25 Kasım 2006 Cumartesi

Şarkı Sözlerine Devam...

Slayer çevirileri uygun bir halet-i ruhiyede yapılmalıdır. Ruhunuz kararmazsa, her nefesiniz için "bu son olsun ya Rab!" demediyseniz, katatonik şizofren biri gibi hareket etmeyen bir yarı-ölü olmayı dilemiyorsanız, çeviri yapmaya da kalkışmayın... Bunların yanında nefret, şiddet ve sebepli/sebepsiz kötülük yapma isteği doğmuşsa içinizde, Slayer size bambaşka güzellikler ve tatminler arzedecektir. Nekrofili, satanizm, cinayet, ırza geçme... Ne ararsınız var burada...


İkinci Bölüm:




"Seasons In The Abyss" (1990)

Seasons In The Abyss” ile aynı ismi taşıyan şarkıdan bir bölüm…

Close your eyes
(Kapat gözlerini)
Look deep in your soul
(Ruhunun derinliklerine bak)
Step outside yourself
(Kendinden dışına bir adım at)
And let your mind go
(Bırak, terketsin aklın seni)
Frozen eyes stare deep in your mind as you die
(Donuk gözlerle zihnine derinliklerine bak, can verirken)

Close your eyes
(Kapat gözlerini)
And forget your name
(Adını da unut)
Step outside yourself
(Dışına bir adım at)
And let your thoughts drain
(Düşüncelerin tükensin, çekilip gitsin)
As you go insane... go insane
(Sen, aklını yitirirken)





Dead Skin Mask


How I've waited for you to come
(Gelmeni nasıl da sabırsızlıkla beklemiştim)
I've been here all alone
(Yapayalnızdım burada)
Now that you've arrived
(Şimdi geldin yanıma işte)
Please stay a while
(Biraz kal, ne olursun)
And I promise I won't keep you long
(Ve söz veriyorum ki çok tutmayacağım seni)
I'll keep you forever
(Sonsuza kadar saklayacağım seni)

Graze the skin with my finger tips
(Parmak uçlarımla sıyırmak deriyi)

The brush of dead cold flesh pacifies the means
(Cesedin soğuk dokunuşu yatıştırır her şeyi)
Provoking images delicate features so smooth
(Kışkırtan görüntüleri, narin özellikleri öylesine zarif ki)
A pleasant fragrance in the light of the moon
(Hoş bir râyihâ ayın ışıltısında sanki)
Dance with the dead in my dreams
(Dans et rüyalarımdaki ölüyle)
Listen to their hallowed screams
(onların kutsal feryatlarını dinle)
The dead have taken my soul
(Ceset aldı benim ruhumu)
Temptation's lost all control
(Günahın çekiciliği yok etti tüm kontrolümü)

Simple smiles elude psychotic eyes lose all mind control rational declines
(Saftirik gülümsemeler sakınır, sapık gözler kaybeder murakabeyi, akıl yıkılır biter)

Empty eyes enslave the creations of placid faces and lifeless pageants (Donuk bakışlar uysal simaları ve ruhsuz törenleri esir eder)

In the depths of a mind insane
(Hastalıklı bir zihninin derinliklerinde)
Fantasy and reality are the same
(Hayal ve gerçek farksızdır birbirinden)
Graze the skin with my finger tips
(Parmak uçlarımla sıyırmak deriyi)
The brush of dead warm flesh pacifies the means
(Cesedin soğuk dokunuşu yatıştırır her şeyi)
Incised members ornaments on my being
(Delik deşik edilmiş süs unsurları, mevcudiyetimle)
Adulating the skin before me
(Benden önce lâyıktı bu beden tüm övgülere)
Simple smiles elude psychotic eyes lose all mind control rational declines
(Saftirik gülümsemeler sakınır, sapık gözler kaybeder murakabeyi, akıl yıkılır biter)
Empty eyes enslave the creations of placid faces and lifeless pageants
(Donuk bakışlar uysal simaları ve ruhsuz törenleri esir eder)
Dance with the dead in my dreams [Hello? Hello Mr Gein? ]
(Rüyalarımdaki cesetle dans et [Hu huuuu? Merhabalar Gein Amca? ])
Listen to their hollowed screams [Mr Gein? ]
(İlâhi feryatlarını dinle onların [Gein Amca? ]

The dead have taken my soul [Lemme out of here Mr Gein]
(Ölüler bırakmadı bende ruh [Ben gideyim artık Gein Amca])

Temptation's lost all control [Mr Gein? I don't wanna play anymore Mr Gein]
(Günahın daveti aldı götürdü tüm kontrolü
[Gein Amca? Oynamak istemiyorum artık ben Gein Amca! ])
[Dance with the dead in my dreams [Mr Gein, it's not any fun anymore]

(Hayallerimdeki ölüyle dans et [Gein Amca, artık bu şaka olmaktan çıktı])
Listen to their hollowed screams [I don't want to play anymore Mr Gein]

