22 Şubat 2008 Cuma

Su Bulamıyorlarsa Bira İçsinler...

Sevgi fiziksel bir çağrışım yapıyor... İki yabancı parça birbirine uyum gösteriyor, montajı andırıyor sanki, Maket uçağın gövdesine kanat takılması gibi, sim kartı yerleştirilen bir telefon gibi, mürekkep doldurulan bir kalem gibi, arttırın siz örnekleri.

Aşk ise kimyasal bir değişim, öncesinden çok başka, yeni bir oluşum içeriyor. Sanki iki hidrojen ve bir oksijen atomundan ortaya su çıkıyor birden, bileşenlerinden tümüyle farklı bir sonuç.

O yüzden tanıyamıyoruz kendimizi aşık olduğumuzda... "Bu bu hale nasıl geldim?" sorusunun cevabını bulmak zor geliyor artık.

Ve aynı sebeple, iki kişiden biri aşık iken, diğeri o kimyasal oluşuma hazır olmuyor.

Hayatın en önemli unsuru olduğu gerçeğine arkasını dönüp, su istemiyor kimisi.

Susuz, tozlu bir çöl kalıyor geride.

Seraplar içinde, var olmayan vahaları sanki gerçekmiş gibi görünürcesine.

Ama yalan... serap onlar, sahte...

Kurumuş ruhlar... Kuruyan kalpler... Kırışmış yüzler... Yangında kavrulan ömürler...

Hidrojen yakıcıdır çünkü, oksiyen yanıcı...

ah... su...

3 yorum:

  1. Sevmek çok geniş yürekli olmayı gerektiriyor Virgilius. Hesapsız olmayı, bencilliği harcayabilmeyi gerektiriyor.

    Sevmek herkesin harcı değil ahir zamanda.. Yürekler karanlık, 'tek kişilik' bi dehlize dönmüş artık..

    YanıtlaSil
  2. apokalipsin bulaşmadığı bir bu kalmıştı...

    YanıtlaSil
  3. Herşey bizim için. "Ama bu haksızlık" di mi. Di işte. "Di"

    YanıtlaSil

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!