27 Kasım 2006 Pazartesi

"Faydasız bir hayat, erken ölümdür" demiş Goethe...

Bir bahanem daha oldu böylece...

Kaldığı Yerden Slayer...

Şarkı sözü çevirilerimiz devam ediyor. Zaten bu berbat kasım ayı, bu iğrenç günler, bu bulanık halet-i ruhiye Slayer'dan fazlasını haketmiyor...


Üçüncü Bölüm:


"Undisputed Attitude" (1996)


Slayer'ın Undisputed Attitude (1996) albümlerinde geçen 'Disintegration' şarkılarından...

I want everything and every thing wants me
(Ben herşeyim ve her şey beni istiyor)
I want everything and every thing comes out of me
(Ben herşeyim ve herşey benden doğuyor)

Life is slavery working 9 to 5
(Hayat bir kölelik, dokuzdan beşe)
Waste your time working
(ziyan ediyorsun vaktini işte)
You might as well die
(Ölsen daha iyi)



"Diabolus In Musica" (1998)


In The Name Of God


I want to - Invite you (Davet etmek istiyorum seni)
Welcome you (Hoşça ağırlamak)
To my hate (Nefretimle)
To my scorn (Tahkirimle)
To myself (Kendimle)

Saturate you (Seni doyurmak)
Infest you (Sana zarar vermek)
Betray you (İhanet etmek)
Stimulate you (Ve kendime benzetmek)
So eager for my lies (Yalanlarım için öyle sabırsızım ki)
For my lies... (Yalanlarım…)
Lies in the name of God (Tanrı adına söylediğim yalanlar)
I take you (Seni alıyorum)
I play you (Seninle oynuyorum)
Invade you (Sana saldırıyor)
Lacerate you ([Bedenini] Yırtıyorum)
I scar your innocence (Masumiyetini yaralıyorum)
Masticate you (Seni çiğniyorum)
Ingest you (Yiyorum)
Become you (Sana dönüşüyorum)
Defenseless (Savunmasızken)
I fill your emptiness (Boşluğunu dolduruyorum)
With my lies... Lies (Yalanlarımla)
Lies in the name of God (Tanrı adına söylediğim yalanlarımla)

In this world of shit I exist
(Mevcut olduğum bu boktan dünyada)
Perfect world conforms I resist

(Bu kusursuz dünyaya ait her şeyi reddediyorum ben)
Disconnect the nerves from the spine

(Koparın birbirinden omurlardaki tüm sinirleri)
Desecrate the walls of the mind

(Yıkın zihnin önündeki duvarları)
Through these eyes no love is alive

(Bu gözlerde sevgi yaşamıyor)
Through these eyes unrest never dies

(Bu gözlerde karmaşa hiç dinmiyor)
Through these eyes compassion is lost

(Bu gözlerde tutku kayıp)
Through these lies await the Ungod
(Bu yalanlarda Tanrı olmayan yatıyor)

Antichrist is the name of God (Deccal ismidir Tanrının)
Antichrist is the name of God (Deccal ismidir Tanrının)
Antichrist is the name of God (Deccal ismidir Tanrının)
Antichrist is the name of God (Deccal ismidir Tanrının)



'Perversions Of Pain'


You better learn my name
(İsmimi öğrenirsen iyi edersin)
Cause I'm the one insane
(Çünkü aklını kaçırmış biriyim)
And I'm a constant threat
(Ve sabit bir tehdidim)
You run in fear from my dark silhouette
(Karanlık siluetimden, sen korkuyla yürürken)
Inside my violent mind
(Şedid dünyamda)
Chaos is all you'll find

(Tüm bulacağın kaostan ibaret)
Anarchy uncontained
(Kapsan(a) mayan anarşi)
Bear witness to the scorn of my campaign
(Hareketlerimdeki tahkire şehâdet et)

Perversions of pain
(Acının ayartması)
Seep from my eyes
(Sız gözlerimden)
Into your brain
(Doğruca senin beynine)
Visualize
(Canlandır hayal gücünde)

Within my world of hate
(Nefretle dolu dünyamın içinde)
Disruption I instate
(Ayrı bir yere koyarım fitneyi)
Malicious entity
(Art niyetli varlıktır o)
Defile and desecrate humanity
(İnsanlığı kirletip onu tezyif etmeli)
Alone they all will die
(Yapayalnız ölecek hepsi)
Corroding from inside
(İçten içe paslanarak)
With no one left to save them
(Kendilerini kurtarabilecek kimse kalmadığında)
As I'm dancing on their fucking graves
(Dans edeceğim lanet olası mezarlarında)


