27 Ağustos 2008 Çarşamba

Karma ve Arkadaşları Üzerine...

Kırdığımız kalplerden elimize bulaşıp yapışan kanı gizlemek için boyuyoruz üzerlerini. Çiçek motifleriyle, şiir tasvirleriyle, koca adamların özlü deyişleriyle, film sahneleriyle, şarkı sözleriyle, arada bir yumurtladığımız kendi hikmetlerimizle saklıyoruz günahlarımızı.

Gizliyoruz; sadece başkalarından değil, kendimizden de utanıyoruz. Yüzümüzdeki yaraları makyajla kapatır gibi, çirkin yanlarımızı görülmez kılmak ve unutmak için.

Unutmak?

Açılan her yeni sayfanın, öncesinde yazılmış/yazdığımız ciltler dolusu metni geçersiz kılacağı ümidini duyumsamaktır unutma çabası. Yenilenmek, tazelenmek, ihya olmak falan filan, sıfırdan başlama isteği bütün bunlar.



Vicdan der ki, “hedeyi hödeyi yaptın, her boku da bir güzel yedin, ama bu böyle sürmez, bırak, elini kötülüklerden çek, geçmişin gölgesinden çekil ve ışığa çık.”

Tanrı buyurur, “samimi olarak tövbe edeni affederim.”

Mevlana der ki, “yüz bin kere bozsan tövbeni, gene gel.”

Talmud yazar, “Hayır işlemek ve günahlar için tövbe etmek belalara karşı zırh gibidir.”

Çünkü herkes bilir; ümitsizlik en kötü bataktır. “Battı balık yan gider” sözü, ümitsizliğin karikatürize edilmiş halinden farksız; on adam öldürdüm, on birincisi de fark etmez diyen insanın nefis muhasebesine benzer bu.

Bu bağlamda ümit güzeldir. İyi bir şeydir. Herkese lazım.

Bu yüzden tövbe ederiz.

Kimisi hacca gidip namaza başlar, elini eteğini çeker pislikten.

Kimisi uslanır, durur, durulur.

Gene vicdana verirsek kulağımızı, bize “Geçmişte yaptıkların geçmişte kaldı. Artık düzgün ve doğru bir insan olmaya çalış, hadi oğlum göreyim seni” der.



Bu noktada Karma dediğimiz amına koyulası kavram ortaya çıkar.

Tanrı [kul hakkı denilenler hariç] tövbeyi bağışlamaktadır, İsa zaten bir merhamet timsalidir, Mevlana gayet olumlu bıdı bıdılar etmektedir.

Ama Karma oralı bile olmaz.

“Yaptıkların burnundan fitil fitil gelecek it herif!” bakışıyla bir köşede beklemektedir o.



Tanrı Karma’nın yanına gider, “Kardeş, müsadenle kendimi tanıtayım, ben tanrı, hani olur ya, “ol” dersin, olur, işte ben ol diyince oldurtan kişiyim. Ama sen de kimsin, kullarıma ne yapıyorsun sen öyle?” deyiverir.

“Hocam kusura bakma, sana saygım var ama ben aslen Hinduların tetikçisiyim, Budist cemaati de mahayana olsun, hinayana olsun, vacrayana olsun maaşa başladılar beni, onlar için çalışıyorum” der.

Tanrı öfkelenir; “höst, sıçarım lan onların çarkına, ne tetikçiliğiymiş bu benim mıntıkamda?” diye ters ters bakar Karma’ya.

“Hocam ben bir anlatayım, gerisine sen karar ver, ne de olsa isimlerinden biri El-Adil, hele bir dinle” diye Sidharta gülümsemesiyle şirin bir poz takınır.

“Uzatma ama. Zaten uyuz oluyorum şu Budistlere, Hindular bana bir milyon tane eş koşup ota boka tanrı diyorlar ama budistler’de tanrı inancı bile yok… Ağızlarına tükürdüğümün salak herifleri, hata onları yaratanda zaten. Neyse, Konuş bakalım.” diye söylenir.

“Hacım o zaman kısa keseyim: Hani sen tövbeleri affediyorsun değil mi?”

“Evet, size ne kardeşim, ne olmuş?”

