Cascaded darkness walls, (Kat kat karanlık duvarlar)
Closing on me. (Kapanıyor üstüme)
Nailed shut but my eyes still see. (Sımsıkı çivilenen gözlerim gene de görüyor her şeyi)
Severe anguish as my body evolves. (Şedîd ıstırapla genişliyor bedenim)
The pain of life after death it resolves. (Ölümden sonra hayatın acısı ile eriyor sanki)
Emptiness in twilight's rebirth, (Alacakaranlığın yeniden doğuşundaki boşluk gibi)
The faint sounds of shoveled earth. (Üzerine küreklerle toprak atılan dünyadan gelen baygın sesler)
Madness growing as your mind dissolves, (Delilik had safhada, aklın mülga olurken)
Merely secret in my dreams. (Yalnızca bir sır, rüyalarımda gizli)
Night grows cold, twilight's near, (Gece sarıyor buz gibi, alacakaranlık yakın)
On the edge of madness the wounds are sheared. (Çıldırtmanın sınırında acısı yaraların)
Forms of hanging, flesh shredded carcass (Türlü türlü idam şekilleri, kıyılmış insanların bedenleri)
No spared breath. (Bir soluk [almaları] dahi esirgenen)
Imprisoned in a shell, ready to explode. (Bir kabukta hapsolmuş, hazırlar infilaka)
Dead soul, (Ruh ölü)
Stone cold, (Taşlar soğuk)
Out into the night. (Gecenin içine doğru)
Voices inside my head (Kafamın içindeki sesler)
Hold me under. (Sımsıkı tutuyor beni)
Voices oppress. (Sesler zulmediyor)
Like roaring thunder. (Kükreyen gökgürültüsü gibi)
An echo bouncing inside my brain. (Beynim içinde tepiniyor bir yankı)
How much can I take of the pain, (Daha ne kadar çekebileceğimi bu acıyı)
The pain! (Acı!)
A war raging deep inside my head, (Öfkeli bir savaş sürüyor kafamın derinliklerinde)
A split decision that will end with me dead. (Kafamı çatlatacak bir hüküm bu, sonuçlanacak ölümümle)
You see the agony in my eyes, (Gözlerimdeki can çekişmeyi görüyorsun)
Protruding aimless, (amaçsızca pörtlekleşmiş halde)
I think it's time to die. (Sanırım artık ölme zamanı)
A cannibal's desire feeds the fire (Bir yamyamın tutkusu ateşi besliyor)
that burns in your head. (O ateş kafanın içinde yanıyor)
Intense pain eats away at your brain, (Yoğun ıstırap beynini yiyip bitiriyor)
Thorazine pumping through your veins. (Torazin pompalanıyor, damarlarından)
Death walks inside you, (Ölüm adımlıyor içinde)
Smell death around you (Kokla onu çevrende)
Hell's evil spell takes a soul, (Cehennemin laneti bir ruha sahip oluyor)
Hear the sound of the bell (Çan sesine kulak ver)
Counting off death tolls. ([Sanki] ölüme giriş vergisini sayıyor)
Laughing as you eternally rot, (Sonsuza dek çürümüşken sen, gülecek sana)
Searching for human flesh (O, ararken hayat süren bir bedeni)
And life's blood. (Ve yaşam veren kanı)
Slayer, Live Undead, 1988
Eğlenelim Öğrenelim: Torazin; ağır psikoz geçiren hastalara verilen bir tür ilaçtır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!