Ancak kazık kadar adam olduğumda aşka ve sevgiye değer vermeyi öğrendim.
Ancak kazık kadar adam olduğumda, değişmem gerektiğini itiraf ettim.
Ancak kazık kadar adam olduğumda kendime ve ruhuma bir şans tanıyabildim.
Ancak kazık kadar olduğumda bir kadını sevmenin tadını aldım.
Ancak kazık kadar adam olduğumda bir kadının beni gerçekten sevebileceğine inandım.
Ancak kazık kadar olduğumda nihayet kendimi “biri”ne ait hissettim, O’na da “kadınım” dedim.
Ancak kazık kadar olduğumda “bu kötü bir şey değil” diye düşünmeye başladım.
Ancak kazık kadar olduğumda ilk defa bu deneyimi yaşayıp, kendimi daha önce hiç yürümediği bir yolu adımlayan ürkek bir yabancı gibi gördüm.
Ancak kazık kadar adam olduğumda bir kadına bu denli güvendim.
Ancak kazık kadar adam olduğumda, “hep korktuğum ve kaçtığım aşk, korkarım ki güzel bir şeymiş meğer, peki ya evlilik?” sorusu üzerine ciddi ciddi kafa yordum.
Ancak kazık kadar olduğumda iplerimi elimden bırakabildim ve boşluğa sürüklendim.
Ancak kazık kadar olduğumda, dünyanın kaç bucak olduğunu gördüm.
Ancak kazık kadar olduğumda, o kazığın götüme ne sert bir şekilde girdiğini tecrübe ettim.
Evet, kazık kadar adamım ama hala âşık olabiliyormuşum işte.
Kazık kadar adamım ama başka insanların yirmili yaşlarında yaşadıklarını, ben 35’imde tecrübe ediyorum.
Kazık kadar adamım ama hala büyümedim ben, geç yaşadığım için geç öğreniyorum, geç olgunlaşıyorum.
Kazık kadar adamım güya, fakat çocuktan farksızım aslında.
Kazık kadar adam oldum belki, ama götüme giren kazık da ne kazık ama!
Kazık kadar adamım ama götümdeki o kazığı sevmekten vazgeçmiyorum hala…
Kazık müstehâkmış cidden bana...Bu kazığa oturtulmuş adamın şarkısı bundan sonra 1000 Times Goodbye olacak. (Duygu ve düşünceleri ifade etmek için yüzde değerlerin pek önemli olduğu günümüz hayatında, bu şarkının durumuma %80 uyum gösterdiğini söyleyebilirim. Megadeth'i her zaman sevdim zaten.)
p.s. The Project has failed.


birkaç ay sonra depresif moda geçip blogu yine kapatacan sonucuna ulaşıyorum ben yazdıklarından.
YanıtlaSilSüreç önce ağlama sızlama, dövünme, ardından nefret krizi ve öfkenin dışavurumu ile kendini gösterir.
YanıtlaSilHayat çok kısa Gregor.
ve biz yarısından çoğunu geride bıraktık aslında.
hala zararda, ziyandayız...
nefret krizi ve öfkeden sonra kabullenme geliyor ki bu da blogu bir daha kapatmayacağın anlamına geliyor olabilir..
YanıtlaSilBen yaşamımda ilk defa bir "boka" fırsat tanıyıp o "bok" olsun ve yaşasın diye onca çaba harcadıktan sonra, tam olacakmış, hatta olmuş gibi görünen, o "bok"un ansızın ağzıma tıkılması gerçeğini yaşadım ve bu yazıda da tecrübe ettiklerimden ötürü kalbimin bir daha açılmamak üzere kapanacağından bahsediyordum.
YanıtlaSilBlogun kapanacağı spekülasyonunu, spekülatörlere sormak lazım.
sevgili virgilius,
YanıtlaSilşimdi 'sana ne yahu' diyebilirsin ancak ben her şeyin karşılıklı olduğuna inananlardan olmadığım için, yaşadığın şeyleri daha sakinlikle karşılıyor olabilmeni dilerdim.. öfke yaşanan acıyı biraz azaltır ve unutma sürecini hızlandırır.. ancak kabullenme ve affetme acı çekme sürecini uzatsa da insanın ruhunu daha özgür kılar ve o bir daha açılmayacak dediğin kalbini ferahlatır..
biraz sabır sadece..