“Yok abi kızma. Diyeceğim o ki, kul hakkını affetmiyorsun ama.”

“Kul hakkına ben karışmam, herif karıyı düdükledikten sonra bir de parasını cebe indirip orta yerde bırakmış mesela. Burada hem benim otoriteme ve kesin emirlerime karşı bir itaatsizlik var, hem de o kızcağızın kalbini kırmış, skip bırakmış. Herifçioğlu samimiyetle pişman olur, içtenlikle yediği boktan dolayı derin üzüntü duyar ve tövbe ederse, beni de bu vicdan azabına ikna ederse, bana karşı işlediği suçu affederim. Ama o kızın gözyaşına karışmam. O kız kendisine çektirdiği ıstırabı heriften tahsil edecek kıyamette. Yok öyle üç kuruşa beş köfte.”

“Hocam, büyüksün. Hakikaten adın gibi, sanın gibi El-Adil’sin sen. Size Tanrı diyebilir miyim?”

“Hadi ordan salak! Dalga mı geçiyorsun, yağlıyor musun… Eeeee bu kadar mı diyeceğin?”

“Pardon abi. Şey diyecektim, şimdi sen kullar arasındaki suçlara karışmayıp mağdurun hakkını kıyamet gününe bırakıyorsun ya?”

“Evet biz ona Mahkeme-i Kübra diyoruz.”

“İşte, benim iş verenler Mahkeme-i Kübra muhabbetine pek akıl erdiremediklerinden, o kul hakkını dünyada, hayat sürerken tahsil etmek için beni seçtiler.”

“Lan ne diyorsun sen? Sistemi kuran ben, yaratan ben, kuralları koyan da ben; size ne oluyor dümbükler!”

“Sinirlenme hoca, vur fakat önce dinle: Bizimkiler kıyamet filan takılmadıkları, o ayaklara inanmadıkları için kendilerince hesaplaşma işlemini öne almışlar o kadar. İnanmamalarına da kızma hemen, hem sen değil misin leküm diniküm veliyedin* diyen?”

“Demagoji yapma ayaklarını kırarım senin. Sen ne cezası veriyorsun, sonuçta senin sümüklüler de Mahkeme-i kübra’ya gelecekler, naber, gösteririm ben onlara. Herkesin cezasını ben vereceğim zaten.”

“Hacı ben karışmam ona, işçiyim işimi yaparım.”

“Tamam da sen dünyada ön tahsilatı yaptıktan sonra kıyamette o mağdur kızın hakkı ortadan kalkmıyor ki? Kızı ağlatan herifin esas o zaman girecek götüne. Yani sen kanunsuz iş yapıyorsun. Mafya mısın lan sen? Adalete güvenmiyor mu seninkiler?”

“Abi ben olayın tarafı değilim, freelance çalışıyorum, gerektiğinde çağırıyorlar, isim adres verip git şu işi hallet diyorlar o kadar. Yoksa içeriğini bilemem meselenin.”

“Hayda... Meditasyona yogaya filan ses çıkarmadık, hadi reenkarnasyon dediler ona da bir şey demedik, eğlensin veletler dedik ama seninkiler fazla oluyorlar artık.”

“Dedim ya abi, olayın içeriğini bilmiyorum ben o kadar; kafamı da vermiyorum, nerede ağlayan bir kız varsa beni cepten arayıp çağırıyor patronlarım, o kadar.”

“Ağlayan kızdan bol bir şey yok zaten şu yarattıklarımın içinde. Ota boka ağlarlar.”

“Haklısın abi.”

“Neyse, sana bir şey demiyorum ama malum yerde görüşürüz senin patronlarla… Gözüme gözükmesen iyi olur sen de.”

“Malum yer?”

“Az önce sözünü ettiğim geniş duruşma salonu… Anlamadın mı lan kofti?

“Pardon abi, geç düştü jeton. Biz doğulular uyanık olmuyoruz pek. Neyse, saygılar abi.”

“Hadi hadi!”



Ve işte böylece Karma bir yerden vurur, kul hakkı bir yere vurur, işlediğimiz suçlar döner durur ve tekrar bizi bulur, vurur da vurur.

