7 Şubat 2024 Çarşamba

Kargo Esareti üzerine...

Önce Havva, sonrasında ben iyileştim de, aradan on gün geçtikten sonra bu defa anne-babam Covid oldular. Şimdilerde evdeler, annem görece daha ağır geçiriyor, vitaminlerini, ilaçlarını götürdük, Havva birkaç günlük yemeklerini hazırladı, bugün, testte pozitif çıktıkları üçüncü gün. Hoş, babama test yapmadık, gerek yok, annem pozitif çıktığına göre babam da öyledir, ikisi de aynı semptomları gösteriyorlar – üstelik babamda daha önce başladı. Bu arada Havva da ben de covidi daha yeni atlattığımız için antikor seviyemizin yüksek olduğu ön kabulüyle rahat, maskesiz duruyoruz yanlarında.


Dün, yani ikinci günlerinde ilk gün olduğu gibi gene evlerine gidip onları görmek, eksikleri varsa gidermek, hiç yoksa da yanlarında durmak istedik. Fakat Havva bir kargo bekliyordu; kargo teslimat kardeşi olan 17 numaralı dairedeki hanımı aradı, evde olmayacağız, size bırakabilirler mi diye. Meğer o da evde yokmuş, o da aynı şeyi bizden rica edecekmiş. Bu de hem Havva, hem 17 numarada oturan hanım, 1 numaralı dairedeki kedi manyağı kadını aradılar, kargolarını ona teslim etsinler diye. Kedi manyağının da kuzeninin imam nikahı varmış, oraya gidecekmiş. 


Geçen sene köpek almaya niyetlendiğimizde uyarılardan biri şuydu; ‘hayatınız eskisi gibi olmayacak, tüm planlarınıza, yaşam tarzını köpeği eklemlemelisiniz, her gün iki, belki üç kez sokağa çıkartılmalı, gece yalnız kalmamalı’ vs. Aslında bu açıkça köpeğe esir olmak demek, söz gelimi sevgilinde, metresinde geceleyecek olsa insan, sabah kahvaltı yapamaz o kişiyle, eve dönüp köpeği sokağa çıkartmak ve sıçtırmak, işetmek zorunda. Ya da amcasının oğlu hastanede yatarken yanında refakatçi kalamaz. Böyle bir saçmalık. Ama gene de bu durum belli planlarla veya bir şekilde organize edilebilir. Kargo esareti ise öyle değil. Sabah SMS geliyor, ‘… kargonuz dağıtıma çıkmıştır, gün içinde teslim edilecektir.’ diye. Sabah 9.30 da kapı çalabilir ya da akşam 17.45’te. Otur bekle. 


Havva’ya döndüm, “aşkım, sen annemlere git, onlarla ilgilen, ben bizim ve 17 numaralı dairenin kargosunu bekleyeyim, teslim alınca ben de gelirim annemlere,’ dedim. Çok iyi fikirmiş. Havva çıktı, biraz ilgilendi onlarla, mutfağı toparlamış, sonra eve döndü. Ben bekledim onu. Sıra benim annemlere ziyaretimdeydi, tam o sırada kapı çaldı, Havva yeni dönmüş, ben de çıkmak için giyinirken. Kargo. 


Şimdi burada en ufak bir hakaret etme istemi olmadan sadece teşbih olarak “kargocular sıçmak için sizi sokağa ne zaman çıkartacağı belli olmayan köpeklerdir” diye bir aforizma yazasım geliyor, tabi ki onların hiçbir kabahati yok, ne var ki hayatı çılgınca kolaylaştırdığı düşünülen e-alışveriş, aslında eve hapsediyor insanı olmadık şekilde. Özellikle Havva’nın haftanın yarısı okula gittiği, diğer günler de farklı sebeplerle (çoğu iş) dışarıda olduğu geçtiğimiz aylarda evde sayısız kargo bekleme nöbeti tuttuğumu anlatamam.



“Hoş geldin kızım. Niye zahmet ettin? Yalnız mısın? Oğlum nerede?”

“Evde baba, kargo bekliyor, ben geldim onun yerine.”



Not: 17 numaranın kargosu gelmedi.