"Nasıl da bütün tesadüfler aksileşiyor bana karşı,
Yüzüme vuruyorlar öç alma duygumun köreldiğini! Oysa, oysa
Uyumaktan, tıkınmaktan başka derdi kalmamış adamın
Adamlığı nerede kalır ki? Hayvan olur çıkar değil mi?
Bizlere düşünmek için, geriyi, ileriyi görebilmek için
Akıl, fikir ihsan eden yaradan o güzelim melekeyi,
O tanrısal yeteneği üstüne bağdaş kurup, miskin miskin
Oturalım diye vermedi ki! Hayvanca bir nisyan mıdır nedir,
Yoksa olayın ille de künhüne varacağım diye
Ödlekçe titizlenmek mi, şöylesine dörde bölüversen,
Bir parçası hikmektse, üç parçası korkaklık olan
O kararsızlıklar içinde,yapmam gereken şeyi yapmaya
Hem kudretim, hem gücüm, hem kuvvetim
Durup dururken, yapsam mı, yapmasam mı diye
Oyalanıyorum böyle? Dünya kadar örnek var beni yüreklendiren.
Şu koskoca orduya bak, bakımı dünyanın parasına patlayan
Başında toy mu toy, körpe mi körpe bir prens, şişmiş,
Kabarmış adeta ona göre ilahi bir ihtirasla, tutmuş
Dudak büküyor, burun kıvırıyor yolunu bekleyen belaya,
O ölümlü varlığını, nazik bedenini gözünü bile kırpmadan
Atıyor tehlikenin göbeğine, ölümlerden ölüm beğenerek,
Hiç yoktan, bir hiç uğruna! Gerçekten de insanın büyüklüğü
Uğruna savaştığı davanın büyüklüğü, küçüklüğüyle değil,
Şerefiyle oynandığı anda, değer mi, değmez mi bakmadan
Kavgaya atılmasıyla ölçülür. Bir de benim şu haklime bak!
Babam kahpece öldürülmüş, anamın namusu lekelenmiş,
Kanım kaynamış, ayranım kabarmış, gözüm kararmışken,
Pısıyorum, tutuyorum kendimi, ve şurda utanmadan seyrediyorum
Yirmi bin civanın göz-göre-göre ölüme meydan okuyuşunu
Bir şan-şöhret hayali, bir yiğitkik hülyası peşinde,
Yoluna döğüşen onca gencin kılına bile değmeyecek,
Oracıkta telef olacakları gömmeye bile yetmeyecek
Suncacık bir toprak parçası için sıcak yataklarına
Koşarcasına mezarlarına koşuşmalarını pis pis seyrediyorum
Yetti bu meskenet! Bundan böyle dinim, imanım intikam!
Kana bulanmadıkça düşüm, düşüncem; düşünmek bana haram!"
Hamlet; IV Perde, Sahne 4'ten...
5 Ey Yeruşalim, seni unutursam,Sağ elim kurusun.
6 Seni anmaz,Yeruşalim'i en büyük sevincimden üstün tutmazsam,
Dilim damağıma yapışsın!
7 Yeruşalim'in düştüğü gün,"Yıkın onu, yıkın temellerine kadar!"Diyen Edomlular'ın tavrını anımsa, ya RAB.
8 Ey sen, yıkılası Babil Kenti, Ne mutlu bize yaptıklarını Sana ödetecek olana!
9 Ne mutlu senin yavrularını tutup Kayalarda parçalayacak insana!
Zebur, 137. Bölüm'den.
Çünkü şöyle yazılmıştır: 'Rab diyor ki, `İntikam benimdir, ve onu alacak olan Benim.'
(Romalılar, 12:19)
"Luther şöyle demişti: İstediğim şekilde dua edemeyecek kadar kalbim soğuk olduğu zamanlar, aklıma düşmanlarımı getiririm.Öyle ki, kalbim öfke ve nefretle şişer ve o zaman tutkuyla dua edebilirim. Ve öfken ne kadar kızgın olursa, dualarım da o kadar güçlü olur."
Eric Hoffer, Kesin İnançlılar'dan
Raining blood
(Kan yağıyor)
From a lacerated sky
(Yırtılmış gökyüzünden)
Bleeding its horror
(Dehşet kanıyor)
Creating my structure
(Bedenimi yaratarak)
Now I shall reign in blood!
(Bundan böyle krallığım kanlı olacak!)
Slayer, Raining Blood (1986)
*
*
*
Yüzüme gülüp "böylesi daha hayırlıdır belki, iki çocuğum üzerine yemin ederim ki ben engellemedim senin tayinini, hem biz senden çok memnunuz, ayrıca İstanbullusun, evin var, düzenin kurulu, Diyarbakır'a gidip ne yapacaksın" sözleriyle timsah gözyaşları içerisinde karşıma geçip şirinlik muskası nevinden kırıtan yalancı müdürüm... Şerrimden sakın...
Geçmeyen öfkemle bekliyorum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!