2 Eylül 2006 Cumartesi

bir başka alıntı...

“Bu biçimi kimse göremez. Evet, bir zamanlar insanlar onu görebiliyordu, ama şimdi zaman yakıp yıkma zamanı. Toprak, ağaçlar, insanlar, tanrılar zamanın gidişine uyuyorlar. Ruhlar ölüyor, bedenler ölüyor, biçimler bile ölüyor. Biçimim öldü.” Müzisyenler araya girmişlerdi. Salonda garip bir sükunet seziliyordu. Herkes Arjuna’nın (Hanuman’ın maskesi altında) söylediği sözleri düşünüyordu. İlk soruyu Kral Vitara sordu: “Hanuman şunu mu söyledi? Yakıp yıkma çağında yaşıyoruz mu dedi? ”
“Şunları da ekledi, dinleyin” dedi Yudiştra o zaman. Yüzü ciddileşti, birkaç adım yürüdü ve sanki konuşan Hanuman’mış gibi belleklerden silinmeyecek şu sözleri söyledi: “Barbar kralların, kokuşmuş dünyanın egemen olduğu, insanların kısa ömürlü, onaltı yaşından başlayarak saçlarının aklaşmış, bodur, güçsüz, cesaretsiz ve hepsi katı yürekli olduğu, insanların hayvanlarla çiftleştiği, kadınların ağızlarıyla sevişen birer fahişe olduğu, inekleri süt, ağaçları meyve vermez olmuş, çiçekleri tükenmiş, utanma sıkılma kalmamış, açgözlülük, dolandırıcılık, ticaretin alıp yürüdüğü bir başka çağın geldiğini görüyorum, Kaliyugadır bu, karanlık çağdır. Kır bir çöl oluyor, cinayet kentlerde kol geziyor, kan içen hayvanlar anayollarda uyuyor, kuraklık ve kıtlık kasıp kavuruyor, bütün suları gökyüzü içiyor, toprak ölü ve sıcak, o sırada rüzgarla gelen ateş havaya yükseliyor, yer altı dünyasını yok ediyor, rüzgar ve ateş dünyayı kireçleştiriyor, yıldırımdan çelenkleriyle deniz canavarlarına ve çatır çatır çöken kentlere benzer mavi, sarı ve kızıl bulutlar yükseliyor... Su düşüyor, su toprağı boğuyor, fırtına on iki yıl sürüyor, dağlar suları yarıyor, dünyayı göremiyorum artık... O zaman insansız, hayvansız, ağaçsız dünyada yalnızca gri bir deniz kalınca yaratıcı Baştanrı korkunç rüzgarı içer ve uyur.”
Salona bir sessizlik çöktü. [Mahabharata’dan]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!