek kadar içi dışı birsin yazdığın satırlarda, blogunu takip edip bu postu da okuyan kişiyen zaten aradaki korelasyona hemen farkedeceklerdir.
    2- Herkes kendini istisna tutuyor ama aslında "biz kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz" diye bir laf vardı hatırlarsan.
    3- Kafası çalışmayan hatunla işim olmaz zaten, ama kimse inanmıyor, vallahi ben değiştim!
    4- Benden kurt bile olmaz. Yalnız bunayınca hiç çekilecek yanım kalmayacak, konuşmalara Asia Carrera'dan başlayıp Slayer'a geçerim, oradan Kafka'ya ve Rene Guenon'a zıplarım, Kuran ve İncili aynı terör örgütü yazdı diye de bitiririm... veya beni bir hücreye kapatırlar artık.
    5- Pasta yemeyi bıraktım, artık tuzlularla ilgileniyorum demek, gay oldum anlamına gelmiyor:-) Erkeklerden bana ne, o senin sorunun :p
    6- Tekmeleyenin de, tekmeletenin de...
    7- Bak bu madde götümü kaldırdı, ama ne olursun Gregor'dan önce benim adım geçsin, hep önce onu işaret edip sonra benden bahsediyorsun blogunda ve benim narsistik egom inciniyor.
    8- Canikom Pucca, manyak da olsan ben seni çok seviyorum ya:-) (ben bunu bu yorumda bir yerlerde daha yazmıştım galiba)
    9- İnsanlarla oynamanı hayret ve kıskançlık içinde izliyorum, ben hiç böyle olamadım, onlara müstakbel biblo muamelesi de yapamadım, hayranınım :-)
    10- Bunlar spekülasyon.

    YanıtlaSil
  44. ahaha gregor evlenenilecek erkek sen eğlenilecek erkek kısmına giriyosun ondan bilinçaltım direk gregoru önce itiyor :PpP
    sen uzak durulması gereken tehlikeli bir tipsin, o deniz kenarında yürüyüşe çıkan belki ordan kafa dengi birini bulurum umuduyla yaşayan biri...
    mesela o bloğunda işinden, diyetlerinden, arabasından, para biriktirmesinden falan bahsediyor..
    ama sen kötü davrandığın kızlardan, içtiğin biralardan, kadınların senden nefret etmelerinden, aralara serpiştirdiğin seksiyim 10 kaplan gücündeyim naralarından, umursamazlığından bahsediyorsun..
    eğer yaşım 21 yada 31 olsaydı ilk başta seni yazardım.. ama yaşım 25 evlenmeme bir sene kaldı beyin direk evlenilecek erkek modellerine ilk sırayı veriyor :PpP
    yoksaa gregor inanılmaz sıkıcıdır eminim yani.. diyetle kafayı bozmuş, ayy 5 kilo fazlam var vermezsem ölürüm diyen, cumartesi geceleri evde yalnız başına bira içip yaşar dinleyen, yediği içtiği herşeyin üzerinde ki yazıları okuyup bedenine ne giriyor diye endişeye düşen bi tip yani...
    ama işte öyle beynimiz kurgulanmış, seninle eğlenilir onunla evlenilir :PpP
    dikkat et sana takılanlar ya hayatın sillesini yiyip, s.kerim ben böyle yaşamı ölene kadar mokoko diyen tipler.. yada daha hiçbirşey görmemiş, evinden yurdundan yeni ayrılmış heycanlı tipler... ama işte bu tipleri birleştiren tek nokta, iki tarafta senin umursamazlığına tav olup, sonrasında buna sinir oluyorlar.. ilk başta başladıkları "sen benim olmasanda olur ben sana yeterim" yetmiyor ve seni elde edebilmek için uğraşıyorlar... dilerim bir gün biri elde eder:)))
    demem o ki, gregoru ilk başta yazma sebebi algıda seçicilikten dolayı, beynim direk evlenilecek tipleri ilk sıraya koyuyor..
    yoksa meyve suyu içip pişmanlık duyan bir erkek bırrrrrrrrr hiç cazip değil :PpP
    Dip not: ben seni daha çok seviyorum, bana genç kızken asıldığım çocukları hatılatıyorsun:))))

