4 Mart 2008 Salı

Adalet, Metallica ve Goya Üzerine...

Üç aydır masamda duran bir dava dosyası var. Bilirkişi olarak, olaydaki tarafların "kusurlarının" belirlenmesi için mahkemenin bana yönlendirdiği bir dava bu. Üç ay boyunca yazamadım, ne zaman elime alsam beş dakika içinde usturuplu bir küfür patlatıp bir hafta daha bakmamak üzere gene aynı yere koydum onu masamda. Bir defasında kazayla kahve bile dökmüş bulundum üstüne, neyse ki belli olmuyor...

Bu koskoca üç ayda, şeytanı rüyamda gördüm ve O'na iltifat ettim, annemler taşındı, aşık oldum-bitti, blog intihar etti sonrasında canlandı ama 'the retun of the living dead' dönüştü, büroma klima geldi, evimin maskotu olan kulpu kırık çaydanlığı yeniledim, dairemin kapı kilitleri acemi bir hırsız parçalandı, borsalino ile iki defa kahve içtik, ben üç kilo zayıfladım, polente evlendi, Beşiktaş lider oldu...

Bu arada başka raporlar çiziktirdim verdim ilgilelere, ama bu dosyanın raporu bir türlü yazılmadı, yazılamadı.

Perşembe sabah duruşması var ve ben hala bitiremedim, iki gündür canla başla uğraşmama rağmen... Bitecek gibi değil, yazılacak gibi değil, olayın bilirkişilik boyutu da yok, bilirkişi dediğin çözümü uzmanlığı veya özel ve teknik bilgiyi gerektiren durumlarda mahkemece atanan biridir mevzuata göre, burada ise böyle bir durum yok - muhtemelen hakim de ana avrat düz gitti ve atayım bir bilirkişinin başına, ne bok yazarsa yazsın diye salladı...




Olayı özetleyelim, hukuki anlamda beni zorda bırakmayacak bilgi değişikliklerine giderek:

Aysel ve Ayça, gecenin bir vakti yolda gitmektedirler. Kaldırımda Nurten ve Yeşim beklemektedir. Aralarında bir tartışma geçer. Bir silah patlar, Aysel karnından yaralanır ve hayati tehlike kaydıyla hastaneye kaldırılır.
Soru; Aysel'in yaralanmasında kusur kimde veya kimlerdedir?

Olayda yaralanan Aysel'in poliste verdiği ifade şu: Biz yolda arabayla gidiyorduk, Nurten ve Yeşim bizi durdurup bize ne dolaşıyorsunuz buralarda diye sataştılar, derken kavga etmeye başladık, ben Yeşim'le, Ayça da Nurten'le kavga ediyorduk, derken bir silah sesi duydum, karnımdan vuruldum, sonrasını hatırlamıyorum. Bir silah görmedim, beni kimin vurduğu hakkımda bilgim yok. (Aysel, bu olaydan bir sene sonra bir başka hadisede vurularak öldürülür. Ayrıca silahlı yaya gaspından daha önceden sabıkası bulunmaktadır.)

Ayça; poliste verdiği ifadede Aysel ile birlikte giderken kendilerine Yeşim ve Nurten'in sataştığını, sebepsiz yere kavga etmeye başladıklarını, kendisinin Nurten ile, Aysel'in de Yeşim'le boğuştuğunu,derken bir silah sesi duyduğunu, Aysel'in yaralandığını,
Savcıya verdiği ifadede, daha evvel (adam yaralamaktan ötürü) sabıkası olduğundan polise yalan söylediğini, kavga sırasında Aysel'in kendisine arabadan emaneti getirmesini söylediğini, O'nun da arabadan emaneti (yani silahı) getirdiğini ve Aysel'e verdiğini, sonra kendisinin Nurten'le, Aysel'in Yeşim'le kavga etmeye başladığını, o sırada bir silah sesi duyduğunu, kimin ateş ettiğini bilmediğini, Aysel'in yaralandığını gördüğünü anlatıyor.

