12 Eylül 2009 Cumartesi

Megan Fox'a Özgüvenini Kim Kaybettirdi?

Bu hanım kızın ismi Megan Fox.



Kendisi 23 yaşında, 1,65m boyunda şirin sempatik bir şey. Görüldüğü gibi pek bir eksiği yok.

Kendisine yöneltilen "sizin de bir seks kasetiniz var mı?" sorusuna heyecan içinde verdiği cevap şöyle: "hayır hayır, görmek istediğim en son şey sevişirken neye benzediğimi izlemek. Sevişirken su aygırına benzediğimi düşünüyorum ve kendimi öyle görürsem bir daha asla sevişemem. "

Hemen açtım youtube'u, Megan Fox'un nasıl seviştiğini görmek için aşna fişne yapan su aygırlarını aradım. Şöyle bir şey buldum:



İçim acıdı birden... Üstelik bu kızcağız geçen sene erkek Cosmopolitan'ı FHM'ye "15 yaşındaki bir delikanlının libidosuna sahibim, öylesine azgınım" diye beyanat vermiş.

Şimdi ise kendini yatakta bir su aygırı gibi hissettiğini söylüyor.

2008 yılında dünyanın en seksi kadını seçilmiş. Bu sene ise ikinciliğe düşmüş... Yani, bu tür sıralamalar gerçekçi ve objektif olmasa da, üç milyar kadın arasında fena bir derecesi yok.

Peki ne oldu bu kıza? Kim dalga geçti onunla yatakta? Oral yaparken partnerinin penisini ısırdı da azar mı işitti heriften, veya on top pozisyonda kütük gibi durduğu için şişme kadın muamelesi görüp mü incindi ki?

Kimsenin kalp kırmaya hakkı yok. Acemi olabilirsin, belki gerçekten çok da iyi değilsindir, ama henüz çok gençsin. Zamana bırak. Sen kendin ol, hayat seni var edecektir. Seni aşağılayan her kimse Allahından bulsun Megan Fox.

Amin.

(Oruçlunun duası kabul edilir derler, tabi benim orucum kabul olunursa...)

10 Eylül 2009 Perşembe

Selimpaşa, Yeni Foça, Endonezya, Oruçtan Bunalmış Beynim ve Müge'nin Babası.

Ben görmedim, annem televizyonda izlemiş, o anlattı bana... Muhabir Selimpaşa'da sel felaketine uğrayan vatandaşa soruyor:

- Beyefendi, böyle bir şey bekliyor muydunuz?
- Evet, bekliyorduk, ama denizden bekliyorduk biz! Bu defa arkadan [karadan] geldi!

Bu cevap çok enteresan aslında. Muhtemelen deprem ve deprem sonrasında oluşan tsunami hakkında dünya kadar görüntü izlemiş, yorum dinlemiş, kafa patlatmış biriydi, pek çok gece vakti o facia anı aklına gelince endişe ile başını yorganının altına sokmuştu bu adamcağız, hep denizin kabarıp kendisini, evini, hayatını yutacağından endişe etmiş, korku duymuştu denizden. Deniz bilinmezdi, deniz öngörülemezdi, deniz hükmedilemezdi, deniz söz dinlemezdi, deniz önüne geçilemeyen tabiat kudretiydi. Velev ki kıytırık Marmara olsun, bir felaket olacaksa, denizden gelmesi beklenirdi.

Selimpaşa ve Silivri'deki sel felaketinin, hatta İkitelli'deki rezilliğe ait görüntülerin çok minyatür tarzda da olsa hafızalarımızdan henüz silinmemiş olan 2004 senesindeki Endonezya merkezli tsunami faciasına gösterdiği benzerlik dikkat çekici... Muhabirin konuştuğu vatandaş felaketi "denizden beklemekte" haksız mı ki?








Bilinçaltı tuhaf bir bölge... Bizi rahatsız eden, unutmak istediğimiz ne varsa oraya atıyoruz, maşallah o da sünger gibi alıyor içine, şişiyor ama gıkını çıkartmıyor... Söz gelimi Müge'nin şu postunu okuduğumda sinirlerim allak bullak olmuştu: Sinirden kastettiğim alt üst olmak anlamında, tepki vermek istiyordum ama veremiyordum, kızın babasının alevlerle mücadelesini kafamda bir an canlandırıp sonra kendimi bu sahneyi hayal ettiğim için öfkeleniyordum. Neyse ki iyi haber geldi, ehven-i şer ile bela savuşturuldu da, sadece bende değil, pek çok kişinin yaşadığını düşündüğüm o allak bullak olma hali ortadan kalktı.

Kendi adıma, geçen haftaya kadar...

Geçen hafta yolum şu siteye düştü bir şekilde... Büyüleyici fotoğrafların arasında aşağıya koyduğum fotoğraf ise kendisini gördüğüm an bana Müge'nin babasını çağrıştırdı. Mermer putları kırdığı için göğe yükselen bir ateşin içine atılan İbrahim (Abraham) veya Kurandaki en korkunç surelerden Karia da gelebilirdi aklıma, Slayer 'Born Of Fire'ını da fısıldayabilirdi kulağıma bu cehennem misali alevleri gördüğümde, ama hayır: Müge'nin babasının evini korumaya çalışan hayali geldi buldu beni onca uyarıcı arasında, tanımadığım, etmediğim o beyamcayı düşündüm.




Resmin altında Lon Angeles'taki bir yangın sırasında, iki itfaiye eri ve evini korumak isteyen bir ev sahibinin alevleri izlerken görüntülendikleri yazılı...

Bu bir hipnoz hali...

Bu fotoğraf karesini Selimpaşa'daki vatandaşla nasıl bağdaştıracağımı yazının ortalarındayken çok güzel kurmuştum kafamda, ama şu an uçup gitmiş hepsi. Bağlayamıyorum. Oruç bana kısa devre yaptırıyor, allahım bitsin bu çile!

En büyük çile, bu oruç olsun.