Hamlet, Ophelia'ya...
“Bir rahibe manastırına çekil, günahkârlar doğuran biri olma. Ben hayli dürüst biriyim; buna rağmen, kendimi o denli suçlu buluyorum ki, keşke annem beni doğurmasaydı diyorum. Çok gururlu, intikamcı ve muhterisim, düşüncelerimle kuşatamayacağım, muhayyilemle şekillendiremeyeceğim ve işlemeye vakit yetiremeyeceğim kadar çok sayıda suçu işlemeye de müsâidim. Benim gibi insanlar semâ ile yeryüzü arasında ne diye sürüklenip dursunlar? Bizler adı çıkmış hilekârlarız; hiç birimize inanma. Bir manastıra çekilmeye bak.
”Hamlet, III, 1’den.
...
YanıtlaSilbir söğüt var şurada,ırmağın üstüne sarkmış,
gümüş yaprakları sularda yansıyan
ophelia oraya geldi garip çelenklerle,
düğün çiçekleri,sarı yaban otları,papatyalar,
bir de o uzun mor çiçeklerden,şu çobanların
söylemesi ayıp bir ad verdikleri,
genç kızların ölü parmağı dediği çiçekler.
orada,çelenklerini asmak için belki
tırmanırken söğüdün sarkan dallarına,
kıskanç bir dal kırılıvermiş
ve ophelia düşmüş bütün çiçekleriyle
gözyaşları içinde ırmağın.
etekleri açılıp yayılmış da sulara
bir süre kalmış ırmağın üstünde deniz kızı gibi
başına gelenden habersiz,
ya da sularda yaşamak için yaratılmış gibi,
türkü söylüyormuş ophelia
bölük börçük eski halk türküleri.
ama ne kadar sürebilir ki bu?
su içip ağırlaşınca etekleri
kesip zavallıcığın güzelim tatlı sesini
ölüm çamurlarına batırmışlar ophelia'yı.
Millais'in tablosu enfestir bu sahneyi resmetmekte:
YanıtlaSilhttp://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/9/94/John_Everett_Millais_-_Ophelia_-_Google_Art_Project.jpg