    YanıtlaSil
  45. Bu yazdıkların beni anlatmıyor Pucca, bana takılanlar hakkında ne biliyorsun allahaşkına? Genelleme değil, özelleme yapıyorsun, o takdirde özel bir şeyler de bilmelisin. Biliyor musun? Biliyorsan, nasıl? nereden? Confirm ettin mi kulağına gelenleri? Asparagaslarla dolu bir basın-yayın hayatı mı yoksa seninkisi :-) Ergenekon iddianamesi gibi bir dosya var sanki elinde, o bunu dedi, şunun öyle dediğini duydum, falanca da şurada şöyle demiş vs.:-)
    Ama evlenmeyeceğim zaten, manyak mıyım ya! Bu konu hakkında babamla aramızda geçen bir konuşmayı yazacağım bloga bir ara.
    Bununla beraber Gregor hakkında yazdıklarına bir şey diyemem, adam gecenin ikisinde açlığını bastırmak için yoğurt yiyor!

    YanıtlaSil
  46. ahaha flash tv de program yapmış kızım ben.. tabi ki
    asparagas yapacam..kanalda olan programları düşününce benden fazlasını beklemek haksızlık olur :PpP
    işim bu.. hiçbir zaman muhabir olmadım, direk editör oldum basında... o yüzden elime geleni redakte ederim ben.. araştırma muhabirin işidir.. ben ortaya koyacağım sunuma bakarım...

    bu sadece tahmin, ayrıca bahsettikler senden.. bahsettikleriyle şurdakileri birleştirince ortaya bu sonuç çıktı...

    YanıtlaSil
  47. kadınla erkekten bahsedip de aşktan bahsetmemişsen sana bi eksi puan daha :)))) ...o kitap sahiden kötüydü, moral bozucuydu, ve insana çeşide umudunu bağlayanı intihara sürükleyebilirdi yanlış zamanda... ayrıca o alıntını da okumuştum daha önce ve çooook beğenmiştim. özellikle "sevgi" örneklemelerinde click! sesi çınlamıştı kulaklarımda. hah parça yerine oturdu hissiyatı bundan daha güzel anlatılabilemez gibi gelmişti o an..sırası gelmişken, o yazıya da alkış...
    ben doğumgünlerimde önemsenmeyi bıraktığımdan beri çok eğleniyorum ve sürprizlerle karşılaşıyorum. kendime hediye veriyorum. en çok bunu önemsiyorum o günlerde...beklentisizlik en güsel bişi..

    YanıtlaSil
  48. Pucca,
    tekrar ediyorum, spekülasyon bunlar. Tahminlerle, yalan yanlış duyumlarla yapılan tahliller... Flash Tv'ci seni :-)

    Azot Narkozu,
    İnanır mısın bugün çalışıyorum ben, bir kaç kişi ile beraber mesaideyim. (yaa, bu da böyle bir doğum günü işte) Ama öğlen birini gönderdim koska'ya, büyüklerinden bir kesatenli pasta aldırdım ve ikram ettim yanımdakilere... Hafif salak bir kız "ama bugün sizin doğum gününüz de siz kendinize mi pasta aldınız? aaa, bilmiyordukkk" diye mıy mıy etti.:-) Süprizi ben yaptım:)

    (Ulan yeter bu doğum günü muhabbeti, valla sıkıldım, kadınlar şeytandır'a dönelim :))))

    YanıtlaSil
  49. virgilius, böyle üstüne gelinince filan cok mu zevk alıyorsun da tekrar "kadınlar şeytandıra dönelim" diyorsun?:) hem döverim hem severim diyorsun yani.yoksa yeni tespitlerde mi bulundun? açık etmediğin daha ne şeytanlıkları kaldı ki?

    YanıtlaSil
  50. The proc,
    hayır ama pucca kariyerimle (!) oynuyor ve anlatılanları özelleştiriyor, hem de elinde hiç bir şey yokken. Daha da komiği, yazılan genellemelere ses çıkaramayıp, yazanın özel hayatını (kendince) deşifre etmek suretiyle mesnetsiz spekülasyonlara başvuruyor, tipik karalama kampanyası günlük basında sıklıkla gördüğümüz... Yakınlara Veli Küçük'le de fotoğrafımı bulur, olmazsa photoshop'ta halleder bu kız :)

    YanıtlaSil
  51. seni tanıyorum virgiliüs, sen ne derece kadınları tanıyosan bende o kadar seni tanıyorum..
    wasshhhh hep birine böyle bi cümle kurmak istemiştim :PpP

    YanıtlaSil
  52. talisman, erkeklerde sırt döndüren kadınlarda okşanma isteten hormonlarla ilgili yazıyı aynasilgisi@gmail.com a gönderir misin.

