I hate everyone equally
(Eşit olarak nefret ediyorum herkesten)
You can't tear that out of me
(Bunu söküp alamazsın karakterimden)
No segregation -separation
(Ayrım yok, tanımam öyle bir bok)
Just me in my world of enemies
(Bir başıma, hasımlarımın dünyasında)
Bu nedir yav, pembe kalpler içinde slayer, nefret yüklü sevgi insanı olma denememesi mi?
YanıtlaSilşu nekahet dönemi bitse de eğlenceli satırlarınızla gözümüz gönlümüz açılsa diyorum ben.
YanıtlaSilpolente,
YanıtlaSilhayat bir ironi. Şirin tatlı çocuklar, müzisyen kardeşlerimizin God Hates You All çığlıkları eşliğinde neşe içinde oynayıp dans ediyorlar. Pembe mutlu bir kalpten ise içindeki Slayer fışkırıyor dışarıya.
Hemen birleştirmeye kalkma parçaları, lütfen analitik düşünmekten vazgeç bir an olsun: Oluruna bırak, böylece ölürüne bırak. Güneş doğar ve batar, kadın güler ve ağlar, bira içilir ve işenir, bir kahkaha kopar ve ardından insanlar susar. Hayat böyle bir şey.
(Lütfen dedim o kadar, ama sen hala devam ediyorsun virgüllerle sıralanmış bu cümleyi çözmeye: "Hmmm, acaba hangi gün oldu bu, hangi kadınla beraberdi, içmişler eğlenmişler ama abartmışlar galiba, sonra oğuz gene bir bok yedi anlaşılan ve ayrıldılar, vah zavallı Yorick!" şeklinde düşünme. Pure Darkness merhalesine ulaşan ermiş, nihayetinde dünyevi/beşeri uyarıcılardan etkilenmeyi de bırakır. En başta ironi demiştim. Sonsuz merhamet ve sonsuz nefret aynı kefede olursa, denge kavramından bahsedilemiyor, ayrı kefelerdeyse, nicelik olarak evet, (çünkü sonsuzluk da bir değerdir) ama nitelik olarak gene denge olmuyor.
Sonra insan "terazinin de a. q." diyor işte.
Sorunun cevabı buydu.
gosalynmallard,
polente'ye yazdıklarımı okudun. Aslında sana da bir cevap içeriği taşıyor, fakat biraz daha açıklayıcı olayım sana karşı: bu blogta yazdıklarımın hepsi benim için, kendime dair ve tümüyle içimden geldiği gibi yazılıyor, sanılanın aksine ne rating ne de beğeni kaygım var. Yorumlar ise daha eğlenceli ve "göz-gönül açası" oluyor. Kusunca derin bir nefes alabilir insan değil mi? İşte öyle.
(p.s. polentenin bir ara "senin yazılarını okumayı bırakıp direkt yorumlara geçmek gerektiğini" yazdığı vakidir)
Şekerim hiç öyle seni çözümlemek gibi bir niyet içermiyor yazdıklarım, zaten bildiğin üzre bu çok beyhude bir çaba, bir günü diğerine benzemez bir kişiliksin. Raskolnikov diyeceğim sen anlayacaksın.
YanıtlaSilTotoro büyümeden gel de bi ısırsın seni.
zor diyorum zor..
YanıtlaSilBeautiful Disaster; filmde şöyle bir diyalog geçiyordu:
YanıtlaSilAlex: Ne yapmalıyım?
Mark: Ne yaparsan, doğru olacak.
Alex: Onu öldürmekten korkuyorum.
Mark: Öldürmeye karar verirsen, doğrusunu yapmış olacaksın. Şifonyerin üst çekmecesine bir silah var.
Alex: Affetmeli miyim peki?
Mark: Affedersen gene doğrusunu yapmış olacaksın. Tek yapman gereken bir karar vermek. Kararın her neyse, doğru olacak.
Alex: Beni kandırmadığına emin misin böyle konuşarak?
Mark: Hayır... Ama işe yarıyor.
kendimizi nereye kadar kandirabiliriz ki. ben yoruldum sahsen, kabullenip umut'u yok etmek istiyorum.
YanıtlaSilpembe bir kalp evet:)
YanıtlaSilpudra ne olmuş pembeyse :)
YanıtlaSilteşekkürler virg, gerçekten şu anda kendimi dünyanın en yüzeysel adamı gibi hissettim =)
YanıtlaSil