25 Kasım 2024 Pazartesi

Küçük Bira Bardakları Üzerine...

İki gündür koltuğundan kalkmayan biri için hareketli bir gün. 


Kötü kabuslar gördüğüm bir gecenin ardından, sabah telefonuma ardı ardına gelen mesaj sesleriyle uyandım, 07.15’te. Kedi de mesajlarla uyandı, koynumdan fırladı, gitti. O saatte yazdığı için mazeretlerini sıralayan avukat, boşanma protokolünü hazırlamış ve göndermiş, ayrıca bazı ek bilgiler istiyor ve ofisinde görüşmek üzere gün belirmeye çalışıyor. Ona cevap yazdım, sonra toparlandım, giyinip çıktım evden. 


Hastanedeki psikiyatri randevusuna… Bu defa geçen konuştuğum uyuz kadından çok daha düzgün bir doktor çıktı karşıma. Uzunca anlattım halimi. Epey soru sordu, dinledi, anlamaya çalıştı. Ben de gayet dürüst ve açık cevapladım sorularını. Hastaneye yatırılmam gerektiğinde ısrarcı oldu. Still-Havva başta olmak üzere başkaları tarafından bunun bir melodram yaratmak olarak algılanacağını, ailemin de bu durumda olmamdan çok ürkeceğini, asla hastaneye yatmak istemediğimi söyledim. Birtakım ilaçlar yazdı, hastaneye yatmayı reddettiğim için huzursuz olduğunu çok belli etti mimikleriyle. Cuma beni gene görmek istiyor. Görebilecek mi, Allah bilir. 


Ben hastanedeyken Still-Havva ve kayınvalide -haber vermişlerdi- eve geldiler, eh, toparlanmak kolay değil, çok eşya var sonuçta. Çok sevdiğim bardakları bile aldılar. Alacaklar elbet, kayınvalide vermişti onları. Gene de kristal filan değil, yani ne bileyim. Ne alırsa alsınlar. 


Çarşamba gene gelecekler, valizlerle. En az 1000 kitabı vardır kütüphanede, baldız da gelecek, onlara yardıma. Bostancı’dan bu eve gelirken ikimizin toplam 47 koli kitabı vardı, hemen hemen yarısı Still-Havva’ya aitti. Kabaca yorumlarsam, son 1,5 senede sosyoloji lisans ve yüksek lisans sürecinde en az 20 koli daha eklenmiştir kendi kısmına, ayrıca özel kitaplar da alıyor insan. Zor olacak hepsini taşımak. Bana ne. Beni bırakıyor. Tüm zorlukları göğüslemeye razı. Bu uğurda hiçbir zahmet katlanılmaz değil. Benden kurtuluyor çünkü. Siktir edip attı beni. 


Geldiğimde (böbreğim ağrıyordu, sıcak su torbası lazımdı) gördüm ki kayınvalide daha rahattı bu sabah evde, geçen gelişinde benim için çok üzülüyormuş gibi bir hali vardı, o kasveti kalmamış şimdi. O evde ne konuşuluyor, Still-Havva onlara ne anlatıyor bilemem. “İyi yapmışsın, geç bile kalmışsın” bile demiş olabilirler. 


Still-Havva’ya gelince, artık benim sevgilim değil o kadın. Tanımakta bile zorlanıyorum aslına bakarsanız. Bu kadar kati bir değişikliği izah etmek benim için zor.


Kayınvalide ile birlikte eve gelmelerine yakın kediyle biraz ilgilenmesini yazmıştım. Ben eve döndüğümde de kedinin onu çok özlediğini, mama yemeği çok azalttığını (doğru) söyledim. Sürekli annesini evde aradığını, annesinin (henüz torbalanmamış, kutulanmamış vs) eşyaları üzerinde kokusunun peşinde olduğunu (doğru) ekledim. “Bu halde nasıl olur, nasıl bakarım bilmiyorum” diye de bitirdim cümleyi. geldiğinde sevip gurlatmış. O kadar soğuk, o kadar duygusuz bir şekilde “bakamayacaksan ya da bakmak istemiyorsan bana söyle, bir yuva arayayım ona” diye kestirip attı ki hayret ettim. Beraberinde götüremez kayınvalidenin evindeki durumlardan dolayı, biliyorum, ama böyle bir karşılık alacağımı aklımın ucundan geçirmemiştim. 


Dünyanın öbür ucu, yürüyerek 5-6 dakika süren kayınvalidenin eviymiş meğer. Yanlış anlamayın, sağlıklı mı bir şey mi, onu da bilmiyorum ama ben Still-Havva şöyle dese hiç garipsemezdim mesela: "haftada bir, iki, sen evde yokken gelir severim, okşarım kediyi." Garipsemem dedim çünkü onun kedisiydi, o da güya çok düşkündü kuyruklu kızına. Üstelik kapının kilidini değiştirmeyeceğimi ve kendisinden anahtarlarını istemeyeceğimi de açık bir dille ifade etmişken, bunu söylemesi tuhaf olmazdı. Ama böyle bir şey demedi. Kılı bile kıpırdamadan yeni bir yuva aramaktan bahsetti.


Evet… Sevgilim değil… Sevdiğim


Sabah görüştüğüm psikiyatrist, kendi misyonuna uygun bir şekilde “bu bir geçiş süreci, hayat devam ediyor. Yeni bir sevgiliniz olur, belki yeniden evlenebilirsiniz” gibi sözler sarf etmeye gerek gördü konuşurken. 


Bilmiyor ki beni. 


İçimdeki karanlık kesif. Ağır. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!