10 Ağustos 2010 Salı

"Inhale, Inhale, You're the Victim" Üzerine...

Minibüsün içi o kadar sıcaktı ki, içeri adımı atmamla kendimi geri çekmem bir oldu. Zaten boştu, birkaç dakikadan önce de dolacak gibi görünmüyordu. İki üç metre öteye, gölgeye geçtim, bir sigara yaktım, gözüm az ötemde biriyle gevezelik eden şofördeydi, hem o istemeden minibüs de hareket etmezdi. Bir elimde su şişesi, diğerinde sigara durdum öylece, bir yandan da yolcular birer ikişer geçiyorlardı araçtan içeri. Derken, minibüs doldu, şoför laklak yaptığı adamın yanından ayrılıp araca binerken beni gördü, gülen gözleri ve neşeli bir yüz ifadesiyle “son bir nefes daha çek, sonra gidelim abi” diye seslendi. Yavaşça başımı salladım ben de, sessizce gülümseyip derince çektiğim dumanı 1-2 saniye ciğerlerimde dolaştırıp üfledim dudaklarımdan ve basamağa adımlayıp attım kendimi içeri. Minibüs hareket etti. Elimi cebimde gezdirdim, 1,30 lira bozukluk bulurum umuduyla, 1,35 çıktı, (1TL+25kuruş+10kuruş) uzattım şoföre. Parayı aldı elimden, bozuklukların olduğu bir tablayı karıştırıp 5 kuruş buldu, bana geri uzattı.



Boşver kalsın usta, bir nefes parası olsun o da” dedim gülümseyerek.



O da bıyık altından gülümsedi, “abi, bir nefes için çok ucuz değil mi 5 kuruş?” diye mukabele etti.





Prodigy - breathe

Yükleyen djoik. - DiÄ�er müzik videolarına göz atın.





Daha evvel taksicilerin beni göt ettiği (*, **) olmuştu, ama bir minibüs şoförünün karşısında hiç böyle donup kaldığımı hatırlamıyorum, sanki bu cehennem sıcaklarında birden eksi on derece esen poyraza tutulmuş gibiydim o an. Diğer yolcuların neler olup bittiğini anlamak için bir ona bir bana gidip gelen bakışlarını görmezden geldim, o sırada bir nefesin 5 kuruştan daha pahalı olduğuna emindim ama zaten bir değer biçilemezdi ki buna, bir saniye daha fazla yaşamak için insanlar neler neler feda etmezdi?



Feda eden, neden ediyor peki?







Geçmişte iki kez intihara (tam) teşebbüs deneyimim olmuştu, biri direkt ilahi müdahale ile engellenmişti, ötekisinde de ‘mümkün ama olası değil’ diyebileceğim bir olaylar zinciri son saniyede beni bağlamış, şaşkın ve aptallaşmış bir halde elim kolum kilitlenmişti. O zamanlardan bu yana çok sular aktı yaşam ırmağımda ve hayatta hiçbir şeyin intihara değmeyeceğini biliyorum artık. Ölümü gene istiyorum, ama artık onu kendi haline bıraktım, nasıl senelerden beri mechul bir iri göğüslü bir sarışını bekliyorsam, ölümü de aramayı, peşini kovalamaya bir son verdim, acele etmiyorum, ‘inside my shell, I wait and bleed’ diye sabrediyor ve konumumu muhafaza ediyorum. Geç ya da erken, mutlaka gelecek zaten. Israrcı olmaya gerek olmadığına kâni oldum son birkaç senedir. Birkaç hafta evvel Hatun “hala intihar etme düşüncesine kapıldığın oluyor mu?” diye sormuştu, yanıtım olumsuzdu, sonra kendisine biraz kem küm edip eski bir blog yazımı hatırlattım, bendeki değişime tanıklık etsin diye. İkna olmuş gibi davrandı, ama içinde bir parça şüphe kaldığına da eminim.



Dün akşam minibüs şoförünün zaten eğri büğrü olan burnuma oturttuğu kroşe, daha o saniyede “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi. Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” beyitini çağrıştırmıştı bana, hafiften de aptallaşmıştım hani, eve geldiğimde ise Heraklit’in o tuhaf, şaşırtıcı, kısacık fragmanlarından birini anımsadım:



“Ölümsüz ölümlüler, ölümlü ölümsüzler, kiminin ölümünü yaşayan, kiminin yaşamını ölen.”



