1 Eylül 2020 Salı

Sakal Üzerine...

 

Epeyce travmatik bir dönem geçiren dostuma gittim dün. Şubattan beri görüşmüyorduk. Özlemiştim, evinde, üstelik yalnız olduğunu öğrendiğimden habersiz damladım evine. Kapıdayken müsait mi diye aradım, sevindi, buyur etti içeri hemen. Muhabbet ettik, geyik yaptık. Ona da bana da iyi geldi bunca zaman sonra beraber zaman geçirmek. Sakallarıma gözü her kaydığında ‘Hetfield olmuşsun’ diyip durdu. Evde boş oturunca kıl tüy işleriyle uğraştığımı söyledim ben de.

 

Bugün Havva ile alışverişe çıktık; şarküteri, market derken manava düştü yolumuz. Manav bana ‘hacı abi’ diye hitap ediyor, belki bir gün gerçek olur kim bilir? Bir ara Havva dışarıdaki reyonda sivri biber seçerken, daha serin olduğundan içeri geçtim, köşedeki TV açıktı, haber yayını. DEAŞ’ın sözde Türkiye emiri yakalanmış, onunla ilgili bir habere denk geldim o sırada. Tasarladıkları eylemler, ele geçirilen malzemeler anlatılıyordu, dikkat kesildim. O sırada gayet titiz bir şekilde giyinmiş mütesettir, ince, dinç yapılı bir kadın müşteri de benim yanımda durup TV’deki haberi izlemeye başladı. Yüzündeki maskeden ötürü yaşını tahmin etmek mümkün değildi, tahminim 25-30 yaşlarında olduğu yönündeydi, birden habere konu terör şüphelisinin fotoğrafı ekranda çıkınca son derece temiz bir İstanbul Türkçesiyle, hatta cıvıl cıvıl bir ses tonuyla diyebilirim, hayret nidası atıp konuşmaya başladı.

“Aaaaaaa… Sakallı. Bu ne şimdi?”

DEAŞ terör şüphelisi birinin, üstelik sözde Türkiye emiri olduğu ifade edilen bir şahsın dövmeli ya da atkuyruklu olmasını mı bekliyordu acaba? Bir de durup bana bakarak söyleyince bunu, bir cevap da bekliyor belli ki. Maskemin altından taşmış sakallarıma gitti parmaklarım, gülümseyen bir sesle karşılık verdim:

“Her sakallı kötü değildir, sakallı ve iyi insanlar da var hayatta.”

Bu saçma sapan ifadeye karşı kadın ne dese beğenirsiniz?

“E elbette! Sakallı adam kötülük mü yapar? Olur mu öyle şey?!”

 

Dumur nedir, nasıl olunur konulu sosyal deneye malzeme oluyormuşum meğer manavda. Bu söze karşı ne diyebilirsiniz? Sakallı birinin adli ya da siyasi bir cürüm işlemeyeceğine dair bu derece emin olan birine ne anlatılabilir? Dini terminoloji çerçevesinde değerlendirirsek, ‘sünnet’ olan sakalın insanları haramlardan koruyacağına dair bu inancı nasıl idrak edebiliriz? Saflık deyip geçer misiniz? Fundamentalizmin zihinde yarattığı maraz mıdır bu tasavvur? Yoksa bu kadın sadece salak mıydı? Bu düşünceye sahip biri 2020 senesinde, bunca yaşanan, tanık olunan olaydan sonra hala aramızda yaşıyor olabilir miydi? Belki de benimle dalga geçiyordu. En ufak bir fikrim yok.

Doğruca arkamı döndüm, dolaptan bir büyük şişe çiğ süt, bir kutu da maya aldım. Kadından uzak durmaya çalışıp Havva’nın gelmesini bekledim sabırsızlıkla.

 

İhracımın dördüncü yıl dönümüydü bugün. Toplumun bu yanlışlığa, haksızlığa, hukuksuzluğa tepki vermesini boşuna ümit ettim bunca sene, hardcore realist yanım zaten başından beri buna ihtimal vermiyordu ama işte, insanız, ümitsiz de yaşanmaz. Heyhat… Sakal bırakmaya çok geç, ancak 47 yaşımda karar vermişim, meğer ondanmış bu yaşadığım ıstırap.

 

Hetfield sakalı da olsa, manav bana ‘hacı abi’ diye hitap ediyor. Bu da bir şeydir.

Şimdi hatırladım, bir de şöyle bir şey vardı.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!