21 Aralık 2006 Perşembe

Mehmet Ali Kılıçbay'ı seviyorum...

Daha evvel bir kaç defa değindiğim (*, **, *** vs.) Kaliyuga kavramını detaylı bir şekilde açıklamak için Mircea Eliade'nin "İmgeler Simgeler" eserindeki YUGALAR DOKTRİNİ başlıklı pasajdan bir kaç alıntı yapmayı uygun görüyorum. Bu kavram, yani Kaliyuga; René Guénon, Martin Lings, Ananda Coomaraswamy ve başkaca traditionalist büyük amcaların sıklıkla değindikleri bir olgudur, ama Eliade amca çok detaylı ve doyurucu bir izahatta bulunmuş, ismini zikrettiğim aşkıncı amcaların konuları icabı kullandıkları yugaların, aslında ne olduklarını ansiklopedik bir anlatımla okuyucuya açıklamış. Okuyunuz, felaket hava atarsınız ummadığınız ortamlarda, benden söylemesi:


YUGALAR DOKTRİNİ

Hind bu arada, evrenin devrevi yaratılış ve yok ediliş sayısını, giderek dehşet üşüren oranlarda arttırarak, bir kozmik devreler doktrini yoğurmuştur. En küçük devrenin ölçü birimi yuga, “çağ”dır. Bu yuga’nın öncesinde bir şafak, sonrasında bir günbatımı yer almakta, bunlar “çağlar”ı birbirine bağlamaktadır. Tam bir devre yani “mahayuga”, süreleri eşit olmayan dört “çağ”dan oluşmakta, bu çağların en uzunu devrenin başında, en kısası da sonunda ortaya çıkmaktadır. Bu yugaların adları, zar oyunundaki atışların adlarıdır. “Krta Yuga” (kr: yapmak, tamamlamak fiilinden) “tamamlanmış çağ” demektir, yani zar oyununda kazanan taş, zarın dört gelmesidir. Çünkü Hind Geleneğinde dört sayısı toplamı, tamlığı, mükemmelliği temsil etmektedir. Krta Yuga mükemmel çağdır; işte bu nedenden ötürü salya yuga, yani gerçek çağ, yani, doğru, hakiki, mükemmel de denilmektedir. Hangi açıdan bakılırsa bakılsın Altın Çağdır; adaletin, mutluluğun, bolluğun egemen olduğu çağdır. Krta Yuga süresince evrenin ahlaki düzeni olan “dharma”ya tamamen uyulmaktadır. Üstelik bütün varlıklar bu düzene kendiliklerinden, zorlama olmadan uymaktadır, Krta Yuga süresince dharma bir bakıma insanın var oluşuyla özdeşleşmektedir, Krta Yuga’nın mükemmel insanı, kozmik kuralı ve buna bağlı olarak ahlaki yasayı kendi bedeninde somutlaştırmaktadır. Varoluşu örnek niteliktedir, ilk örnektir, Hind dışı diğer geleneklerde bu altın çağ ilksel cennet dönemine eşdeğerdir.

İzleyen çağ Treta Yuga, yani “üçlü”dür, üç gelen zardan ötürü böyle adlandırılmakta ve çoktan bir gerilemeyi işaret etmektedir bile. İnsanlar artık dharma’nın ancak dörtte üçüne uymaktadırlar. Çalışma, eza ve ölüm artık insanların payına düşmektedir. Ödev artık kendiliğinden değildir, öğrenilmesi gerekmektedir. Dört kasta özgü tarzlar bozulmaya başlamıştır. “Dvapara Yuga”, (“iki” tarafından belirlenen çağ) ile, yeryüzünde dharma’nın yalnızca yarısı ayakta kalmaktadır, günahlar ve mutsuzluklar artmakta, insan ömrünün süresi de azalmaktadır.

Kali Yuga, “kötü çağ” esnasında dharma’nın yalnızca çeyreği kalmıştır. Kali terimi bir gelen zarı işaret etmektedir, yani kaybeden atıştır, (zaten kötü bir cin tarafından kişiselleştirilmektedir); kali aynı zamanda nifak, kavga anlamlarının yanı sıra, genel olarak bir varlık ya da eşya grubunun en kötülerini işaret etmektedir. İnsan ve toplum Kali Yuga’da en uç çözülme noktalarına ulaşmaktadırlar. Visnu Parana’ya göre (IV, 24) Kali Yuga’nın varlığı, bu dönemde toplumsal mertebenin yalnızca mülkiyet tarafından belirlenmesiyle, zenginliğin yegâne erdem kaynağı haline gelmesiyle, tutku ve şehvet düşkünlüğünün eşler arasında yegane bağ olmasıyla, sahtekarlık ve yalanın hayattaki yegane başarı koşulu haline gelmeleriyle, cinselliğin yegane zevk kaynağı olmasıyla ve dış dinin yalnızca ayinlerden ibaret olup, maneviyatla karıştırılmasıyla anlaşılmaktadır. Binlerce yıldan beri tabii ki Kali Yuga’nın için de yaşamaktayız.
(…)



Artık biliyorsunuz Yugaların ne menem şeyler olduklarını...
Bu intro sonrası, mitoloji, edebiyat ve dinler tarihindeki çağlar - devirler üzerine okuyacaklarınızı (e.g. *) daha aydın bir şekilde ele alıp paralellikleri görebilirsiniz.

Biraz daha meraklıysanız, size René Guénon üstadın "Maddi İktidar Ruhani Otorite" isimli eserini tavsiye edebilirim.

Benden bu kadar...

1 yorum:

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!