Take a look into my mind
(Bir göz at aklıma)
Where pleasure is refined

(Hazzın rafine olduğu)
Endless burning holes

(Sonsuz yanan çukurlarına)
Of scarred souls (Yaralı ruhların)


Step inside my world of hate
(Nefret dünyama adım at)
Where everything mutates

(Herşeyin değiştiği yere)
Your senses under siege

(Duyuların kuşatma altında)
Ingest the virtues I feed

(Besleyip büyüttüğüm faziletleri indir midene)

A higher level of pain
(Daha yüksek bir derecesi ızdırabın)
Is racing through my veins
(Gözükara akıyor damarlarında)
There's nothing more intense
(Daha yoğun bir şey yok)
Than mental misery that I dispense
(Üstesinden geldiğim bu akıl hastalığından gayrı)
So follow right along
(O zaman şimdi takip et)
Observe a fresh new dawn
(Yeni günün doğuşunu izle)
Of super sensation
(Üstün hislerden kaynaklanan)
My realm of torture stimulation
(İşkencenin teşvik edildiği krallığımda)



Death’s Head


Death's pointed at your head
(Ölüm işaret ediyor kellene doğru)
Your mind's on the trigger- pull it
(Aklın tetikte – hadi çek onu)
Bludgeon bodies give up their muted horror story
(Bodur vücutlar sessiz korku hikayesi [oyununu] bırakıyor)
Scene of your rage
(Hiddetinin arz-ı endamı)
Death is not strange
(Garip [bir şey] değildir ki ölüm)
Blood on the walls
(Duvarlardaki kan)
You stand alone satisfied
(Mutmaîn duruyorsun ayakta, tek başına)

I'll wake the silence in you
(İçindeki sükûneti ben uyandıracağım)
I'll shoot the violence through you
(Şiddeti senin içinden vuracağım)

Terrified by the thought that you are all alone
(Yalnız olduğun düşüncesiyle dehşete kapılıyorsun)
Paralyzed by the fact that you are not alone

(Yalnız olmadığın gerçeğini kavrayıp [korkudan] felç oluyorsun)
You're losing your mind, I´m losing control
(Sen aklını yitiriyorsun, bense kontrolümü)
You're losing your mind, as I bury your world
(Aklını kaybediyorsun, ben dünyanı toprağa gömerken)
I'll wake the silence in you
(İçindeki sükûneti ben uyandıracağım)
I'll shoot the violence through you
(Şiddeti senin içinden vuracağım)

I can't remember yet someone always seems to die
(Ölüme her daim bu denli yakın birini gördüğümü anımsamıyorum)
You are the reason why I became the chosen one
(Seçilmiş kişi olmamın nedenisin sen)
I've got the right
(Hakikâtı buldum ben)
God makes no sense
(Hiç bir şey ifade etmiyor Tanrı)
I've got the right
(Gerçeği buldum ben)
I feel my back against the wall
(Sırtım duvara dayalı)

Death's pointed at your head
(Ölüm işaret ediyor kellene doğru)
Your mind's on the trigger pull it
(Aklın tetikte - çek onu)
Bludgeon bodies give up their muted horror story
(Bodur vücutlar sessiz korku hikayesini bıraktı)
Scene of my rage
(Gazabımın arz-ı endamı)
Scene of my rage
(Gazabımın arz-ı endamı)
Death is your name
(Ölüm senin adın)
You're facing your grave
(Yüzleştiğin ise senin mezarın)

I taste your tears caress your face
(Yüzünü okşayan gözyaşlarını tadıyorum)
I watch you lie insane
(Çıldırmış halde yatarken sen, izliyorum)
Dying for love
(Ölmek sevgi uğruna)
Praying to die
(Dua etmek, ölme arzusuyla)
I want what's inside you
(Senin içindekini istiyorum ben)

Dressed in your blood
(Kan giyinmişsin)
Your wear it well

(Sana çok yakışmış)
Dying because I care
(Ölüyorsun çünkü seni önemsiyorum ben)
Your eyes are wide but you can't see
(Gözlerin kocaman kocaman oldu ama göremiyorsun)
Rotting my lust away
(Bu halin hevesimi arttırıyor)

I'll shoot the violence through you
(Şiddeti senin içinden vuracağım)
And I wake the parts that´s dead
(Ve sendeki ölü parçalar uyanacak)
I hate the silence in you
(Sendeki sükunetten nefret ediyorum)
I want what's in you head
(Kafanın içindekini istiyorum)