22 Ekim 2007 Pazartesi

You might as well die...

a sneak attack of depression.

I can't change reality.

Can't change myself either.

I can't practice what I preach.



It will be a hard night to survive...

And a painful life to struggle...

Shame, hate, rage, grief...

keep on dying, my dear murderer. It's just a pay-back.

2 yorum:

  1. Acaba gecenin ne olduğunu bilmeyen insanlar var mı bu dünyada ? yani gerçek, savaşçı, işkenceci, oyuncu yüzünü... Kedinin farenin üstüne eliyle bastırıp, korkunç bir sakinlikle boğulmasını beklemesi gibi, sonra birazcık yer açıp, heveslendirip sonra elini tekrar üzerine batırması gibi.
    Yoksa gecenin bu şekli huzursuz ruhlara özgü mü ?... Öyle sanırım... İşe gelip de, sabah arkadaşlarına "dün gece çok ağırdı, kaçtım kaçtım, köşeye sıkıştım, gece daraldı daraldı, sadece bir avuç yer kaldı nefes alabileceğim, odanın köşesinde, geceden kalan yerde, öylece dikilip, kafamı olabildiğince yukarı uzatıp, bir avuç yerden nefes almaya çalıştım sabaha kadar, o yüzden feci yorgunum" diyen birine hiç rastlamadım....

    tatilim bitti, işe başladım, cümlelerim de yoldan çıkmaya başladı, ben gidip kendi blog'umu karalayayım en iyisi :)

    YanıtlaSil
  2. geceler güzeldir...insanı yoldan çıkarır...

    YanıtlaSil

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!