Epeyce travmatik bir dönem geçiren dostuma gittim dün. Şubattan beri
görüşmüyorduk. Özlemiştim, evinde, üstelik yalnız olduğunu öğrendiğimden habersiz
damladım evine. Kapıdayken müsait mi diye aradım, sevindi, buyur etti içeri
hemen. Muhabbet ettik, geyik yaptık. Ona da bana da iyi geldi bunca zaman sonra
beraber zaman geçirmek. Sakallarıma gözü her kaydığında ‘Hetfield olmuşsun’ diyip durdu. Evde boş oturunca kıl
tüy işleriyle uğraştığımı söyledim ben de.
Bugün Havva ile alışverişe çıktık; şarküteri, market derken manava düştü
yolumuz. Manav bana ‘hacı abi’ diye hitap ediyor, belki bir gün gerçek olur kim
bilir? Bir ara Havva dışarıdaki reyonda sivri biber seçerken, daha serin
olduğundan içeri geçtim, köşedeki TV açıktı, haber yayını. DEAŞ’ın sözde
Türkiye emiri yakalanmış, onunla ilgili bir habere denk geldim o sırada. Tasarladıkları eylemler, ele geçirilen malzemeler
anlatılıyordu, dikkat kesildim. O sırada gayet titiz bir şekilde giyinmiş
mütesettir, ince, dinç yapılı bir kadın müşteri de benim yanımda durup TV’deki
haberi izlemeye başladı. Yüzündeki maskeden ötürü yaşını tahmin etmek mümkün
değildi, tahminim 25-30 yaşlarında olduğu yönündeydi, birden habere konu terör
şüphelisinin fotoğrafı ekranda çıkınca son derece temiz bir İstanbul Türkçesiyle,
hatta cıvıl cıvıl bir ses tonuyla diyebilirim, hayret nidası atıp konuşmaya
başladı.
“Aaaaaaa… Sakallı. Bu ne şimdi?”
DEAŞ terör şüphelisi birinin, üstelik sözde Türkiye emiri olduğu ifade edilen
bir şahsın dövmeli ya da atkuyruklu olmasını mı bekliyordu acaba? Bir de durup
bana bakarak söyleyince bunu, bir cevap da bekliyor belli ki. Maskemin altından
taşmış sakallarıma gitti parmaklarım, gülümseyen bir sesle karşılık verdim:
“Her sakallı kötü değildir, sakallı ve iyi insanlar da var hayatta.”
Bu saçma sapan ifadeye karşı kadın ne dese beğenirsiniz?
“E elbette! Sakallı adam kötülük mü yapar? Olur mu öyle şey?!”
Dumur nedir, nasıl olunur konulu sosyal deneye malzeme oluyormuşum meğer
manavda. Bu söze karşı ne diyebilirsiniz? Sakallı birinin adli ya da siyasi bir
cürüm işlemeyeceğine dair bu derece emin olan birine ne anlatılabilir? Dini
terminoloji çerçevesinde değerlendirirsek, ‘sünnet’ olan sakalın insanları
haramlardan koruyacağına dair bu inancı nasıl idrak edebiliriz? Saflık deyip
geçer misiniz? Fundamentalizmin zihinde yarattığı maraz mıdır bu tasavvur?
Yoksa bu kadın sadece salak mıydı? Bu düşünceye sahip biri 2020 senesinde,
bunca yaşanan, tanık olunan olaydan sonra hala aramızda yaşıyor olabilir miydi?
Belki de benimle dalga geçiyordu. En ufak bir fikrim yok.
Doğruca arkamı döndüm, dolaptan bir büyük şişe çiğ süt, bir kutu da maya
aldım. Kadından uzak durmaya çalışıp Havva’nın gelmesini bekledim
sabırsızlıkla.
İhracımın dördüncü yıl dönümüydü bugün. Toplumun bu yanlışlığa, haksızlığa,
hukuksuzluğa tepki vermesini boşuna ümit ettim bunca sene, hardcore realist
yanım zaten başından beri buna ihtimal vermiyordu ama işte, insanız, ümitsiz de
yaşanmaz. Heyhat… Sakal bırakmaya çok geç, ancak 47 yaşımda karar vermişim,
meğer ondanmış bu yaşadığım ıstırap.
Hetfield sakalı da olsa, manav bana ‘hacı abi’ diye hitap ediyor. Bu da
bir şeydir.
Şimdi hatırladım, bir de şöyle bir şey vardı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!