Kimseyi “ben tövbe ettim, günahlarımdan ötürü pişmanım, artık değiştim, düzeldim, adam oldum” gibi sözleri inandıramazsınız.

Hiçbir maske yüzünüzdeki yaraları kapatamaz.

Pişmanlık kimse için bir şey ifade etmez.

“Sen üç yüz tane kadın zikmişsin, adam olur mu lan senden?” derler.

Diğer bir değişle Karma da sizi ziker.

Şimdi sonuca gelelim.



Clockwork Orange’taki Alex karakteri gibiyiz. Yemediğimiz halt kalmıyor, zikip atmadığımız karı/herif bırakmıyoruz hayatımızın bir döneminde; bizler için bu sadece çetelede birer çentik, istatistiksel bir değer ifade edebiliyor belki, ama o mazlum edilmiş karı/herifler için bu olaylar manzumesini oluşturan her detay aslında birer trajedi. “Alma mazlumun ahını, ziker aheste aheste” derken eski anonim kafalı amcalar haklılarmış. Alex nasıl bir “ödeme” yaptıysa, bizler de yapıyoruz.



Ellerimize yapışmış kanlar ve göz yaşları da bir türlü silinmiyor…







* "sizin dininiz size, benim dinim bana." [Kuran'da geçer.]





Not:

1- Ağzım çok bozuk bu aralar, alkol alınca da iyice abartıyorum. Kusura bakılmasın.



2- Bu yazıyı okuyan herkes dinden çıktı, hemen bir kelime-i tevhid. Haydi haydi haydiiii! La ileha illallah diye başlayacaksınız.

27 yorum:

  1. :) artık sen bu bilgiyle, zikip zikip, çekip gidemezsin de dimi...
    karma bi yanda, kabir azabı diğer yanda...

    benim site yine gözükmeyecek. yorumlama kısmı niye böyle burada?

    arzu
    http://birdenbire.blogspot.com

    YanıtlaSil
  2. ben allahı geride bırakalı çok oldu abi, yüzden tevhid kısmına katılamayacağım. pas. kimseyi inandıramazsın yaptığın hatalardan pişman olduğuna, bunların yanlış olduğunu gördüğüne. ha bunun farkına varman sadece seni mutlu eder. üzdüğün insanları üzdüğünle kalırsın sana yeniden güvenmezlerse. tabii ki güvenmemek en doğal hakları. herkes cinayete kurban gittiği gibi sonra birilerinin katili olabiliyor. ya da acımasız bir katilken pisi pisine ölebiliyor. çözüm; hayatının geri kalan kısmında bunları yapmazsın bu kadar. ama götüm götüm takip eder seni o yaptığın hatalar. sürekli yanarsın o hatalara. aklına geldikçe aklıma sokayım dersin. sanırım allahın yanacaksınız dediği olay bu olsa gerek. yaptığımız hatalara yanıyoruz. yoksa bi ateş var mı? ne diyorsun bu hususta?

    YanıtlaSil
  3. what goes around,comes around.

    YanıtlaSil
  4. başkalarının tövbemize veya düzeldiğimize inanması çok da mühim değil. ama birine gercekten adilik yaptıysak, buna maruz kalan affederse insanın kendini affetmesi daha kolay ya da mümkün olur. hele affederse karmaya laf düşmez hiç:) izi kalsa bile herşeyin, her zaman olmasa da, güzel şeyler yaparak insan dereceleri değişmekle beraber bulaşan pisliklerden arınabilir bence samimi ise.

    YanıtlaSil
  5. benim de kafa güzel, yazı da uzun, okumadım ama ne yazıyosun o zaman diceksin, kafa güzel ya, öyle zırvalıyom. yarın kendimden utanrı mıyım acaba? ne utancam ya, içimden gelmiş, yapmışımı di mi.