(Takdîs edilmiş haykırışlarına kulak ver [Daha fazla oynamak istemiyorum Gein Amca])
The dead have taken my soul [Mr Gein? Lemme out of here Mr Gein]
(Ölüler gasbetti ruhumu benim [Gein Amca? Bırakın çıkayım buradan Gein Amca! ])
Temptation's lost all control] [Lemme out, LEMMMMEEE OOUUUUUUTTT! ! !
(Günahın cazibesiyle kayboldu ruhum [Çıkarın beni, ÇIKARIIIIIIIIIINNNN! ])



“Divine Intervention" (1994)


Serenity in Murder

Let me take you down, without a sound
(Bırak seni indireyim yere, sessizce)
Dead before you hit the ground
(Ölü haldeyken sen, zemine düşmeden önce)
Blood washes my hand, can't understand
(Yıkıyor kan elimi, anlaşılması zor)
Sterilizing my pain
(Acımı dindiriyor)
Peaceful and serene, slowly bleeding
(Huzurlu ve sakin, akıyor kanın yavaşça)
Eyes once bright are now fading
(Öncesinde ışıl ışıl, şimdiyse solmuş gözlerin)
Pallid ashen face against my skin
(Kül rengi yüzün, karşısında tenimin)
Staring blindly at some distant place
(Seçemediğin bir yere bakıyorsun, görmeyerek)
Washed away by crimson tide by my hand
(Bordo [kanın] akıntısıyla temizlerken ellerimi)
I keep testing time
(Tempo tutuyorum zamana karşı)
Straight flesh face adorns your neck
(Düzgün etli yüzün ne de güzel süslüyor boynunu)
Spilling your blood all over my flesh
(Vücudumun her yerine döküp sürüyorum kanını)
Quench the fire that drives my soul
(Söndürüyorum ruhuma hükmeden ateşi)
Soothing me as death takes toll
(Ölümün istediği ücreti öder gibi)

Divine godsend enveloping me
(İlahi mucize sarmalıyor beni)
Spiritual ecstacy, sets me free
(Ruhsal zevk, veriyor bana hürriyetimi)



213


Driving compulsion, morbid thoughts come to mind
(İçimden gelen baskılarla, hastalıklı düşünceler geliyor aklıma)
Sexual release buried deep inside
(Derinlerden gelen cinsel tutkular geçiyor harekete)
Complete control of a prized possession
(Değerli bir mala bütünüyle sahip olmak gibi)
To touch and fondle with no objection
(Dokunmak ve okşamak, itiraz görmeden)
Lonely souls, an emptiness fulfilled
(Boşluğun doldurduğu yapayalnız ruhlar)
Physical pleasures and addictive thrill
(Bedensel zevkler ve bağımlılık yaratan heyecanlar)
An object of perverted reality
(Sapık gerçekliğin nesnesi)
An obsession beyond your wildest dreams
(En vahşi rüya ötesinde bir fikr-i sabit gibi)

Death loves final embrace
(Ölüm bayılır, son kucaklaşmaya)
Your cool tenderness
([O] Sakin şefkatin)
Memories keep love alive
(Anılar aşkı canlı tutar)
Memories will never die
(Anılar asla ölmez, yaşar)

The excitement of dissection is sweet
(Ne tatlı [şey] paramparça etmenin heyecanı)
My skin crawls with orgasmic speed
(Tenim orgazmik bir hızla sürükleniyor sanki)
A lifeless object for my subjection
(Ölü bir nesne, hükmedeceğim)
An obsession beyond your imagination
(Tahayyül edemeyeceğin bir obsesyon)
Primitive instinct, a passion for flesh
(İlkel bir güdü, ete olan tutku)
Primal feeding on the multitudes of death
(Başlıca besin kaynağı sayısız ölüm olan)
Sadistic acts, a love so true
(Sadistçe fiiller, öyle hakiki bir sevgi ki bu)
Absorbingly masticating a part of you
(Emercesine çiğniyorum bedeninin parçalarını)

I need a friend
(Bir dosta ihtiyacım var)
Please be my companion
(Lütfen yanımda ol)
I don't want to be Left alone with my insanity
(Deliliğimle bir başıma kalmak istemiyorum)


Erotic sensations tingle my spine
(Erotik düşünceler omurgamı diken diken ediyor)
A dead body lying next to mine
(Ölü bir beden uzanıyor yanımda)
Smooth blue black lips
(Düzgün mavi siyah dudaklarıyla)
I start salivating as we kiss
(Salyalarım akıyor onunla öpüşürken)
Mine forever, this sweet dead
(sonsuza dek benim, bu tatlı ceset)
I cannot forget your soft breaths
(Yumuşacık soluklarını unutabilmek mümkün değil)
Panting excitedly with my hads around your neck
(Ellerim boynunu heyecanla sarmalarken)
Shades are drawn
(Gölgeler kapattı herşeyi)
No one out can see
(Hiç kimse görmedi)
What I've done
(Ne yaptığımı)
What's become of me
(Ne hale geldiğimi)
Here I stand
(İşte buradayım)
Above all that's been true
(Anlattıklarım gerçek)
How I love
(Nasıl sevdiğim seni)
How I love to kill you
(Nasıl sevdiğimi, seni öldürmeyi)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!