İnsanın doğum gününde böyle şeyler yazması patolojik bir durumun göstergesi olabilir, ama nefesim için beş kuruş bile harcamam. Hastalanmaktan, sürünmekten ödüm kopuyor, ama ölümden hiç.



O beş kuruşu da almadım zaten minibüs şoföründen.

26 yorum:

  1. * mutlu yıllar!
    aslan burcu iyidir. ne yaparlarsa yapsınlar, ne derlerse desinler köklü bir terbiye duyguları vardır. komiktirler. tembeldirler. ruh halleri tuhaftır, dışarıya ve içeriye doğru sonhız giderler. baksan çok sosyaldir, baksan çok derin, içedönüktür. hızlı kavrarlar, müdahale etmezler, ne anlatırsan anlarlar, çok iyi arkadaştırlar. oğlum aslan. birlikte çok eğleniyoruz.

    * prodigy'nin breath ve bir de fire starter şarkılarını çok severim. teşekkürler.

    * her doğumgünümde kendimle gündemimde intihar var. boşver, yaşa gitsin. neticede 5 kuruş için böyle muhabbetler koyabileceğin sevimli insanlar bile var.

    ben şu breathe'i dinleyeyim şimdi. sevgiler. gerçekten mutlu yıllar.

    YanıtlaSil
  2. virgilius daha işimiz var hocam. nireye?

    bir sene daha ölümüne yaklaştın. bu sefer viskiyle geldim tesadüf. şerefine.

    YanıtlaSil
  3. mutlu yillar...
    bir aslan burcu icin fazla karmasik buldum seni acikcasi :)
    minibus soforu iyi laf etmis ne diyeyim :) hakikaten su minibuslerin arkasina yazilanlar listesine alinacaklardan...

    YanıtlaSil
  4. doğumgünün kutlu olsun virgilius! intihar korkutucu bir şey yahu, en az minibüs şoförleri kadar (kimse kusura bakmasın ben çok korkuyorum o minibüsçü amcalardan abilerden!)

    kutlu doğum haftan şerefine öptüm seni :)

    YanıtlaSil
  5. ölene kadar yaşamak iyidir virgilius. ve korkutucu olan bir nefes daha alamamak mı yoksa son bir kez nefes verirken hissedeceklerimiz mi, kendi adıma pek emin değilim.

    iyi ki doğdun desem, yaşamdan hazzetmeyen birine kavgada bile söylenmez sanki. nice yıllara desem, o da olmaz. olabildiğince iyi yaşamanı dilerim.

    YanıtlaSil
  6. hepi börtdey virgilius! yaşam intihara değmez :)

    bahsettiğin noktalardan bu noktalara bir değişim geçirdiysen kimbilir altmış yaşında mutlu bir insan olman işten bile değil :) sana mutluluk ve sağlık diliyorum yeni yaşında ve devamında!

    sevgiler,
    vildan

    YanıtlaSil
  7. aslında bence, yazdığın "böyle şeyler" bile yaşam enerjisi dolu biliyor musun. son nefesine kadar iyi yaşa e mi sevgili virgilius!

    YanıtlaSil
  8. Oldum olas, doğumgünlerinin insanın kendini ölüme en yakın hissettiği günlerden olduğunu düşünüyorum.

    Demek ki dedim, ağırlığı 21 gram olanın, ederi 5 kuruşmuş!

    Dilerim bu sene "koca memeli sarışın"a rastlarsın!

    Not:
    Bu dilek bir hayaldir, aman ha "hatun" alınmasın, sakın!

    YanıtlaSil
  9. intihar et ızgara etten daha mı lezzetli sanki. ferhan şensoy vecizesini tekrarlayacam, işte böyle bir düz adamım, bana kızmayasın sonra. doğum günün kutlu olsun, nice yıllara.

    YanıtlaSil
  10. endişeliperi,
    teşekkür ederim, senin aslancık'a da nice mutlu seneler...
    Fire starter benim prodigy favorim... Şizofrenik bir melodisi var, dinlediğim ilk prodigy şarkısıdır.
    İntihar düşüncesi ve doğumgünü bende keşişmezdi pek, bilge minibüs şoförü karnından çıkardı da önüme koydu tam gününde.

    evli adam,
    ramazandan nefret ediyorum.
    viskiden de nefret ediyorum.
    Aristo mantığını sana bırakır, sadece nazdorovya der ve susarım.

