4 Mayıs 2021 Salı

İflah Olmayan Geri Zekalı Tiplerin Hezeyanları Üzerine...

İkizdere’de bir şeyler oluyor. Ne olduğunu bilmiyorum, karşıma çıkan haberlere gözümün ucuyla bile bakmıyorum ki, doğrusunu isterseniz umurumda bile değil. Bu yazıya başlamadan evvel aşağıdaki fotoğrafı internetten bulmak için google’a baktığımda fark ettim ki, hangi şehirde olduğundan bile haberim yokmuş: Artvin’de zannediyordum, Rize’deymiş meğerse. Neyse, ikisi de cehennemin dibi sonuçta. Dedim ya, neden gündemde yer işgal ettiğiyle ilgilenmiyorum, ya baraj ya altın madeni filan yapılacaktır oralara çünkü sürekli bir ‘doğayı katletme’ vurgusu ve yerel halkın da buna tepkisi/direnişine dair başlıklar çarpıyor gözüme. Özellikle sosyal medya bu konuda -her konuda olduğu gibi- ağız ishali olmuş tiplerin yankı odasına dönüşmüş halde. Üstüne üstlük, aşağıda gördüğünüz fotoğraf dolaşımda; halkın devlete karşı direnişinin simgesi olarak birileri tarafından saygıyla kutsanan bir resim bu. Sanatçı çok güzel bir kare yakalamış, hakkını teslim etmek gerek. Caspar David Friedrich tabloları gibi yüzünü değil, arkasından görüyoruz kadını, yaşını tahmin edemeyiz, yüzünde beliren duygu durum hakkında ise hiçbir fikrimiz yok. Dayandığı sopa, salt saldırı ve savunma amacıyla üretilmiş bir cisim olmasa da, kadının kavgaya hazır olduğu mesajını veriyor bize. Dahası, ilk ve ortaçağlarda düşmanın saldırı ve muhasarasına karşı insanlar kalelerini yüksek yerlere yaparlardı ya da yüksek mıntıkalarda kendilerini savunmaya alırlardı, bu resimde de kadın sadece sopasıyla değil, duruşuyla ve durduğu yüksekçe nokta itibarı ile de bir savaş pozu veriyor. Tabi bizler, sadece bu resmi görerek vaziyete yorumluyoruz: Aynı sahne tam ters açıdan yani jandarmaların bulunduğu taraftan çok başka resmedilebilirdi, mesele doğru mizanseni yaratacak bir enstantane yakalamaktır her zaman. Susan Sontag sıklıkla bunu vurgular kitaplarında, yani fotoğrafın gücünü – yanıltıcı olabilme ve etkili mesaj verebilme kudretini. Anlam, gördüğümüzle değil, altına düşülen açıklama ile pekişir fotoğraflarda. Bu resmin bize göstermeye çalıştığı, insanların da anladığı, devlet (jandarma varsa devlet oradadır) bir karar vermiş, uygulanmasına halk karşı çıkmakta. İnsanlar bu karara itirazlarını en üst perdeden dile getirmeye, gerekirse kavga etmeye kararlı. Belki öyledir, belki değildir. Bu beni ilgilendirmiyor, dedim ya, umurumun bokunu harcamam bu konuda. Doğrusunu isterseniz kimse hakkında zerre kadar dertlenmiyorum artık. Büyüdüm, taşlaştım, dikenleştim. Beni daha ziyade dolaşımdaki bu fotoğraf, sosyal medyada bu fotoğrafın altındaki yorumlar ilgilendiriyor. Yorumlar çok eğlenceli: Bazı geri zekalı muhalifler son belediye seçimlerinde İkizdere’den iktidar partilerine çıkan oyun %95,65 olduğunu, şimdi kendilerine dokunan bir uygulama yüzünden iktidarı eleştirmeye hakları olmadığını yazıyor, yerel halka ‘oh olsun’ çekmekle meşguller. Başka bazı geri zekalılar, bu görüşün devamını yaşananlardan sonra artık yerel halkın muhalefet saflarına geçeceğine emin bir dil kullanarak kendi morallerini yüksek tutma derdinde. Öyle veya böyle, tüm bu muhalif karakterli geri zekâlılar, insanların yaşam alanlarına ve yaşam tercihlerine müdahale olduğunda, buna az ya da çok, gösterdikleri tepkinin siyasal tercihlerini etkileyeceğini düşünebilecek kadar geri zekâlılar. (Bu cümledeki anlatım bozukluğu bilinçli uygulandı.)


