Senenin son günü geldi çattı. Fiili olarak işsiz olup evde
oturduğum bir seneydi. Coronavirüs salgını etkisini mart ayından itibaren
hissettirince, biraz da zorunluluk halini aldı bu eve kapanma konusu. Havva da
o zamandan beri çoğunlukla evden çalışma düzenine geçtiğinden, ev kuşu olup
çıktık. Yılın ilk aylarında Mustang
ayrı eve çıktı, annesiyle baş başa kaldık evde. Derken taşınma düşüncesi
olgunlaştı kafamızda, Bostancı’ya taşıdık evi sonbaharda. Aynı günlerde Havva’nın
kariyer yolculuğu cazip bir teklifle yön değiştirdi, yeni bir iş. Yeniliklerle
dolu bir yıl oldu bizim için.
Yeni olmayan şeylere gelince, benim hukuki sürecimle ilgili hiçbir
hareketlilik yaşanmadı. Beklemeye devam. Kilo alma rutini devam, Havva da bana
katıldı üstelik, şişmanladık beraberce.
Son, ama daha az önemli olmayan konu yukarıda ucundan
değindiğim coronavirüs meselesi. Yakamıza yapışan sosyopolitik stres unsurları
şiddetinden bir şey eksilmeden hayatımızı zehrederken, ortadan kalkması mümkün
olmayan deprem tehdidi her akla geldiğinde içimizi karartırken bir de çok daha
yakın bir tehlike ile yaşamaya başladık yaklaşık bir senedir. Bir sene evvel
yüzünde maske olan biri toplum içinde son derece dikkat çekici bir görüntü arz
ediyordu, şimdi ise maskesiz birine denk gelmek şaşkınlık, hatta endişe verici
bir halde, hatta idari para cezası var maske takmama durumunda. Bugün itibarıyla
dünyada vaka sayısı 83,489,065 (Türkiye’de 2,208,652) olarak biliniyor, ölü
siyası ise dünyada 1,819,975 (Türkiye’de 20,881) şeklinde açıklanmış. Gerek
dünya gerekse ülkemiz perspektifinde bu sayıların çok çok daha fazla olduğu
muhakkak, unutulmasın ki tespit edilebilen durumlar ancak bu istatistiğe
girebiliyor. Söz gelimi adam hastalanıyor, test pozitif, ilaç ya da hastane
tedavisi başlıyor, sonra test negatif, hastalık bitti gözüyle değerlendiriliyor.
Ama bu hastalık yüzünden kalp ya da böbrek hasarının ardından ölünce o kişinin
doğal ölümle vefat ettiği kayda geçiyor. Bu ve bunun gibi birçok istisnai
duruma bakılması sayıların çok daha korkutucu olduğunu göstermeye yeter. İşte
bu minvalde hasta olmamak gerek, buna çabalamak, azami dikkat şart. Umurunda
bile olmayan ebeveynim çok şükür hala sorun yaşamadı, çok yakınlarımıza da
henüz ilişmedi ama yüksek derecede bulaşıcı olan bu hastalıkla yaşamaya devam
etmek, stres oluşturan onca öğeyi şiddetlendiren bir depresyon kaynağı yaratıyor
yaşamlarımızda.
Bu sene çok kitap okudum. Evde oturunca, yapacak bir şey,
iş, meşguliyet olmayınca, e satranç da bir yere kadar, kitap okudum bol bol.
Hala her şeye rağmen okuyabiliyorum.
Ne var ki, yoruldum blog. Kendimi yaşlı, tükenmiş, içi
geçmiş hissediyorum.
| Çok kitap okudum dediğim de bu... |