Bir hayat ki, hiç uğruna ziyan edilmiş… Peki neden? Bir kral-rahibin (kendisinin de inandığı mutlak olan) rüyası uğruna… Kral-rahip olarak burada arz-ı endam eden zat-ı muhterem, insanların tâbi olduğu, biat ettiği, peşinden gittiği, yörüngesinde donup durduğu bir eleman… Ayrıca bu eleman arkasından gelen, kendisine kul köle olan kimselere de yamuk yapmış belli ki, nihayetinde, ama iş işten geçtikten sonra “biz nerede yanlış yaptık?” şeklinde derin düşüncelere sevkediyor insanları… Şayet eleman kelimesi yukarıdaki cümlelerde zamir olarak kullanılmış olsa, yerine ne koyabilirdik mesela? Akla hemen geçmişte yaşamış (veya bugün de yaşayan, ileride de pekala ortaya çıkabilecek) bir insan karakteri geliyor, tarihte yaşamış büyük amcalar, sözleriyle, fikirleriyle insanları etkileyen, ama öyle bir tesir ki, Eric Hoffer’in Kesin İnançlısı olup çıkmış insan sürüleri. Mankurtlarına “Atıl kurt!” demesiyle kendilerini ateşe atacak kitlelere hükmeden… Hitler böyle bir Büyücü-Rahip miydi acaba? Peki ya Pol Pot? Ya Enver Paşa? Otuz saniye düşünüp aklıma gelen üç ismi yazdım, üç dakika düşünseydim on taneye çıkardı bunların sayısı. Teker teker bu insanların yaptıklarını bir biyografik kronoloji tarzında yazıp “işte bu adamlar yüzünden böyle düşünüyorum” demek yerine, bana ne, siz düşünün o kadarını, benim derdim onları yazmak değil şimdi. Çünkü insan bir bütündür, ama bazen Hesiod Amcanın dediği de tartışılmaz doğruluk kesbeder: Yarım bütünden fazladır. Şimdi bu yarımı açalım.
Türlü mefkûreler, düşünceler, teoriler, ideolojiler… Bir din halini alabilen ama sonuçta “Made in Earth” olan, beşeri bir unsurdan bahsediyorum burada. “Hümanizm peydahlandı, rasyonalizm icat oldu, sonrası Kaliyuga...” gibi bir cümle kullanmak isterdim ama bunu izah etmek lazım o zaman, lakin fazla dağılmamalı. Dikey olanı terkedip yataya inmenin şuurlu kabulü şeklinde özetlenebilecek bu kaliyuga sonrası dönem, Stargazer’ daki rahip-kralın değişik tür ve versiyonlar halinde soyut şekilde kralların arz-ı endam ettiği süreçtir aslında. “Ne demek istedi bu adam?” Şunu demek istedi bu adam; uğrunda ölünecek, bir insan olarak kişinin arzulayacağı tüm dünyevi güzellikleri ve nimetleri tabi olduğu, aidiyet hissettiği inancı veya düşüncesi, kısaca “dava”sı uğruna feda edebilecek insanlar tarih boyunca var olsa da, birkaç eski istisna haricinde iman edilen tüm bu olguların “beşerin mamülu” olmasına milad Hümanizm ve rasyonalizm kardeşlerdir. O zamana kadar insanlar sadece İlah veya ilahi olan için hayatlarını mahvetmeyi göze alırken, her şeyden sorgusuz vazgeçerken, sonrasında birilerinin icat ettiği düşünceler, akımlar pahasına bu yapılmaya başlandı… İlahi menşeli olsa da özden uzaklaşılarak yaratılan dini radikalizm, adalet düşüncesiyle yola çıkılsa da komünizm, millet sevgisi ile harekete geçse de ultra-ulusçuluk ve faşizm, gene aklıma gelen ilk örnekler… Aslında bu örnekler de Stargazer’da geçen ve insanların hayatlarını uğruna adadıkları birer Rahip-büyücü işte! Miniminnacık istisnalar dışında herkes “yav biz nerede yanlış yaptık” diye sormakta sonrasında…
Devam edecek illa ki, ama nasıl toparlayacağımı ben de bilmiyorum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!