27 Nisan 2009 Pazartesi

Ah be Dostum...

Hatırlar mısın, çok seneler evvel, ikinci sınıftayken biz, okuldaki bilgi yarışmasında benim bulunduğum grup şampiyon olmuştu da, finalde sizi yenip ödülü almamızın ardından "adın Oğuz mudur nedir, bunun ertesi yılı da var, bekle de gör, rövanşı alacağım senden" diye söylenmiştin... Ertesi yıl yapılan yarışmada ben bu defa izleyici olmak istemiş ve seyirci koltuğunda otururken, tek başına show yapıyordun yarışmada, benim sıfınıma karşı. Derken bir soru soruldu:

"Protestanlığın kurucusu Alman Din Adamı'nın ismi nedir?"

Herkesten evvel butona basıp heyecanla cevap verdin: "Martin Luther King!"

Doğru kabul edildi senin yanıtın, bir puan daha aldı sınıfının grubu ve sonraki soruya geçildi. Bense bu cevabın üzerine oturduğum koltuktan fırladım, diğer izleyicileri atlayıp protokol sırasının yanında duran yarışmayı organize eden adamın yanına kadar ulaşıp, "az evvel verilen cevap Martin Luther King'di ama tam adı Martin Luther King olan kişi 20. yüzyılda yaşamış zenci liderdir, doğru kabul edilmemeli bu yanıt. Doğru cevap sadece Martin Luther olmalı, müdahele etmeniz gerektiğini düşünüyorum" şeklinde itiraz etmiştim.

Bunun üzerine organizatör vasıflı kişi iki saniye düşündükten sonra, soru arasında kürsüye çıkıp sunucuyu kenara iterek önceki sorunun yanlış cevaplandığını söylemiş ve cevabı da iptal etmişti.

O sırada bana nasıl baktığını çok iyi anımsıyorum. Yarışma senin o moral bozukluğu ile benim sınıfımın lehine dönmüş, bense seyirci iken bile gene seni alt etmeyi becermiştim.

Yarışma sonrası bana oturaklı bir küfür ettiğini de ben anımsıyorum. Ama gülerek, başını iki yana sallayarak ettiğin bir küfürdü bu.

Seni tanıdığım Onaltı yıldır başka da bir kötü söz işitmedim senden.





Sen bugün gittin. Daha geçen hafta, çarşamba günü kahvaltıda, perşembe günü öğleden sonra çay-sigara muhabbetinde beraberdik. Bizimle oturan T.'ye "ulan bu herif ne kadar yakışıklı, geçen yıllar sadece beni mi vuruyor a.q." demiş, bir de maşallah eklemiştim de, "abi yarını düşünmezsen genç kalırsın." şeklindeki mukabelene de gülümseyerek cevap vermiştim.

Gittiğin yerde gelecek zaman yok. Şimdik zaman da yok. Sadece geniş zaman kipleri kullanılır orada.

Yarışmaları her defasında elinden almıştım ama bu defa sen oldun birinci. Ötekiler buna nazaran mutlak butlan hükmünde kalıyor... Büyük yarışı sen kazandın. İkincilerden değilsin, düpedüz birincisin sen... Tüm o sıcak gülümsemelerinle, ele avuca sığmaz hareketliliğinle, "dostum" diye başlayan cümlelerinle...

Ulan öldün be güzel dostum...

Mekanın cennet olsun...