    YanıtlaSil
  6. ilk karma deneyimimi veletlik dönemlerimde ultima online oynarken yaşamıştım. adam kesitk pk olduk top murderer listesine girdik ama adımınınz önüne gelen evil lord yazısı tribe sokmuştu. dediler ki oğlum sen adam öldürdükçe karman düşer, yaratık kestikçe fame'in artar onun için böyle bir ünvan alırsın dediler. gençlik yılları bu evil olayıdan kurtulma çabaları... ama ne yaptımsa ne ettimse o karakterimin karmasında bir değişiklik yapamadım.
    bu olaydan ders alıp gerçek hayata uyarladım, bu saatten sonra virajın neresinden dönersem döneyim hiç bir şeyi değiştiremeyeceğim için kendimi kandırmaya gerek duymuyorum, ama 10 adam öldürdüm varsın 11.side listeye girsin diyede uğraşmıyorum. kendi akışına bıraktım herşeyi.

    kendimi kandırdığım tek konu tekrar başladığım sigarayı bırakma çabalarım. 4. güne girdim ne kadar yok oğlum istemiyorum desemde arada bir vuruyor.

    YanıtlaSil
  7. Arzu,
    O dediğini becremeyeli çoook uzun bir süre oluyor ama adımız çıkmış dokuza, inmez sekiz buçuğa... Artık zikemiyorum da gidemiyorum da :-)

    Ruhöküzü,
    Ateş konusu resimde Bosch'un, müzikte Slayer'ın konusu, ben bilemem, ama varmış gibi davranıyorum. Tanrı meselesine gelince, sen onu geride bırakmışsın anladığım kadarıyla, umarım o da seni burakmaz. Hatalara gelince, "I believe in sin."

    Mellö,
    Bir Sepultura klasiğidir Straighthate. Adam bir böğürüyor nakaratında "what goes around,comes around" diye, bayılırım, onu getirdin şimdi aklıma :)

    The Proc,
    My Name is Earl :-)

    daysleeper,
    (iyi olan) kafana göre takıl.

    magnum opus,
    Boşver sen karmayı da, bu sigara nasıl bırakılıyor bana da anlatın ya. Ben o kendini kandırma safhasına bile gelmeyi düşünemiyorum.

    YanıtlaSil
  8. “Yaptıkların burnundan fitil fitil gelecek it herif!”

    Kısa ve öz bir açıklama olmuş karma için.Bu mudur? Budur :))
    bu arada tepedeki göze o kadar uyuz olan insan varken ısrarla o göz niye hala yerinde.Okuyucuya "çokta tın!"mesajı vermek midir asıl amaç?

    YanıtlaSil
  9. belki de aslında hiçbir şey ne bizi ne de bize yamuk yapanları gelip bulmuyor da biz öyle olduğuna inanmak istiyoruz, "kötü" olan tarafın başına gelen bazı talihsizlikleri "oh, çekti işte cezasını" diye yorumluyoruz... olabilir mi? görmek istediğimizi görüp kendimizi rahatlatmaya çalışıyor olabilir miyiz? bana göre herşey yapanın yanına kar kalıyor. sen o gün ağlıyorsan üç-beş yıl sonra seni ağlatan da ağlasa ne olur ki, geçmiş olsun!ya da geçmiş olur...

    YanıtlaSil
  10. önce aman yareppim
    sonra om shanti shanti shanti om ...
    zikip zikileceksek ne farkediyor aslında? bişii farketmiyoo

    YanıtlaSil
  11. o sıçtımın karması bana hep geri dönüyor.. tövbelerim sadece allaha yalakalık olsun diye ara ara.. hiç bir tövbem tutmadı zaten.. 5 gün sonra unutuyorum... aksine düzeleceğime daha sürtükvari bişeye dönüşmeye başladım...
    ama karma çok orospu valla bak! beni vuracağı zamanı iyi biliyo, ne zamna işleri düzeltip derin bir ohhh çekiyorum ardından başıma acme gongu düşüyo..

    YanıtlaSil
  12. :)))))))
    diyalog süpermiş.
    ümit güzel şeyde, her haltı yiyipte sonra tevbe dönenlere uyuz oluyorum ben şahsen.. bu kadar...

    YanıtlaSil
  13. AnnePeri,
    anket sonuçlarıyla ilgili yazı anketin bitiminden sonra gelecek. Bu arada oyunun rengini de çok belli ettin hani :-)

    daysleeper,
    Belki de haklısındır, ama şarkı gene de çok duyguludur be...
    "Bırak beni, yanayım/ Gözlerinde gördüğüm rüyama inanayım."