    A-H,
    Teşekkür ederim.
    Karmaşık? Sen daha ne gördün ki?
    (Bu söze bayılıyorum.)

    WR,
    Teşekkür ederim Windrider!
    Kibriyle, narsizmiyle yaşayan biri olarak "göt edilmekten" korktuğum kadar ne minibüsçülerden ne de intihar olgusundan korkuyorum.
    Mübarek ramazan yüzü suyu hürmetine ben de istavroz çıkardım sana, fear no evil!

    JoA,
    yazarken aklıma senin minibüs maceraların geldi, bu adamlardan en çok çeken sensin sanırım.
    "Olabildiğince yaşamak" ne güzel bir temenni... bil mukabele.

    kelebeklerözgürdür,
    kesinlikle değmiyor, haklısın.
    hem kim dedi 'kişisel evrim' yoktur diye... Hele bunayınca, çok eğlenceli bir moruk olur benden.
    Teşekkür ederim, sevgiler benden.

    aglea,
    teşekkür ederim, uyku modundaki bilgisayar da aslında çalışıyordur değil mi?

    EKMEKÇİKIZ,
    Nefesim, yani hayatım 5 kuruştan fazla etmeyebilir ama ruhum paha biçilemez (diye düşünürüm), aksi takdirde sürekli 'ruhumu satmak'tan bahsetmezdim ya:)
    Dileğin konusunda "kısmet" diyeyim ben de.

    Gadno Kopele,
    Sen düzsün, ben pürüzlüyüm, kim neden kızsın ki ötekine? Gölgelerimiz aynı ne de olsa, düzü pürüzlüsü farkedilmiyor.
    Teşekkür ederim...

    YanıtlaSil
  11. ben gerçek bir intihar teşebbüsünde bulunmadım hiç ama her dem kendimi öldürüyorum.

    insan nefesi sayısınca yaşarmış yani ömrün zaman birimi alıp verdiğimiz nefeslermiş... bunu öğrendiğim ilk zamanlar kısa ve sık nefes almaya çalıştım, sonra baktım ki dışardan gayet sapıtık bir hareket gibi görünüyor, spora başladım, soluğum kesilinceye kadar nefes nefese kaldım bazen... çok aptalca ama pasifize olmuş intihar girirşimlerimden biri bu :)

    umarım huzurlu bir hayatla mümkün olduğunca acısız kucaklarsın ölümü

    doğumgünün halen ülke genelinde bir bayram havasında kutlanmamasına şaşıyorum(evet, narsismini körüklemek niyetindeyim :))

    YanıtlaSil
  12. zaten doğduğumuz andan itibaren ölmeye koyuluyoruz diye klişematikten bi cümle çekip koysam bu yoruma... nasılsa benden öncekiler söylenecek şeyleri söylemişler, bana da bu klişe kalmış olsun.

    her zamanki gibi yazmışsınız sevgili virgilius, yani nasıl en güzel yazılırsa öyle. ben de bir kere yedim o boku, çok uzun yıllar önce, mucize eseri yaşıyorum. o gün haklıydım, şimdi olsa yapar mıydım -muhtemelen hayır. intihar literatürü pasifik okyanusu gibidir, git git bitmez. sonuçta bazı intiharlar gerekli eylemler olarak nitelendirilebilirse de, temelde intihar fikrini saçma buluyorum. yine de unutmamak gerekir: yesenin'e "bu dünyada / ölmek güç bir şey değil / bir hayat kurtarmaktır / asıl güç olan" diye sitem eden mayakovski de daha sonra müntehirler safına katılıvermiştir. hani ben de öyle diyorum da...
    zaten karanlığın dipsiz kuyusunda boğulmakta olduğum bir dönemden de geçmedeyim...

    minibüs şoförüne gelince... bazen tırsmak lâzım onlardan, bazen de suratlarına hayranlıkla bakakalmak...

    manâsı eksilmesin hayatınızın...

    sevgiler.