Yeşim; arkadaşı Nurten ile kaldırımda taksi beklerken Aysel ve Ayça'nın arabayla kendilerine yanaştıklarını, siz buraların dayısı mısınız diye sorup arabadan inerek kendilerini tartaklamaya başladıklarını, o sırada Aysel'in Ayça'ya arabadan emaneti getir dediğini duyduğunu, Ayça'nın arabaya gidip silahı getirdiğini ama silahı ne yaptığını görmediğini, kendisinin Aysel'le, arkadaşı Nurten'in de Yeşim ile kavgaya tutuştuğunu, bir silah sesi duyduğunu ve Aysel'in vurulduğunu anladığını, Aysel'i kesinlikle kendisinin ve Nurten'in vurmadığını, zaten kendilerinde silah bulunmadığını söylüyor. Silaha hiç dokunmamış dediğine göre. Yeşim hırsızlıktan ve kumar oynamaktan sabıkalı.

Nurten; yol kenarında Yeşim ile beklerken yanlarına yaklaşan bir araçtan inen Aysel ve Ayça'nın sebepsiz yere kendilerini dövmeye başladığını, Ayça'nın O'na vurduğunu, bir kaç metre ötede Aysel'in de Yeşim'i darp ettiğini, Ayça'nın silah almak için araca gitmediğini, silahın nereden çıktığını da bilmediğini, Aysel'in Ayça'ya arabadan emaneti getir dediğini duymadığını, silaha hiç dokunmadığını ve olay sırasında kimsede silah da görmediğini, sadece silah sesi ve Aysel'in çığlığını duyduğunu anlatıyor. Nurten'in darp etme ve ruhsatsız silah taşımaktan ötürü daha önce sabıkası var.

Yakında bulunan ve silah sesini duyarak hemen olay yerine gelen polisler, Nurten'in elindeki silahı Yeşim'e verdiğini ve kendilerinin de silahı Yeşim'den aldıklarını tutanağa geçiriyor. Daha sonraki ifadelerinde ise polisler, Yeşim'i ve Nurten'i birbirlerine karıştırmış olduklarından şüphe ediyorlar, silahı kimin kme verdiğinden emin değiller.

Bu arada, bu dört kişi alkol raporlarına göre zil zurna sarhoş.
Ayrıca, Aysel'in yaralanmasını bir yana bırakalım, darp edilme yüzünden hepsi üçer beşer gün rapor almışlar, ama kimse kimseden şikayetçi değil. Olayda silah olduğundan kamu davası açılmış, zorunlu olarak sürüyor dava.
Soruşturmadaki teknik incelemelerin hiç birisinde en ufak bir ışık hüzmesi yok. (parmak izi vs.)

Şimdi bu dosyada, yukarıda anlattığım bilirkişi tanımından hareketle benim yapabileceğim ne var?
Herkesin sürekli yalan söylediği, aslında doğru söylemek isteseler bile neyi ne kadar doğru söyleyebileceği meçhul bir olay bu.

Gregor'un söylediğini anımsatacak olursam, benim gibi bir psikopatın bu dava dosyası hakkında yazacağı bilirkişi raporundan ne hayır gelir?

"Adalet Mülkün Temelidir."

Yesinler...



5 yorum:

  1. orman kanunları diyorum..hersey yalan diyorum...bir de allah kolaylık versın diyorum...

    YanıtlaSil
  2. ilkine "eyvallah",
    ikincisine "işte bu söz yalan değil",
    üçüncüsüne "amin."

    YanıtlaSil
  3. olayı dört adet bikinili taş kızın çamur güreşi olarak gözünün önüne getirince çok daha eğlenceli oluyor yalnız :D

    YanıtlaSil
  4. Bense kocaman bir yatağa uzanmış halde gayet şuh pozlarla beni süzen bebek gibi dört hatunun karşısında, ağlayarak "ama benim ereksiyon problemim varrrrr" diyen adam gibi hissettim kendimi bu dosyayı yazarken:)

    YanıtlaSil
  5. raporun sonuna kimse kimseden şikayetçi değilse kamuya giren çıkan ne kardeşim! yazamıyorsun di mi? O hukukun çıktığı kamu avrupa kamusu, o kamu yanıbaşında silahlar patladığında yürüyüş filan yapıp o silahın bi daha patlamamasını sağlayacak devleti uyarır. Bu kamu "aman bana dokunmadı, bin yaşasın" der. E o zaman kamuya ne?

    Şaksiper'in olduğunu sandığım bir laf var ya "her halk hakettiği gibi yönetilir" bunu hukuka da uygulamak gerekiyor aslında

    YanıtlaSil

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!