    YanıtlaSil
  53. Yine mesaiden çalıyorum yaşasın.

    Evet ailecek okuyoruz. Ben her ne yapıyorsam, ne ile ilgileniyorsam tüm ailem ve arkadaşlarım da o şeyleri yapmak ve ilgilenmek zorunda. Aksi halde yanımda olamazlar.

    YanıtlaSil
  54. bende aslan burcuyum doğumgünlerimizin aynı ayda olması beni çetrefilli bir yoldan bu bloga düşürdü :) Çok dolaşsamda buldum galiba güzel bir şeyler...

    Geçmiş doğum günün kutlu olsun...

    YanıtlaSil
  55. Hehee Pucca Gregor evlenilecek Virgilius eğlenilecek adam demişin ya, bence fena halde yanılıyorsun.. Gregor Virgilius u geçer misoginistlik konusunda bence ama belli etmiyo çakal. O daha cold blooded bişey. Bak sana söyliyim. Virgilius kendi öyle olmayı istiyo da aslında kendini Spike sanan bir Angel veya Lestat sanan bir Luis kendisi.
    Bence Virgilius evlenilecek bir adam ama şimdi değil şöyle 50 sine filan gelecek açı 120-130 değil 70-80 e inecek.. Anaamm bu söylediklerimi anlayan çıkmaz işallah.. :))
    Ha bence kesin de evlenir. :) Niye evlendiğini kendisine ve atrafına izah etmek için bütün kutsal kitapları indirir, binbir alıntı bulur. Hehehehe.. Eğlendim lann..
    Ha bu arada Gregor da evlenecek tabii.. Nah şuraya yazıyorum.

    YanıtlaSil
  56. Kriptograf,
    Sen de gel! Burası çok eğlenceli! Doğumgünü partisi dediğin böyle olur karmaşa, gürültü, kakara ve kikiri:)
    Teşekkür ederim.

    Talisman,
    ama annem dahil bütün kadınlar pucca gibi düşünüyor:)

    Gregor dayanamıyorum artık! gene geçtin beni, benden daha misoginistmişsin. her yerde arkadan gelen ikinci adam olmaktan bıktım, benim de bir egom var, olmuyor ama böyle :)

    Talisman, sana dönecek olursam, bu blog şahitlik edecek: Bu adam Fatih/Çarşamba cemaatinden bir cinci hocanın veya bir ortodox papazının büyüsüne kurban gitmediği müddetçe asla evlenmeyecek. Allahaşkına, aylar, hatta yıllar boyu yazdıklarımı okudun, hala da miden bulansa da kimi zaman devam ediyorsun, nasıl "bir gün... bıdı bıdı" diyebilirsin?
    Mal meydanda işte :))))
    (ay çok eğlendim, sana tekme atmayı seviyorum!)

    YanıtlaSil
  57. böyle uzaktan kakara kikiri yapmak kolay tabii. ne güzel kutlama filan diyorsun. bari bi ev partisi filan verseydin, bunca insan konuştu etti, azıcık bogazlarını ıslatırlardı insafsız virgilius:)

    YanıtlaSil
  58. The Proc,
    Evdeki internet bağlantım bile kafayı yemişken bir de parti mi vericem...
    sen onu bırak da hediyem nerde söyle.

    YanıtlaSil
  59. bi de hediye mi istiyorsun virgilius?

    yok sana hediye mediye.

    YanıtlaSil
  60. simdi okudum. gereksiz bir bilgi; okudugum en uzun blog yazisiydi. pastalarin gizemini cözmek icin bitirdim. bahsettigimiz pastalarin ilgisi yoktu. ama schopenhauer ile mircea eliade ayni seyi söylemisler. insanlarin gercekleri tecrübeleri dogrultusunda olusur. insanin gözünde kendi tecrübelerinden olusturdugu kisisel bir süzgeci oldugundan olaylari tam haliyle görmesi imkansiz. ama sonucta kendi gerceginin onda olusturdugu duygularla hayatina devam edecek. sen kadinlari olaganüstü* görmeye devam edeceksin. -cok uzun oldu-

    *nasil da en güzelini sectim. :)