    YanıtlaSil
  13. pusarık,
    Hesse, Bozkırkurdu'nda aynı senin dediğin gibi her an, her daim intihar ettiğini, bu kişilerin gerçek müntehirlerden farklı olarak yaşarken ölü olduğunu söyler. Slayer'ın da "live undead" isimli enfes bir şarkısı vardır ama en az onun kadar güzel bir başka şarkısının ismi mandatory suicide ismini taşır.
    Gerçek bir narsist doğum gününün bayram olarak kutlanmasını değil, öldüğü günün yas olarak kabul edilmesini ister.

    loverisloser,
    çoğu zaman 'keşke bir insan olarak değil, bir martı şeklinde vücud bulsaydım da, bu ağırlığı taşımasaydım' demiyor muyuz? Bu bile itiraf niteliğini taşır, kalbimizdeki yükün bize ağır geldiğine dair. Gelgörelim, Puşkin gibi "Yaşam, bana neden verildin sen?" diye mızıldanmak da bir halta yaramıyor, sayılı gün çabuk geçer diye bir söz var bilirsiniz, bizim tek eksiğimiz "günlerimizin sayısını" bilmiyor olmamız.
    Metin Bey, son dileğiniz üzerine ancak 'cümlemizin' diyebilirim.
    Saygılar.

    YanıtlaSil
  14. ben birz geç kaldım ama ne demişler geç olsun güç olmasın he ne alaka ben de anlamadım neyse çok uzatmayayım virgilius bu sıcakta:) yeni yaşın yeni hevesler getirir umarım,mutlu ol huzurlu ol öyle bi şeyler işte:))

    YanıtlaSil
  15. Güçlü, cesaretli olduğumu düşünüyorum ama intihar edecek kadar değil. asla yapamam.

    Virgiliüs, içtenlikle desem ki ' ey virgiliüs, koca memeli sarışın inşallah en kısa zamanda karşına çıkar...' biliyorum dularım tutacak. :)) ama hatununu seviyorum ve dilim bir türlü varmıyor.

    İyiki doğdun kuzum. sevgiler....

    YanıtlaSil
  16. an(ı)lık,
    her ne kadar bir doğumgünü yazısı olmasa da, teşekkür ederim, herkes mutlu olsun, dünyaya barış hakim olsun:P

    sarya,
    intihar cesaret işi değildir, aksine korkaklığa daha yakındır çoğu zaman.
    Ne zamandır bana "kuzum" diye hitap etmiyordun, teşekkür ederim:P

    YanıtlaSil
  17. Virgilius' um doğum günün kutlu olsun.

    Hişş sen küstün mü cidden bana? Ama neden yaa?

    YanıtlaSil
  18. gönlünce bir ömrün olsun virgilius...nice güzel günlerin olsun:)
    herkesin hayata bakışı kendine ama naçizane fikrim bu kadar sevilirken insan sevdiklerine ve sevenlerine kıyamaz giderken..hatun kişiyi ve anneni düşündüm bu yazını okurken..bu bir cesaret midir yoksa korkaklık mı kim bilir aradaki çizgi sırat köprüsü kadar ince...gerçi bilmişlik yapmak kolay uzaktan uzağa..yaşamayan bilemez de hala burda olmana sevindim...olanca bencilliğimle:))

    YanıtlaSil
  19. Aslan olduğunu biliyorum da günü de pek yakınmış bana. Bu doğumgünümde evde tek başına oturup drama queen'lik yapmak niyetindeydim ama engellendim. Seninki daha iyi geçmiştir umarım.
    Ha koca memeli sarışın ille doğal sarışın mı olacak, aydınlat bizi Virgilius.

    YanıtlaSil
  20. Talisman,
    Teşekkür ederim.
    Küs filan değilim sana. Tamam hiç büyümedim ama çocuk da değilim, küsmek ne ya.

    sakazen,
    Daha renkli günlere eresin, benim renklerimi de görüp gülümseyesin inşallah :)
    İnsan sınırın ötesine geçmemeli. Sınıra yaklaşıp bakmalı, izleyip gözlemeli, ama adımını atmamalı.

