Aşk ise kimyasal bir değişim, öncesinden çok başka, yeni bir oluşum içeriyor. Sanki iki hidrojen ve bir oksijen atomundan ortaya su çıkıyor birden, bileşenlerinden tümüyle farklı bir sonuç.
O yüzden tanıyamıyoruz kendimizi aşık olduğumuzda... "Bu bu hale nasıl geldim?" sorusunun cevabını bulmak zor geliyor artık.
Ve aynı sebeple, iki kişiden biri aşık iken, diğeri o kimyasal oluşuma hazır olmuyor.
Hayatın en önemli unsuru olduğu gerçeğine arkasını dönüp, su istemiyor kimisi.
Susuz, tozlu bir çöl kalıyor geride.
Seraplar içinde, var olmayan vahaları sanki gerçekmiş gibi görünürcesine.
Ama yalan... serap onlar, sahte...
Kurumuş ruhlar... Kuruyan kalpler... Kırışmış yüzler... Yangında kavrulan ömürler...
Hidrojen yakıcıdır çünkü, oksiyen yanıcı...
ah... su...
Sevmek çok geniş yürekli olmayı gerektiriyor Virgilius. Hesapsız olmayı, bencilliği harcayabilmeyi gerektiriyor.
YanıtlaSilSevmek herkesin harcı değil ahir zamanda.. Yürekler karanlık, 'tek kişilik' bi dehlize dönmüş artık..
apokalipsin bulaşmadığı bir bu kalmıştı...
YanıtlaSilHerşey bizim için. "Ama bu haksızlık" di mi. Di işte. "Di"
YanıtlaSil