    Nily,
    Senin yorumun da "eyes wide shut"in finali gibi olmuş; takkeler düşer, keller ortaya çıkar, tom cruise "şimdi ne bok yiyeceğiz?" diye sorar Nicole'e ve hatun kişi umarsızca "we fuck" diyiverir.

    Canikom Pucca,
    dost acı söyler. tamam ben dostun değilim ama zaten default olarak acıtırım, hep acı söylerim: sen feci dağıldın, darmadağın bir şey oldun. Toparla kendini, pinpon (aslında ping pong yazılır) topu gibi dönüp durmana üzülüyorum.

    mathy,
    yorum yazanlarla anket oylamalarını eş zamanlı olarak takip ediyorum, sen ankette xxx maddesini işaretledin di mi! terbiyesiz!
    :P

    YanıtlaSil
  14. simdi ya iki tarafta bu iliskide magdur degilse? yani danisikli opusuyorlarsa? o zaman hersey serbest mi? :)

    valla buyuk sevkle okudum. icerik bollugundan zaman olacak belli bir oranda blog'u okumus olmak ama bu yaziya bayildim, bravo :)

    tabi hala karmanin tanrinin adami oldugunu dusunenler de var. yani "tanimiyorum" diyip masa altindan ucret odedigini dusunenler... kim bilir tanri da kirli islerini belki karmaya yaptiriyordur, mahkemeye kolaylik olsun diye :)

    YanıtlaSil
  15. benim saplantılarıma barnak basmışsın virgilius. :)
    önce karma...karmanın temizlenmesi, sen kötülükten vazgeçtin hadi bakalım sana iyi şeyler olacak şimdi gibi bişi değil ki...karmanın temizlenmesi, yaşadıklarından ders almak. ne yaptım neden yaptım ne oldu ne öğrendim neymiş...bu ders neyse onu alırsan, tekrardan aynı şeyi aynı şekilde yaşamıyorsun. yaşıyorsan, ders falan almadın. yani iyilik kötülükten ziyade, yaşayacağın tekrarlardan kurtulmak bir nevi benim anladığım karma denen .mına konulası o şeyden :) en kötüsünden, aynı şey gibi bile olsa dıştan bakışta, sen farklı yaşıyorsun, ve gerçek dediğimiz nedir ki? bizim için neyse o...

    ha, acı, kötülük, hayalkırıklığı...bunlar hep var, hep de olacak. sen dünyanın en velisi olsan, delisi gelir ziker atar seni. o ayrı bişey. yani iyilik yap iyilik bul değil...bulursun da belki, ama belki de sen "iyi"yi görmeyi seçtiğin için iyi gibi gelir. veya 12 ineklik değer verince, etkileşimin büyüsü karşındakinde "vay be ben değerliymişim" hissiyatı yaratır, iletişim değişir. vesaire vesaire...yazından uzun yorum yazmaktan da hicap duyuyorum ama çok sevdim konuyu :)

    öte dünyaya gelirsek...bu karma da aslında tanrıyla birlikte çalışıyor. yani bence...ben bugünlerde bir ortak zemin çabasındayım :)...eğer kimsenin canını yakmaman gerektiğine, çünkü aslen bir bütünün parçalarından biri olduğuna, canın yansa da bundan yılmayıp, mimkinse acı geçtikten bir süre sonra bu düşüşte ne öğrendim deyip sonra kalkıp yolculuğu sürdürmenin, mutlaka bir şekilde daha iyi bir yere götüreceğine inanmayı sürdürdükçe...veya zaten yolculuğun bundan ibaret olduğuna...yapacak başka birşey olmadığına felan...oyunsa bir hayat, başka bir levela geçiyorsun. veya daha iyisi, reenkarnasyon dediğimiz bir bilinç seviyesi değişikliği ise...ve amacı daha üst seviyelere ulaşmaksa...sonunda tümden özgür kalıp bok çiçek felan olmak için...bunu yaşarken de yapabiliyorsun. ölümden sonrasına bırakmadan. yeniden doğabiliyorsun...sonrasında olacak olan da bu...burada ayamadığına orada ayacaksın. bundan daha iyi cehennem olur mu? gerçekten vicdan azabı yaşadın mı hiç bilmem, ama ben yaşadım ve cehennemin kurandaki tasviri yanında solda sıfır kalırdı. yani it literally burns you to the bones kardeşim!...