    YanıtlaSil
  61. o.zlem,
    bizim bahsettiğimiz pastalar yaşamın güzellikleri, biberler de mutsuzluk veren acı tecrübelerdi, bu yazıdaki kestaneli pasta ve menüdeki bilumum tatlı çok farklı bir anlam yüklense de"olağanüstü" bir şey olan kadınlardan bir erkeği mutlu edenine rahatlıkla kestaneli pasta diyebilirim ben :)
    not: bundan çok daha uzun yazılar var, ama seni daha fazla yormak istemem :)

    YanıtlaSil
  62. Tamamen katılıyorum.Fakat erkeklerle kadınların davranışlarını belirleyen,etkileyen farklı sosyal,duygusal nedenler var.Bütün kadınlar evliliği,anne olmayı düşünür,gelinlik hayali kurar.Evlenip mutlu huzurlu bir şekilde hayatını sonlandırmayı düşünür ve bunu gerçekleştireceği kişinin hayatında ki son erkek olmasını ister.O yüzden akşama kadar bütün ayakkabı dükkanlarını gezer.Ama erkek ayakkabı sıkarsa kenara atıp yenisini almayı düşünür direk.Özsütün en leziz pastasını bulup özsüte her gidişinde "aynından" demek istemesindendir ya diğeri daha güzelse demesi.Ama erkekler kestaneli pastaya bayılsada çilekli pastanın görünüşü güzel geldiği için bir porsiyon tadmakta sorun görmez.
    “Peki, işte bu arayış aslında çok zahmetli ve yorucu bir eylemdir..."burda ki kadın da aramayan erkeklerin bayan versiyonudur.Fark aslında aramayan olduğunu kendi de bildiği halde yok canım hayatımın pastasını arıyorum maskesi takmış olmasıdır.
    Kadınlar eski pastalarına geri dönüyolarsa bence bütün hatlarıyla bir ilişki kurmaktan ziyade eski pastasında özlediği bir tadı yeniden yaşamak istemesidir.Yani belki ilgisini özlemiştir,şımartmasını özlemiştir,hediyelerini özlemiştir,belki hırpalamasını özlemiştir.Eski aşina tada doyunca en iyi pasta arayışına geri dönecektir.
    Gördüğüm,duyduğum,bildiğim,gözlemlediğimce böyle.Tamamen BENCE yani.
    Bu arada "Ben seni sevmesem de sen beni sevmeye devam et." bu satırları okurken işte bu pucca dedim.Neredeyse bunun aynısı bir cümleyi kullanmıştı o da bir postunda kendi için zaten :)

    YanıtlaSil
  63. Anneperi,
    Nasıl sen yorumunun sonunu "Tamamen BENCE yani" diyerek bağlamışsan, burada yazılanlar da benim "BENCE"lerim. Öyle bir konu ki, hiç kimse hiç kimsenin fikirlerini değiştiremez, sonuçta bizi şekillendiren tecrübelerimiz ve gözlemlerimizdir, kadınlar hakkında zırvalanmış bu post da benim hülasam.
    "Aramayan kadın" da hemfikir değiliz sanırım, aslında onlar da "arıyorlar", ama kendilerine göre bir arayış o da.
    Evet, Pucca'ya cuk oturdu bence de:) Ama tabii reel kişi ve olgular üzerine toparladım yazıyı, çocukluk fotoğrafını koyup "bakın ne kadar şirinim" diye ortada gezinen tombik bacaklı blogger timsah yavrusundan esinlenmedim:)

    YanıtlaSil
  64. virgilius, sen de az uyanık değilsin. anlamadım sanma. uzak duruyorum deyip hatunları etrafına topluyorsun. hatunların ilgilendiği konularla gıdıklayıp kaçıyorsun. bak ben bile oturdum yorum yazıyorum:P
    bu konu bitmeeeeeeezzzzzzzzzz... kimse de çözemeeezzz. böyle çenemizi yorar sadece.
    bildiğim bir gerçek varsa, o da kadın erkek ilişkilerinde genellemeye, kafa yormaya gerek yok. ne halt olcaksa zaten ya oluyor, ya da olmuyor.nasıl açıklama ama.
    her kör satıcının bir topal alıcısı çıkıyor. bir de delikli boncuk yerde kalmaz der annem. bi bildiği vardır herhalde. mavi veya kırmızı boncukların şansının ne durumda olduğunu bilmiyorum.

    YanıtlaSil
  65. 5 saat cok fazlaymıs konusmak ıcın.Evlensenıze sız?

    YanıtlaSil
  66. her beş saat konuştuğum kızla evlensem, ohooooo :P

    YanıtlaSil

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!