1- perşembe günü arkadaşınız arar; "Enrique Iglesias'ın konserine iki bilet var, cumartesi akşam, sana yollasam gider misin abi? diye sorar...
"Bilmem ne yaptığımın Enrique'sinden bana ne be kardeşim, ne yaptığı gıy gıyı severim ne de konsere götürecek bir çıtır var" demek yerine, "kusura bakma abi, cumartesi bir yere davetliyim, başka şekilde değerlendir, ileride eline bilet geçerse ara ama, öptüm kulağından, bye" dersiniz.
2- Kardeşiniz cuma akşamı arar, "abi kitap fuarına seninle gitmek istiyorum, kılavuzum sen ol, cumartesi işin yoksa seni alayım evinden, olur mu?" der.
"canikom cumartesi çalışıyorum gündüz, akşam da çok sevdiğim bir arkadaşın nişan yemeğine davetliyim, testere ile doğrar beni gitmezsem, kusura bakma, hem benim aradığım kitaplar fuarlarda olmaz, popülist yaklaşımlardan uzağım bilirsin, ne varsa Simurg'da var" şeklinde geri çevirirsiniz.
3- Bugün iş yerinde müdür, masasının üzerinde duran iki biletin üzerindeki resmi gösterip "bu adamları tanıyor musun?" diye sorar, Chick Korea ve Béla Fleck'tir onlar, kendisinin gidemeyeceğini, benim gitmek istemeyeceğimi öğrenmek ister.
"Aslında Slayer sevdalısı biri olarak özüme ihanet etmemem lazım ama Chick Korea bir klasiktir, gitmeyi çok isterdim, ama bir yere davetliyim Beyoğlunda" diye geçiştirirsiniz...
4- Bugün arkadaş arar, "akşam mutlaka görüşüyoruz, FB- BJK maçını izleyeceğiz ona göre, ne zaman fener maçını beraber izlesek heriflere geçiriyoruz unutma, gelmezsem büyü bozulacak ve takımın kaderiyle oynarsın" şeklinde önceki ısrarlı arayışlarına bir yenisini ekler.
"Aşkım biliyorum ama sana demiştim kankamın nişan yemeğine davetliyim, hem onlar da fanatik fenerli, anında alay etme şansım olur skor sayesinde, top yuvarlaktır ama maç kadıköyde, ben eminim kazanacağımıza, takımın bana ihtiyacı yok, zor günler için saklasınlar beni" tarzında şirince püskürtürsünüz.
Ve BEŞ: Davetli olduğunuz saat gelmiştir... Eve gelirken saç traşınızı olmuşsunuzdur. Duşunuzu alıp sabah işe giderken kestiğiniz sakallarınızı tekrar kesmiş, giyinip evden çıkmanıza tüm engelleri ortadan kaldırmışsınızdır.
Giyinemezsiniz ama.
"Sabahtan beri başımda öncül migren ağrıları dolaşıyor zaten" türünden bir kılıfa girer, saklanırsınız kendinizden...
"Bu kız beni kaç defa aradı bu yemek için" diye kendinizi yer, bitirirsiniz.
Birden eski sevgilinizin düğün yemeğinin de Egenin şirin bir ilinde bugün, bu akşam olduğunu anımsarsınız, unutmak için harcadığınız onca çabaya rağmen... 3 Kasım 2007...
Sabahtan beri bir lokma yememişsiniz, açlıktan mideniz kazınıyordur, ama mutfağa bakmazsınız bile...
Sigara üstüne sigara...
Telefon çalar: "Eyvah E. arıyor, söz vermiştim" dersiniz... Telefonu elinize aldığınızda fuckmate'in ismini görür içinizden bir küfür patlatır, açmazsınız.
Düğünü düşünürsünüz... Mutlu gelini... Mutsuzsa da mutlu olmasını istersiniz... O'nu mutlu edemediğinizi bilip, başkası mutluluk versin istersiniz...
Nişan yemeğini düşünürsünüz... Beyoğlu'nda bir barda...
"Giyinsem, gitsem, kafamı dağıtsam..." yapamazsınız...
Gürültü, kalabalık, yeni insanlar, tanışmalar... içinizden "ıyyyy" dersiniz...
Aklınıza çok sevdiğiniz E. ve nişanlandığı şirin beyefendi gelir... "Nasıl da ısrarla çağırmışlardı, yaptığım terbiyesizlikten sonra yüzüme bakmazlar... Geleceğim demiştim halbuki" diye dudaklarınızı ısırırsınız...
Internetten maçın skoruna bakarsınız, fener 2-1 öndedir...
"Bu akşam yaptığım en güzel şey üç paket sigara almak olmuş gelirken" diye mırıldanırsınız üç saatte bitmiş pakete bakarken.
Açsınızdır.
Mutfak yedi adım ötededir.
Migren gerçekten saldıracak gibidir...
Düğün yemeği devam etmektedir...
Nişan eğlencesi sürmektedir.
Koltuktan kımıldamazsınız.
Kımıldamazsınız...
Tühh ya, ikisi aynı güne mi denk geldi. Evlenmemişti senin kız zaten, yoksa geç bir düğün yemeği mi bu?
YanıtlaSilÜzme kendini, kızmadık sana,o halde gelseydin çok da eğlenemezmişsin zaten.
Ama, bir biranı içeceğim yarın akşam, ceza olarak.
dün cidden çok kötüydüm...
YanıtlaSilnikah istanbuldaydı, ama arif müfit mansel'in ilgi alanı olan topraklarda.
Bir bira ile yırtacaksam bu kadar dövünmem ve ağlamam bir işe yaradı demektir:)
müstakbel kocan da gelsin, iki bira olsun zararım.
A.F.M. nin ilgi alanı olan coğrafi bölgede organize edilen, düğündü. ( eksik yazmışım)
YanıtlaSilbenim blogum herkese açık gezinenler konaklayanlar farketmez yani -- son yazını ve birkaç yazını okudum bu arada sana kalabalık kalabalık gelmişler ne diyeyim allah yardım etsin
YanıtlaSilo sırada mathy egenin çokta şirin olmayan b ikasabasında düğündedir...ayılıp bayılmalarla düğüne eşlik etmektedir...çünkü düğün sahiplerindendir...erken ayrılamaz...
YanıtlaSilbizim kızın senin kızla hiçbir ilgisi olmadığı kanaatindeyim...:)
çok olmuştur bana, tam tekmil hazırlanıp ki kadınların hazırlanmasının nasıl bişi olduğunu bildiğini umuyorum, kapıda ayakkabıları giyip, son anda vazgeçtiğimi...içeri geçip koltuğa oturup hiç bişey yapmadan öylecene malak gibi yattığımı.olur arada öle...
gitsende eğlenemezmişsin zaten...
bence de farklı hatunlardı onlar.
YanıtlaSil(umarım öyledir!)
aynı şekilde, benzer oranda en argosu ile koyan durumları mütemadiyen tecrübe ediyorum.geçerken,uğrarken,okurken aklımdan geçenlerin 3. tekil tarafından yazıldığını gördüm.
YanıtlaSilgarip oldu.
ne yani ruh iki olduğumuzu mu iddia ediyorsun :)
YanıtlaSil