Sevgili nixie,
YanıtlaSilHint ve uzak doğu felsefesi/öğretisi hakkında tanıdığım herkesten çok laf geveleyebilecek kadar fazla okusam ve kafa yorsam da, bunu hayatıma adapte edebilecek ruhsal olgunluğa ve sükûnete bir turlu sahip olamadım. Dediklerin doğru, sen haklısın, ama ben nedense bilinmez, karmaşık ruhundaki hint okyanusunda amerikan ve alman donanmalarının savaşıp battığı anlamsız ve fuzuli bir savaş meydanı gibi hissediyorum kendimi, ve gemilerin etrafında dolanıp duran bir köpek balığı da bir süre evvel yediği bir hamlet baskısını tükürüyor o sırada:
Yetti bu meskenet! Bundan böyle dinim, imanım intikam!
Kana bulanmadıkça düşüm, düşüncem; düşünmek bana haram!"
acıyor bütün
YanıtlaSildokunamadığın yerler
ayırıp zamanı ikiye
birini sana yaşadım
iyileştim
zeytinim
sabah çayım
karın gurultum
yorgun ayaklarım
gece esen rüzgardan
şişen bademciğim
seni nasıl atmalı
hangi ilaçları almalı
ışıklar güzeldi
suya gölgesi düşmüş
sevdamın
acıyor ısırdıkça balıklar
tutsam tutunacağım
kırılmış bütün dallar
bir kazık bile yok
oturacağım..
Senden daha kötü durumda kazıksız kalanlar da var deyip, suni bi teselli paketliyorum Virgilius. Pakette bi kazık var.
N'olur çok depresifleşme olar mı. Bi de dükkanı kapatıyom diyip de çekip gitme.
istanbulist, bu suni kazk için teşekkür ederim. Ben çok daha gerçekleri ile hemhâl olsam da, gene de kazık kazıktır, üzerine oturacak g*t de g*ttür.
YanıtlaSilKazıksız kalanlar, hele bir de tanışsınlar o kazıkla, gör bak, ne düşünecekler.
Blogun kapanacağına dair tüm yorumları, bir spekülatörün kamuoyu üzerinde göz ardı edilemeyecek kudreti ve fitnesi olarak ele alıyorum.
Aslında geç dank etti
YanıtlaSilAptal değilimde jeton köşeli olunca hal çare bulunmuyor işte
Şöyle bir baktım
İki elin varmış
İkide gözün
İki kulağın varmış
Bir burnun
İki ayağın varmış
Aynı benim gibi..
İki çift sözün varmış lakin
Aynı senin gibi birine çok gördüğün
Ben gözümde çok büyütmüşüm bir çift gülüşü
Ehh naparsın garip bir zaaf güzel gülüşleri saklayan
Ama görmek istediğini göstermiyor hayat her zaman..!
"Bu da geçer ya Hû!" dermiş eskiler.
YanıtlaSilgeçiyoda geçerken 'geçiriyo' harbiden
YanıtlaSilbiliyorum.
YanıtlaSilbiliyorsun.
akşamdan beri ikilemdeyim, evde oturup (şu an yaptığım gibi) içsem mi diye düşündüm, yoksa karaköy-kadıköy vapuruna binsem ve iki iskele arasında gidip gelen vapurdan inmesem saatlerce, dışarıda dursam boğazın ayazında, ve ağlasam, ağlasam...
tercihi evden yana yaptım, ama her an sokağa atabilirim kendimi...
sinirden titremek daha iyi değil soğuktan...
çıkarsan dışarı hasta olacaksın, elden ayaktan düşüp yattığın yerde inim inimlerken hiç geçmeyecek bu acı!
YanıtlaSilköpek gibi iç kusana kadar büyük ihtimalle sarhoş olunca ararsın zat-ı muhteremi, kalan günlerdede neden aradım lan pozisyonunun ezikliği içinde başka kadınlarla yatarak unutmaya çalışırsın...