    şeytan diyor ki, çok da takılmamak lazım bunnara...belki öyle olduğu gibi yaşamak lazım...düşe kalka...ki yaptığımız da bundan başka nedir ki...

    YanıtlaSil
  16. sigara konusu için kendine yalan söylemeyi deneyebilirsin.

    YanıtlaSil
  17. ne güzel bir 'reset' çekme formülü değil mi ' kelimei tevhid'?(!).

    yazı baştan sona, konuşan insanın düşünürken trajedide olduğunun ıspatı!.

    'sizin dininiz size benim dinim bana'!..

    yani ne pok yersen ye kırılmış bardağı en fazla çatlamış görünümüne kadar iyileştirebilirsin iz düşümünde gölgelendim bu yazıda.

    dur, çarkına soktuğumun (şaft-dingil-ray) zamanesine bir 'küfür' olarak soluklanayım daha sonra kelimei tevhidi kondurayım.

    yo yo söylemeyeceğim aklımdan geçirdim bu da yeterli!..

    YanıtlaSil
  18. seni okuduğum sırada kurt gibi acıkmıştım, içinden babam çıksa yerim'i işaretledim sanıyordum, elim kaymış, hay allah! :P

    YanıtlaSil
  19. -diyaloglar süper.- acid house geldi aklima. ben karmanin ta kendisiyim. cezam gelmicekse ben gidip buluyorum. böyle seylere bu kadar inanmak iyi degil diyesim var ama bosuna. basina kötü bisi gelince acaba ne yaptiydim diye ara ara canim cikiyor. ama simdilik cok iyi ödedim hesabi hatta bahsis bile var masada. kafam rahat :)

    YanıtlaSil
  20. ua,
    İki taraf dsanışıklı/dönüşüklü öpüşüyorsa veya yiyişiyorsa (allahım ben çok terbiyesiz oldum) o zaman "laissez faire, laissez passer" demek lazım :)
    Karma tanrının adamı olamaz, yetersiz bilgiden kaynaklanan tanım karmaşası ile karşılaşırız o zaman, reeenkarnasyon inancına sahip sistemlerde "the judgement day" hikayesi olmadığından hayatlar sürekli olarak bir döngü halinde süregider, böylece duruşma salonu ihtiyacına da gerek görmüyor onlar.
    Yazıyı beğendiğine sevindim, saçmalamayı da ben seviyorum :)

    Azot Narkozu,
    Kaliyuga'yı böylesine karanlık idrak etmelerine karşın Suadiye'de hala doğunun transandantalist bilgeliğini yaşatmaya gayret eden ütopik grupların arasında savrulup durmana hariçten gazel okur gibi ironik bir bakış açısı olarak ele alma lütfen bunu, tamamen kendim için yazdım ben. (yalnız farkında mısın, ne biçim bir cümleydi... bence yazandan nefret etmek için bir daha oku)
    Tanrının el altından karma'yı pis işlerinde kullanması fikrini görev tanımları gereyi kabul etmediğimi ua'ya da ifade ettim. (Ergenekon misali "Derin Tanrı" var sanki)
    Son olarak kemikler de, canımız da yanmasın.

    not: ua ve azot narkozu, eğlenmek istiyorsanız şu eski yazıma bir göz atın:

    http://postmortemofvirgilius.blogspot.com/2007/01/bhagavad-gitay-daha-iyi-anlamak-iin.html

    halimdenhali,
    refresh olmak iyidir!

    mathy,
    Sen zaten hep açsın! blogundaki yazıların dörtte üçü açlık ve doymak bilmeyen bir mide üzerine atıflarla dolu :-))) Sürekli "şunu yedim, ardından şunu çekti canım, gece kalktım onu pişirdim, çıktım sokağa marketten bıdı bıdı..."
    Biz iki gram vericez diye canımızı dişimize takıyoruz, hanımefendi "içinden babam çıksa yerim" şıkkını işaretlemeye niyetlenmiş. Yuh sana:)

    o.zlem,
    Demek hakkında bu kadar konuştuğumuz karma sensin. Demek çektiğimiz tüm kötülüklerin ve acıların sebebi sensin. Senden nefret ediyorum ya.
    Bunu yazınca aklıma Orhan Veli'nin "Kuyruklu Şiir"inin ikinci bölümü geldi, ama konumuza adapte edeceğim, orijinalini netten bulabilirsin zaten:

