Açıklanan sonuçlara göre, yazılı
notum 82, mülakat 40. Yani başarısız. Nisan ayında Meclis’te kabul edilen iç
güvenlik paketi öncesi, normal ve rutin bir uygulama ile bu yaz terfi
alacakken, şimdi yeni dizayn edilen süreç gereği mülakatta yetersiz bulunup bu
hakkım elimden alınmış oldu. Yazılı ve mülakatın ortalamasının 50 olması
gerekiyordu, ama mülakattan 50 almak şartı da beraberinde getirilmişti sözünü
ettiğim yasayla. Yani yazılı 10, mülakat 90 olsa terfi mümkünken, benim
durumumdaki biri için uygun değil. Böylece başarısızlığım tescillendi. Tam on
sekiz yıldır bulunduğum meslekte en alt pozisyondan başlayarak değişik
ölçütlerde yöneticilik yaptım, uluslararası organizasyonlarda ülkemi temsil
ettim, yüksek lisansını bitirmiş, halen doktora öğrencisiyim, çalıştığım
birimin doğası gereği devletin en güvenilir kişileri arasında yer almam gibi zorunlu
bir durum söz konusuydu bugüne dek ama artık hayır. Bütün bunlar bir yana, çok başka kriterlerin yarattığı doğal
seleksiyon bir yana. Mülakat, kişinin temsil yeteneğini, kendisini ifade
gücünü, prezantasyonunu ölçer, bu ülke de ise daima bir doğal seleksiyon aracıdır.
Geçmişte de böyle değil miydi? Ne var ki aklıma acı acı “Peter Principle” geliyor durumumu gözden geçirdiğimde. Beni
seçmediler. Beğenmediler. İstemediler. Demek uygun değilim. Benden bir sene
kıdemli bir arkadaşım var beraber çalıştığımız, O’nun kaderi de benimle aynı.
Bugün dolanırken “her şeyi geçtim”
dedi, “ben ilkokuldan yüksek lisansa
kadar hayatım boyunca hiçbir sınavdan 30 almadım ya, otuz saniye mülakat ve benim
30 aldığım tek sınav bu oldu” diye ekledi sonrasında. Ben de karşılık
olarak “abi, beni 18 yıldır tanıyorsun,
bugüne dek her devrin adamı oldum ben, her daim hakkında kanaat birliğine
varılmış prens olduğumu hatırla; ezan sesini duyduğunda ‘bu hayvan gene
anırmaya başladı’ diye söylenen yönetici de, kalp sağlığı için her akşam bir
kadeh kırmızı şarap içen alevisi de, hepsi, her biri farklı bir görüşte ve yaklaşımda da olsa bana her zaman görev
verdiler, çünkü ben işimi düzgün yapmaktan başka bir derdi olmayan bir adamım
sonuçta. Ve şimdi, baksana abi, her devrin adamı olan bana denilen şey şu: ‘Bu
devrin adamı değilsin!’ Abi, sen hayatının en düşük notunu aldın, ben de oyun
dışına atıldım kendimce.” diye mukabele ettim.
Sinirden güldük.
Bu travma kolay atlatılacak
gibi değil.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!