Pucca, ben zaten kadın kanı içerek yaşayan bir vaNpirdim... Yediğim beddualar mıdır, aldığım ahlar mıdır, döktükleri göz yaşlarının yüzü suyu hürmetine tanrının bana çektirdiği bir çile midir bilmiyorum...
YanıtlaSilne yapacağım konusunda hiç bir fikrim yok...
Tekrar vaNpir mi olacağım, yoksa böyle bitki olarak yaşayabilir miyim...
Ve, Pucca, sana tuhaf bir şey söyleyeyim: ben sarhoş olamıyorum... Ne yaparsam yapayım - ı ıh...
Aramam yani. Aklım başımda, maaalesef.
şeyy içkiylen atarax iç belki sarhoş olursun :P
YanıtlaSileee ozaman ettiğini bulmuşsun kuzum, eee her bulduğun deliğe parmak sokmayacaksın... bir gün gelir biri sakladığın deliği bulur sokar alimallah çarpılırsın....
şimdi "oh olmuş sana" havasına bürünmenin sırası değil...
YanıtlaSilBu kazığa aşık olup tövbe etmiştim ben... (bakınız metindeki "p.s." bölümü)
tövbe ettik ya!
tabi, by definition, kul hakkına karışmıyor tanrı...
aşkol ohh olsun demedim aksine sana git başka kadınlarla yat unut dedim :P
YanıtlaSilatarax dediğinde koptum zaten ben...
YanıtlaSilo anda "bu bir türlü akıllanmayan kızdan akıl alıyorum ya, işte benim ne hallere düştüğümün resmidir" dedim kendime:)
Pucca, seni bağışlıyorum, izin verdim git fb-sevilla maçını izle, ben buradayım nöbetçi eczane olarak...
bu mız mız psikopat modumdan da sıyrılmıştım ne zamandır... Gene geldi buldu beni.
Gregor'un hep dediği gibi, "sen soktun sen çıkar yarabbi."
pekmezde o maç için sattı beni, o maç yüzünden yaprak dökümünü izleyemiyorum uyuzum şu anda. bence sen izle al biralarını bu sayede kafan dağılır en azından top peşinde koşan bir sürü baldırı çıplak delikanlı :P
YanıtlaSilevine tv sokmayan bir adam için, hele ki fb maçı, blog-bira-ffıstık-megadeth'ten daha cazip değil...
YanıtlaSilsokağa çıkmak istiyorum...
Ben size sokak teklif ettim. Heyhat cık, sanal olarak kan kusmak daha cazip geldi sanırsam.
YanıtlaSilAmerikan filmi repliği ile son vermek isteri, telefonumu biliyorsun.
hiss&kiss
polente, teklifin her ne kadar pek cazip ve hoş görünse de, içerisinde kadınsı bir merak ve önüme bir bira itip "hadi anlat bakalım! gene ne bok yedin de bu hallere geldin sen?" diye sorup yanıtını bekleyeceksin, halbuki ben sadece ağlamak ve zırlamak istiyorum, konuşacak durumda değilim... o yüzden vapur seçeneği bile daha uygundu dün gece için.
YanıtlaSilKızma bana. Bir müddet böyle olmak zorunda. Kanama dursun bir, pıhtılaşsın... durulmam gerek. o zaman yumrukları sıkar, dışlerimin arasından tıslayarak anlatırım her şeyi.
p.s. recorder da getirirsin, "birisi" sonra beni azarlıyor, polente'le görüşüp amlatmışsın, o biliiyor ben neden o'dan öğreniyorum her şeyi diye. Veya daha kolayı, o da gelir belki, bir heyet önünde konuşurum ben de.
Goya'nın bugün blogda kullanacağım belirli bir resmini Slayer dinleyip google images'da ararken bunu buldum. (Bu yazını görmemiştim.)
YanıtlaSilBu nasıl şey şimdi yaa?
Müge,
YanıtlaSilüstelik slayer da dinliyormuşsun resmi ararken...
ve hem de blogtaki en zırlak postlardan birine denk gelmişsin.
farkında mısın, resim senle beni hep karşı karşıya getiriyor:)