    Cezadan bahsediyorsun;
    demek ki sen karmasın.
    demek bütün canları yakan sensin.
    istanbul'dakileri sen
    ankara'dakileri sen...
    sen ne domuzsun, sen!

    YanıtlaSil
  21. katilmiyorum :) beni tanisan tabi cok sasirmazdin bunu dedigime :) belki tanri milleti korkutsun ki yoldan cikmasin diye kiyameti uydurmus da aslinda kiyamet denen sey en olgun ruh haline ulasmakmis ve karmayi da yeralti isleri icin tutmus. yani aslinda bizi cok sevdiginden asil kurdugu sistemde oyle yanginlar, mizraklar yok ama kurdugu dunya sisteminde boyle bir senaryo gerekti yoksa dusunsene insanlik ne hale gelirdi yani bugun bile bu haldeyken :)))

    ne dersin? ;)
    ugur

    YanıtlaSil
  22. Ramazan arefesi içip içip Allah' la mı dalga geçiyon, çarpılmayasıca seni. Tikkat et, takdir-i ilahi ile mukadderatta bir kaza peydah olur da ekmek kamyonu çarpar :) Gregor la sen ayık gezmiyonuz bu ara zaten. Göbekleri 6 aylık hamile kadın kıvamına gelesiceler :p

    YanıtlaSil
  23. Virgilius, sen bu kadınlara ne yaptın? Yani evlenme vaadiyle mi kandırdın? Tutamayacağın sözler mi verdin? Ne yaptın? Yani sırf ziktiğin için kendini suçlu hissediyosan, bu da kadınlara bir hakaret. Yani kadın seninle kendi isteğiyle beraber olmuş böyle bişey yaptığı için kötü olmuş sen de buna aracı olduğun için suçlusun mu?
    Hem belki kadınlar senin düşündüğün kadar yıkılmamışlardır senden sonra yani bu senin God komplexinin bir uzantısı olamaz mı? Benle beraber olanı terkedersem kendine gelemez öyle bir adamım ki şeklinde?
    Belki de arada kız arkadaşları ile şöyle muhabbetler ediyorlardır: "Ya performans iyiydi ama duygusal yönden zayıf, ya tipi de görsen Danny De Vito" filan gibi :))
    Ha yok ben onlara fuck buddy oldukları halde sevgili gibi davrandım, umut verdim gelecek için, çok değer verir gibi yaptım filan diyorsan zaten "burn in hell"
    :)

    YanıtlaSil
  24. ramazan geldi:)
    sevapmetreler açıldı.. hepinizin gece tarifesinden işlemesi temennisiyle:P

    YanıtlaSil
  25. :)))Kelebekler Özgürdür kardeşimizin tavsiyesi üzerine yazılarınızla tanışma şerefine erdim. İnanılmaz güldüm okuken. Acı acı da düşündüm. Ne desem tuhaf olacak, az ya da çok olacak. İyisi mi kalemine sağlık diyerek kaçayım.

    YanıtlaSil
  26. Fortunata,
    Azot Narkozu'na gözüm eriştiği ilk gün farkettim varlığını; o zzamandan beri de blogunu geliyorum, görüyorum, fethediyorum. Sense onca ay sonra Azot Narkozu'nun tavsiyesi üzerine "ancak" buraya erişmişsin, ne diyeyim, bu kadar geç kaldığın için başını duvarlara vuruyorsundur artık. (Vur vur ama yavaş yavaş vur, acımasın.)

    YanıtlaSil
  27. Sen hem çok sevimli hem de şımarıksın! Merak etme vurmayacağım kafamı duvarlara, kabuğum içinde kanamaya devam ederken başka yara bere istemez. Tanıştığımıza memnum oldum majeste:)))

    YanıtlaSil

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!