İçimde -iyi yönde değil- bir değişiklik, yeni bir gelişme, farklı ve beklenmedik bir durumla ya da haberle karşılacağıma dair önünü alamadığım huzursuz edici bir duygu var.
Aşağıda “benim için zaman durdu ve ben saplanıp kaldığım bataklıktan çıkamıyorum” nevinden zırvalarla durumumu tasvir etmeye çalışmıştım. Alın size somut örnek: Her berat kandilinde, ikindi ve akşam ezanları arasında küçük bir kâğıda Araf 10 ve Sa’d 54 ayetlerini yazma ve o kağıt parçasını cüzdanıma koyma pratiğini belki otuz sene önce annemin teşviki ile öğrenmiş ve uygulamaya devam ediyordum; her sene dediğim vakit geldiğinde eski kağıdı çıkarır ve yenisini cüzdanıma koyardım. Büyük ihtimalle palavra ve bidattır bu, gene de bereket ve bolluk için süregelen ve bilinen bir uygulama. Bir tür zenginlik duası. Hatta her berat kandilinde annemle birbirimize hatırlatırdık unutmayalım diye, ama zaten hiçbirimiz de unutmazdık ki ne yapacağımızı. (Malum, aylardır konuşmuyoruz.)
Dün berat kandiliymiş. Kandil olduğunu biliyordum ama ne kandili olduğu umurumda değildi, hem ne umurumda ki zaten. Bunca yıl süregelen bu uygulama, dün itibarıyla sona erdi. Farkında bile değildim. Otuz yıldır her berat kandilinde kesintisiz bir ısrarla yaptığım şey, dün bitti. Hatta biraz üşütmüş gibi olduğunu telefonda fark ettiğim babamla dün gündüz vakti konuşurken “akşam kandil diye camiye gitme, evinde dinlen” demiştim.
Aslına bakarsanız acayip bir kopuş içindeyim. Uzay boşluğunda başıboş dolanan salak bir kayalık gibi, nereye gittiğim, ne yaptığım, ne olacağım meçhul.
Sokak kedisi bile daha şuurlu bir hayat yaşıyordur.
433 gün geçti, 434. güne girmeye dakikalar kaldı. Bir taraftan çok olmuş, üzerinden çok zaman geçmiş gibi hissediyorum. Öte yandan benim için zaman 433 gün önce durduğundan olduğum yerde saplanmış haldeyim, kımıldayamadan, bir gıdım bile ilerleyemeden kaskatı kesilmiş halde titremeye devam ediyorum. 433 gün önce paramparça edildim, her bir uzvum etrafa dağılmış halde.
Zaman geçiyor, sokaktaki binalar kentsel dönüşüm için yıkılıp yeniden inşa ediliyor, alışveriş yaptığım dükkanlar devredilip yeni sahipleriyle başka işlere girişiyorlar, Trendyol go’daki restoranlar değişiyor, 5.5 yaşında annesiz kalan kedim bir ay sonra 7 yaşını dolduracak, annemle konuşmayalı dört aydan fazla geçti, NJ’de yaşayan yeğenlerimden biri Dallas’ta kendine yeni bir iş kurdu, diğeri Paris’e altı ay moda eğitimi almak için dün Fransa’ya gitti, ben 110 kg olup domuz gibi şiştim…
Still-Havva -sanırım, emin değilim- okulunu bıraktı... Üç yeni kitap çevirisi raflara yerleşti. Daha önceki bir kitap tercümesi ikinci baskı yaptı. Yeni bir çeviri de önümüzdeki hafta yayınlanacak. Bu arada uzun bir aradan sonra iki hafta evvel whatsapp profil resmini ve takip etmemi engellense de instagram profil sayfasındaki fotoğrafını bugün yeniledi.
Bütün bunlar benim için zamanın durmuş olduğu bu 433 günde yaşandı. Gerçekten, zaman kavramını tümüyle yitirdim ben. Hiç. Yok.
Ben aslında yok gibiyim. Değişmiyorum ki. Donmuş haldeyim. Kaskatıyım. Boka saplandım.