Her şey bir yana, bu fotoğrafı kim çekti bilmiyorum ama yıl sonunda çeşitli uluslararası yarışmalarda ödül alacağına eminim. 




Konuyu irdelemeye örnekleyerek devam edeyim; üzerinden çok fazla zaman geçmemiş, hafızalarda henüz canlı ve görece çok daha önemli, kayda değer bir örnekle açıklayayım düşündüklerimi. 

30 mart 2014 tarihinde Türkiye’de belediye seçimleri oldu. Manisa’nın Soma ilçesinde belediye başkanlığını %43.3 oranıyla 29,301 oy alan iktidar partisi kazandı.

İki hafta sonra, 13 mayıs 2014’te Soma’da maden faciası yaşandı. Madende patlama, göçük ve yangın olayları peşi sıra meydana geldi. Bilanço korkunçtu: 301 can kaybı, 88 yaralı. 415 kişi de madenden sağ olarak kurtarılmıştı. Hükümet yetkilileri ve ilgili devlet kurumları derhal Soma’ya intikal etti olaydan sonra, halkın şiddetli protestosu, yaşanan olaylar, güvenlik güçlerinin acısı taze halka müdahale etme zorunluluğunu da beraberinde getirmişti ve bu defa da bu müdahale yüzünden hükümete tepkiler katlanarak artmıştı. Herkes için zor, yıpratıcı günlerdi. 

Faciadan bir sene sonra, Haziran 2015’te genel seçimler oldu. On üç ay önce hükümet yetkililerine şoke edici tepkiler gösteren, yaşanan protesto olayları zihne kazanan Soma halkından, bu defa iktidar partisine 27,224 oy çıktı, %39,87 oranda. Basit bir hesap yaparsak, faciada hayatını kaybeden 301 kişi + yaralanan 88 kişi = 389 kişinin, son derece kaba bir tahmin/ yorumla, anası+babası+karısı+kardeşi ıstıraplarını ve öfkelerini seçim sandığına yansıtmaya karar verseler, kabaca ve yanılgıya açık bir hesapla 1556 oy eder. Maden faciasından bir ay evvel ve on üç ay sonra düzenlenen iki seçimde iktidar partisinin kaybettiği oy sayısına bakarsak, bu da 2077 oya tekabül ediyor. Kim bilir, cehennemi canlı yaşayan ama neyse ki felaketten kurtulan 415 kişiyi de eklersek, 2077 sayısına iyice yaklaşırız. 

Malum, haziran 2015 seçimleri yeni hükümet kurulamadığı için tekrarlanmak zorunda kaldı, kasım 2015’te yeni genel seçim yapıldı ve bu defa Soma’da – maden faciasından, sonraki gösterilerden 17 ay sonra iktidar partisine 34,337 oy, %49,65 oy oranıyla verildi. 

Yazının geri kalanında artık sayılardan, oranlardan filan bahsetmeyeceğim. Çünkü her şey ortada.

İkizdere’ye geri döneyim. 

Dönmeyelim. 

Birileri – yukarıda geri zekalılar diye tavsif ettiklerim- bu ülkeyi, halkı, demokratik tercihlerini ve bu yöndeki motivasyonlarını anlamaktan bihaberler. Hangi dinamiklerin insanların kararlarına yön verdiğini idrak edemiyorlar. Sonra da cümlelerine oh olsun'larla, artık’larla, bundan sonra’larla başlayabilme cüretini kendilerinde bulabiliyorlar. 

Yalnız cahiller ve geri zekalılar cüretkardır.

Ipse dixit. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!