    La Santa Roja,
    Benimkisi tam istediğim gibiydi, yanardağ kıvamında cehennemler saçtım gün boyu, sonra da kendimi karantinaya kapatıp insanları koruma altına aldım :) Neyse,24 saatte bitiyor doğumgünü denilen şey.
    Sarışın olsun yeter.
    Göğüsleri de kocaman olsun yeter.
    Minyon tipleri severim, tercihim 1,65m ve altı olması yönünde.
    Türkçe biliyor olmasını (en azından konuşamasa bile anlaması) umuyorum.
    Bu tasvirlerle nura gark olmuşsundur artık :P

    YanıtlaSil
  21. Yaptığım iş gereği birçok intihar vakası gördüm. Fiilen öldüğüne inanan ve bunu resmileştirmeye çalışan, intihar edip de katil olamayanlardı çoğu.(işimden nefret ediyorum.)

    Tom Robbins'in Parfümün Dansı'nda
    "Tüm ölülerin %90'ı intihar sayılabilir, hayata karşı merak beslemeyen, var olmaktan çok az sevinç duyan kimseler, bilinçaltında hastalıkla, kazayla ve şiddetle işbirliği yapar..."

    -Zeki insanlara zaafım var onlar yaşamalı(bunu bilseler intihar etmez hiçbiri zaten:)
    -Patolojik olmayan şizoid bir havan var bu seni çekici kılıyor
    -Ramazandan neden nefret ediyorsun?
    -İri göğüslü sarışın mevzusuna sabıkamdan dolayı ben girmesen iyi olur :))
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  22. emel,
    Rilke'nin bir sözünü yazmıştım fi tarihinde: “Kolayca anlaşılır öldürenler. Ama bu: Ölümü, tüm ölümü daha yaşamdan da önce böylesine usulcacık içinde bulundurmak ve kızgın olmamak, anlatılmaz bir şeydir.”
    Hayat ve ölüm üzerine çok şeyler zırvanabilir, tıpkı Hokusai'nin "36 Fuji Dağı Manzarası" tabloları gibi, (bu şekilde aratınca viki'de çıkıyor) her nereden bakarsan, farklı bir şekilde arz-ı endam ediyor... Söz gelimi şu postta*** ne garip şeyler gevelemiştim.
    Şizoid değil, ara sıra antisosyal krizleri tutan sıradan bir asosyalim sanırım. Üzerine narsizm baharatı da serpilince beni kilit altında tutmak en doğrusu:)
    Ramazanda -oruç tuttuğum günler- konuşamıyorum, düşünemiyorum, zaten yemek de yiyemiyorum, seksi bırak porno bile seyretmek mübarek ay etiğine aykırı... Tanrıyla fiili bazda tek irtibatım da oruç olunca, arkamı dönüp tutmamazlık etmeyi kabullenemiyorum. Tam bir ıstırap zamanı benim için.
    "Sabıkan" konusunda saygılarımı sunarım :P
    *** http://postmortemofvirgilius.blogspot.com/2007/06/srgn-ve-hapishane-kavramlari-zerine.html


    sakazen,
    malum, "amin"den sonra "el fatiha" gelir :-)))

    YanıtlaSil
  23. ama neyse ki fatiha sadece o ima ettiğin durumlara has bir sure değil yoksa çok fena halde çam devirmiş olurdum:)) hem dua gibi bir dilek cümlesi yazıyorsun ben ne yapabilirim:))

    YanıtlaSil
  24. Haha bildiğin geçen yılki beni tarif etmişsin.
    Zahmetli işler bunlar ama Virgilius, o sarı saçları ayda bir boyayacaksın dipleri çıkmasın diye. O koca memeler nasıl sırt ağrısı yapıyor bileceksin, sorsan büyük memeli kadınların en az %50'si ellerinde olsa küçültür. Minyonluk iyidir, bodur tavuk her dem piliç hesabı da ergenliğe kadar cüce diye ne dalga geçilmiştir anlayacaksın.
    Nasıl, soğudun mu hayalinden :D

    YanıtlaSil
  25. La Santa Roja,
    Geçen seneki haline hastaymışım da haberim yokmuş :))
    İri göğüslerin kadında sırt ağrısı yapması veya kuaför masrafları beni neden soğutsun, bunlar 'mechul' muhatabımın problemleri:-) Ben azğzımın tadına, yani pilice bakarım :P

    YanıtlaSil

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!