Açık yazamıyorum. Kendimi baskılamaya mecburum. Sürekli
kendime sansür uygulamak zorundayım çünkü cevap hakkı verilmemiş birine dair
içimdekileri, tepkimin neden böyle çirkin olduğunu buraya dökecek olsam karalananlar
apaçık gıybete dönüşecek. Bu blogu
okumasına izinli dört kişiden biri ortak arkadaşımız, ikincisi Ex ile aynı
ortamda birkaç kez bulunmuş yakın bir dostum, üçüncüsü akıl yürütmesi ve
dikkatinin yardımıyla Ex’in kim olduğunu anlamış biri. Dördüncü kişi uzaktan
saygıyla okuyor, o kadar. Yani kendisini şahsen ya da gıyabında tanıyan bu üç kişi
gıybet etmeme mani oluyor. Geçmişin tozlu/boklu sayfalarında kalmış Zehir ve Doz serisinde de sorunlar diye üzerinde durmadan geçtiğim meseleleri bu tanışlar
yüzünden yazamamıştım zaten. Ex hakkında kötü/olumsuz bir şey yazacak olsaydım
kendisine cevap hakkı doğardı, aksi takdirde arkasından konuşur gibi yaptığımın
alçaklıktan farkı olmazdı. Şimdi de ham, basit, sefil, aciz, aptalca, kontrolsüz,
belki bayağı ve acınası görünüyordur sizin zaviyenizden davranışlarım,
hissettiklerim; ama bugüne dek toz kondurmadığım Ex hakkında sürekli suçu,
kabahati, eksikliği kendime yüklemem sizi idamlık olduğum sonucuna götürmemeli.
Bu kadar da hazır ve gönüllü olmayın yönlendirilmeye.
Her şeyin ötesinde, bir ay önce bana yeni bir ilişkiye
başladığını söylediğinde buraya içimdekileri gayet hüzünlü ama bir o kadar da sakin
bir şekilde dökmüşken, birkaç gündür neden böyle zıvanadan çıkmış halde
ağzımdan köpüklü tükürükler saçtığımı merak etmeniz gerekmez miydi?
Yoo, ne de olsa Oğuz dengesiz, tutarsız bir adam sizin
gözünüzde ve ‘gene yemiştir bir halt’
diye düşünmeniz, hor görmeniz doğal. Kendisine acımasızca otopsi uygulamaktan
kaçınmayan biri olduğum gerçeği, sizde iğrenç ruhlu bir geveze olduğum
kanaatini oluşturmuş da olabilir.
Şu noktayı açıklığa kavuşturalım: Ben bu hanımefendiyi başka
bir kadın için bırakmadım, ‘sevgilinden ne zaman ayrılacaksın?’ diye soran
kızlar yüzünden kopmadım, parasını cebime atıp da ortalardan kaybolmadım, O’na
şiddetin her hangi bir türünü uygulayıp da hevesimi almış gitmiş değilim, ya da
başka bir nane yemedim.
Dayanamıyordum, çünkü dayanılmaz olan şeyler vardı. Dedim
ya, bunları anlatamayacağım için anlatmıyorum.
Bir haftadır uykusuzum.
Gündüzleri 2-3 saatlik uykuyla işe gidince ayaklarım titriyor, sanki
vücudumun zayıf düşmesini bekliyormuş gibi yeni atlattığım grip çok daha
şiddetli bir şekilde yakaladı beni, söz gelimi bu gece 10.30pm’de kendimi
tükenmiş bir halde yatağa atıp saatlerce kafamın içindeki gürültülerle
boğuştuktan sonra kalktım bunları yazıyorum, şu an 01.56am. Gözlerim dayanılmaz
acımakta. Başım, boğazım, sırtım, ciğerlerim, belim, karnım, ağrımayan yerim
yok. Hayatımda ilk defa antidepresan almayı düşünmeye başladım.
Soruyorum: Sizin sandığınız, yüzeysel olarak ele alıp burun
büktüğünüz, men dakka dukka dediğiniz
gibi olsaydı, benim bir ay önceden bu berbat psikolojiye batmam gerekmez miydi?
Bana bundan önceki son iki yazıyı da, Ex’e ‘umurumda mı bilmiyorum ama senden nefret
ediyorum.’ mailini yazdıran da bir hafta önceki bir tetikleyici. Cevap almak istemediğim için maili de engelli. Kim
bilir, O da beni engellemiştir belki.
Ne tetikmiş ama.
Yineliyorum: Mesele Ex’in yeni bir ilişkiye adım atması
değil. Bu beni üzerdi, üzdü.
Mesele, Ex’in artık benim tanıdığım, bir zamanlar üzerine
titreyip kendimden dahi sakındığım, ayrıldıktan sonra da tüm kalbî bağlarla
zincirli olduğum kişiden çok başka, çok farklı birine dönüşmüş olması.
Yazdığım mailden sonra olsa gerek, delilleri yok etti
telaşla. Ama benimkisi de mesleki deneyim: belgeleyip kayıt altına
alacak kadar uyanık davrandım ve öfkem daima körüklenecek bu sayede.
Aahhhh… Bir gün, bir yerlerde rast gelecek olsaydık,
karşılaşsaydık, tereddütsüz önünde diz çökebilirdim. ‘Nymph,
in thy orisons. Be all my sins remembered.’ derdim duraksamadan.
Ne var ki, şimdi O gerçekten E X.
Ve ben, Eski Sevgilimi öldürdüğü için öfkeliyim O’na. Hayatımın
sonuna dek sevecektim o kadını.
I p s e d i x i
t !